Üye Girişi | Yeni Üyelik
   21 Mayıs 2012 Pazartesi
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Amerika
Avrupa Birliği
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Sivil Toplum Kuruluşları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Karadeniz
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Rusya'nın Kıbrıs'a Bakışı
02 Mayıs 2004 Kıbrıs [10] [12] [14] [16]
 Gözde KILIÇ YAŞIN
Gözde KILIÇ YAŞIN
Bölge Uzmanı
Balkanlar
Hakkında - Arşivi

Kıbrıs’ta iki halkın eş zamanlı olarak oyladığı referanduma sayılı günler kalmışken Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde ABD ve İngiltere’nin sunduğu karar tasarısı, kafaları karıştırmış ve BM’nin amacını aşan bir karar almak üzere olduğu endişesi yaşatmıştır.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)’nin, son seçimlerde aldığı % 34’lük oy oranı ile en büyük partisi konumunda olan AKEL, hatırlanacağı üzere, yeterli güvenlik garantilerini içermemesi nedeniyle Annan Planı’nı desteklemeyeceklerini açıklamıştır. Kıbrıs Rum kesimi üzerindeki etkisini arttıran AKEL, Avrupa Birliği (AB), BM ve ABD tarafından yoğun baskı altında bırakılmıştır. AKEL, bu doğrultuda, BM’den birleşmenin gerçekleşmesinden sonra Annan Planı’nın uygulanacağının garanti edilmesini ve Güvenlik Konseyi’nden resmen güvence verilmesini istemiş, aksi takdirde “hayır”larının kesinleşeceğini belirtmiştir.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın da Ada'daki halkın cesaretlendirilmesi amacıyla gündeme getirdiği bu talep, İngiltere’nin hazırladığı ve ABD’nin de desteklediği bir karar tasarısını ortaya çıkarmıştır.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sunduğu rapor çerçevesinde, adada yeni bir BM Barış Gücü kurulmasını öngören ve silah ambargosu getiren karar tasarısı, BM Daimi Statüsü’nün 7. Bölümü’ne atıf yapmaktadır. Atıfta bulunulan 7. Bölüm’ün 41. maddesi, Güvenlik Konseyi’nin, kararlarına etkinlik kazandırmak için bölgenin her türlü iletişiminin ve diplomatik ilişkilerinin kısmen veya tamamen durdurulması önlemlerini alabileceğini; 42. maddesi ise bu önlemlerin yetersiz kalması durumunda Güvenlik Konseyi’nin hava, deniz veya kara güçlerini kullanarak harekete geçebileceğini düzenlemektedir.

Anlaşılacağı üzere, karar tasarısında atıf yapılan bu maddeler, Annan Plan’ın işlerliğinin ve uygulanabilirliğinin garanti edilmesini sağlamak amacını aşmakta ve henüz birleşme sağlanmamışken bile Ada’da bir savaş durumunu kabul etmektedir. Öte yandan, Güvenlik Konseyi’nde görüşülen bu karar tasarısı, Annan Planı ile şekli değiştirilen Türkiye Garantörlüğü’nü bu maddeler doğrultusunda etkisizleştirmekte ve Türkiye’yi de hareketsizleştirilmektedir. Karar tasarısı, Annan Planı düzenlenen Ada’da kalacak olan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin durumunda bir değişiklik yapmasa da hareket kabiliyetinin imkansızlaştırıldığını kesinleştiren bir belge olma niteliği taşımaktadır. Karar tasarısı, Türkiye’nin 1959 tarihli Londra ve Zürih Antlaşmaları ile kazandığı Garantörlük hakları ve yükümlülüklerinin BM Barış Gücü askerlerine devredildiğini, birleşmenin sağlanmasından önce kesinleştirmektedir.

Hazırlanan karar tasarısı, 15 üyeden oluşan BM Güvenlik Konseyi’nde görüşülmüş ve 14 üye tarafından uygun görülmüştür. Konseyin veto hakkına sahip 5 daimi üyesinden biri olan Rusya’nın kararı veto etmesi ise Kıbrıs konusundaki karar tasarısının reddedilmesine sebep olmuştur. Rusya, referandumdan önce BM Güvenlik Konseyi’nce böylesi bir kararın alınmasını referandumun sonucunu etkileyici bir müdahale olacağı gerekçesiyle veto ettiğini açıklamıştır. Rusya Federasyonu'nun Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Büyükelçi Gennadiy Gatilov, vetonun politik değil teknik bir içerik taşıdığı şeklinde açıklama yapmıştır.

