Komşumuz Gürcistan’ın siyasi hayatında çok etkili iki kadın var: Nino Burjanadze ve Salome Zurabaşvili... Nino Burjanadze, Şevardnadze iktidarına iki yıl kadar önce son veren ‘Gül Devrimi’nin liderlerinden; bugün meclis başkanı olarak güçlü bir konumda görev yapıyor. Diğer etkili kadın Zurabaşvili ise geçen hafta salı gününe kadar dışişleri bakanıydı; artık değil; geçen çarşamba Başbakan Nogaydeli tarafından alışılmadık biçimde aniden görevinden alındı.
Salome Zurabaşvili, çok özel bir bakandı gerçekte. 1920’lerde Fransa’ya göç eden seçkin bir Gürcü aileye mensup, Fransa’da doğup büyüyen, Fransız devlet kademeleri ve diplomasisinde çok yüksek mevkilere çıkmış, önemli görevlerde bulunmuş biriydi. Fransız üniversitelerinin yanı sıra Columbia Üniversitesi’nde öğrenim görmüş olan bu kadın, Fransız Cumhurbaşkanı Chirac’ın da himayesi altında başbakanlığa bağlı Milli Savunma Sekreterliği’nin stratejik ve milletlerarası dairesi gibi önemli makamlarda, NATO ve Avrupa Birliği kurumlarında da görev yapmış, en son olarak geçen yıl mart ayına kadar Fransa’nın Tiflis büyükelçisi olarak Fransa’yı Gürcistan’da temsil etmişti.
Zurabaşvili, geçen yıl mart ayında Chirac’tan alınan özel izinle Gürcistan Cumhurbaşkanı Saakaşvili tarafından Gürcü vatandaşı yapılmış ve akabinde dışişleri bakanlığına atanmıştı.
Bu özelliklere ve Saakaşvili’nin itimat ve güvenine sahip Zurabaşvili, bakan olduktan sonra pek çok başarıya imza attı. Özellikle de Rusya ile bu ülkenin Gürcistan’daki üslerinin tasfiyesi ile ilgili olarak yürütülen uzun ve zorlu müzakerelerin başarıyla sonuçlandırılmasında Zurabaşvili’nin en önemli rolü oynadığı ilgili bütün çevrelerin kabul ettiği bir gerçek. Zurabaşvili için en çok söylenen şey, onun çok iyi bir diplomat, çok iyi bir müzakereci; ama iyi bir yönetici, iyi bir siyasetçi olamadığı şeklinde. Nitekim, uhdesindeki bakanlığı iyi yönetemediği, bakanlıkta kendisine yakın olanları koruyup kolladığı, kayırmacılık yaptığı, bakanlıktaki eski tüfekleri kızdırdığı, Gürcistan’ın tepedeki siyasi dengelerini anlamadığı, kendi bakanlığıyla ilgili olarak parlamentoyu devre dışı bırakmaya çalıştığı ve en çok da Nino Burjanadze ile çekiştiği için görevden alındığı söyleniyor bugün.
Zurabaşvili’nin Burjanadze ile olan çekişmesi hem şahsi ve hem de siyasi boyutları olan değişik bir vakıa. Her ikisinin baştan beri yıldızlarının barışmadığı, birbirlerine karşı alt etme oyunlarına başvurdukları, Zurabaşvili’nin, Burjanadze dış seyahatlerde iken gittiği ülkelerdeki diplomatları geriye çektiği, Burjanadze’yi bu seyahatlerinde diplomatik anlamda yalnız bıraktığı, Burjanadze’nin ise Zurabaşvili’nin atamak istediği diplomatların parlamento tarafından retlerini sağladığı, kısacası ikisinin birbirlerine karşı zaman zaman açıkta, zaman zaman geri planda kıyasıya bir şahsi mücadele verdikleri, bu mücadelede Burjanadze’ye, Parlamento Dışilişkiler Komitesi Başkanı Kote Gabaşvili’nin yakın destek verdiği biliniyor.
Bütün bu faktörlerin de ötesinde Zurabaşvili’nin, ‘Gül Devrimi’nden sonra tepede oluşan ve Saakaşvili-Zuvanya-Burjanadze’nin hakim olduğu üç ayaklı siyasi dengede Zuvanya’nın ölümüyle ortaya çıkan yeni dengeyi, özellikle de meclis başkanı olarak Burjanadze’nin belirleyici etkin rolünü tam değerlendirmediği ve en başta bu değerlendirme hatası sonucu gözden düşüp bakanlıktan olduğu anlaşılıyor.
Bugün Gürcü siyaseti anlaşılması çok zor, her gün değişen dinamiklerin hakim olduğu netameli bir siyaset. Bayan Zurabaşvili, bu siyaseti anlayamadığı için gitti; ama o ülkeden ayrılmayacağının, muhtemelen siyasete gireceğinin işaretlerini veriyor bugün. Bilinmez, belki Gürcü siyasetini dışarıdan daha iyi anlar ve belki de iyi bir siyasetçi olur çıkar sonunda...