Özellikle, ABD’nin Çeçenistan konusunu Rusya’nın içişleri olduğunu kabul eden yaklaşımları nedeniyle Rusya, 1994’ten bu yana ABD tarafından kabul gören kararları veto etmemektedir. Bu nedenle Kıbrıs konusundaki karar tasarısını veto edeceği beklenmekteyse de bunu hangi gerekçeyi göstererek yapacağı merak edilmekteydi. Yapılan açıklamalar ve gösterilen nedenler, esasen tatmin edici olmasa da Rusya’nın diplomasi sanatını iyi kullanarak, politik bir söylemi tercih ettiği görülmektedir.

Rusya’nın veto nedeni hakkında bir çok değerlendirme ve yorum yapmak mümkün olsa da bunların en başında söylenmesi gereken, Kıbrıs konusunda kendisini söz sahibi olarak görmesi ve kendi toprakları ile ilgili duyduğu kaygılar olacaktır. Güney Kıbrıs Rum kesimi Dışişleri Bakanı Georgias Yakov’un 20 Nisan’daki Moskova ziyaretinin de “veto” üzerinde etkisi olduğu düşünülse de bu kararın verilmesinde, Rusya’nın kendi haklı gerekçelerinin yeterli olduğunun unutulmaması gerekmektedir.

Rusya ile GKRY arasındaki ekonomik ilişkileri sıcak tutan Ortodoksluk bağı, Batı tarafından sıkıştırılmış ve baskı altına alınmış olan GKRY’nin Rusya’dan medet ummasına neden olmaktadır. Rusya’nın Kıbrıs’ın birleştirilmesinde kendisini söz sahibi olarak görmesinin altında da bu nedene ek olarak, GKRY’nin silahlanmada Rusya ile yürüttüğü işbirliğinin alınacak karar tasarısındaki ambargo nedeniyle engellenmesi de bulunmaktadır.

Bunların dışında, Kıbrıs için böylesi bir karar tasarısının kabul edilmesi halinde benzer tasarıların Rusya’nın toprakları açısından da gündeme getirilmesinin önü açılmış olacaktır. Bir federasyon olması nedeniyle, tehlikeyi sadece Çeçenistan ile ilgili olarak düşünme lüksüne sahip olmayan Rusya, “veto”su ile bir devlet refleksi göstermiş durumdadır.

Öte yandan, Kıbrıs’ın bir plan çerçevesinde birleştirilmesi çalışmaları sürerken bir şekilde dışarıda kalan veya dışarıda bırakılan Rusya kararı veto etmekle, ABD ve AB birlikteliğinin karşısında olduğunu göstermiş olmuştur. ABD’nin bir yandan Türkistan bölgesinde artan faaliyetleri bir yandan güney Kafkasya’ya yerleşme çabalarını ihtiyatla izleyen Rusya’nın, eski Sovyetler Birliği (SSCB) toprağı olan üç Baltık ülkesi Estonya, Letonya ve Litvanya’nın 29 Mart 2004’te resmen ABD güdümündeki NATO’nun üyesi yapılmasından rahatsızlık duyduğu anlaşılmaktadır. Büyük Ortadoğu Projesi’nin(BOP) bir boyutunun da eski küresel aktörün çevrelenmesi olduğunun farkında olan Rusya, Kıbrıs konusundaki karar tasarısını veto etmekle BOP’un önemli ayaklarından birisi olan Kıbrıs’ın kısa sürede ABD askeri üssü haline getirilmesine karşı olduğunu da ifade etmiş durumdadır. Yani Rusya, Avrasyacı bir yaklaşımla Atlantikçi genişlemenin önünü kesme niyetini ortaya koymuş bulunmaktadır.

Rusya’nın vetosunun engellediği BM Güvenlik Konseyi garantisi, AKEL’in Annan Planı’na dönük kararının “hayır” yönünde netleşmesine sebep olmuştur. KKTC’den çıkan %65lik “evet” çoğunluğu bağlamında değerlendirildiğinde, Kıbrıs Türkleri açısından “kötünün iyisi” bir durum yaratmaktadır. AKEL’in “hayır”ının, Rum kesimindeki “hayır”ın oranını artırması, Annan Planı’nın geçerliliğini yitirmesine sebep olmuştur. Ada’da iki “evet”in çıkmasındansa bir “evet”e karşı bir “hayır”ın çıkması ise Kıbrıs Türklerinin durumu ve KKTC yerleşmiş devlet tezleri açısından daha kabul edilebilir bir netice olmuştur.

Kıbrıs Türkleri, Rumların “hayır” dediği Annan Planı’na “evet” demekle, şimdilik sadece dünya devletlerinin “sempatisini” kazanmış durumdadır. Çözümsüzlüğün Rum tarafından kaynaklandığını gösteren referandum sonuçlarının Kıbrıs Türkleri açısından ekonomik ve siyasi anlamda olumlu sonuç doğurması ise zaman içinde gösterilecek diplomatik girişim ve dirayete bağlı kalmış durumdadır.

Kıbrıs Türklerinin durumunun belirlenmesinde KKTC’nin ve Türkiye’nin rolü, küresel ve bölgesel güçlerin rolünün yanında küçük ve anlamsız kalmaktadır. KKTC’nin tanınmasının veya ekonomik gelişiminin önünün açılması, özellikle ABD’nin girişimlerine bağlı durumdadır. Bu anlamda BM Güvenlik Konseyi, referandumdan hemen sonra Kıbrıs Türklerinin durumunun iyileştirilmesi amacıyla toplanmıştır. Rusya, Annan Planı’na güvence verilmesi ile ilgili olarak hazırlanan karar tasarısını “veto” ettiği gibi yukarıda bahsi geçen nedenler çerçevesinde ambargoların kaldırılması ile sonuçlanacak bir sürece daha başından karşı çıkmıştır.

ABD’nin, Ada’nın kuzeyine yerleşme girişimine önümüzdeki dönemde fiilen başlayacağı, artık kaçınılmaz bir gelecek olarak karşımızda durmaktadır. Dünya gözünde haklılığını kanıtlamış bir KKTC’nin ekonomik ve siyasi ilişkilerini dünya ile başlatması ise ABD’nin gelecek tasarımında Ada’ya biçtiği rolü hayata geçirmesinde bir kolaylık ve meşruiyet sağlayacaktır. Bunun dışında, ABD açısından aslında, KKTC’nin tanınması ile tanınmaması arasında bir farklılık bulunmamaktadır; çünkü ABD’nin her duruma ilişkin bir çıkış noktası ve o noktayı da hedefe ulaştıran tasarlanmış bir yolu bulunmaktadır.

Bu doğrultuda ele alındığında, Rusya’nın Atlantikçilerin Akdeniz hakimiyetinin önüne geçebilmesi, en azından bu süreçte pek mümkün gözükmemektedir. Rusya, BM Güvenlik Konseyi’nde önüne gelen Kıbrıs Türkleri ile ilgili tasarıları “veto” etmeye devam etse de Rusya’nın engelleri, KKTC’nin geleceğinin asıl belirleneceği yer olarak gözüken NATO içinde etkisiz kalacaktır. İstanbul’da 28-29 Haziran’da toplanacak olan NATO Zirvesi’nde KKTC’ye biçilecek rol, Rusya’nın şimdilik duracağı noktayı da belirlemiş olacaktır. http://www.kibris.gen.tr/turkce/index.php



http://www.turksam.org/tr/a49.html
Arkadaşına Gönder 5722 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Kıbrıs 
Ençok Okunanlar
Kıbrıs'ta Yeni Planlar
6726 kez okundu.
Rusya'nın Kıbrıs'a Bakışı
5722 kez okundu.
KKTC'nin Seçimi
5683 kez okundu.
Kıbrıs Laboratuvarı
5246 kez okundu.
Azerbaycanlı İşadamlarının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini Ziyaret Etmesi
3675 kez okundu.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
51397 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
36741 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
19831 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
18400 kez okundu.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
16951 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
10 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Türk-İsrail İlişkileri Kopma Noktasında
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2012 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 1309 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.