Bazı milletler tarihte yetiştirdiği kişilerle gurur duyar, bazıları en zor şartlarda kazandıkları zaferle tarihe adını yazdırır, bazıları bilim ve sanat alanında elde ettikleri başarılarla, bazıları da kurdukları imparatorluklarla övünürler. Bu gayet doğaldır, yukarıda ifade edilen değerlerin birine sahip olan her hangi bir milletin övünmeye hakkı vardır.
Bazı topluluklar da birlikte yaşadıkları milletlerin, daha doğrusu yüz yıllardır tebaası oldukları devletlerin büyüklüğü altında ezilmemeleri için asırlar boyunca bilinç altında yer edinen ve daha sonraları da paranoyaya dönüşen sosyal psikolojik bir hastalık yaşamaktadır. Bu tür tarihsel sosyal psikolojik hastalık yaşayan topluluklardan biri de Ermenilerdir.
Ermeniler bin yıldır ne büyük bir devlet kurmuş[1] ne de insanlık adına önemli katkı sağlayan bir fert yetiştirmişlerdir. Yaşadıkları coğrafyada Türklerin, Arapların, Farsların ve Yunanlıların sahip oldukları kültür ve tarihe kıskançlıkla yanaşan Ermeniler, sosyal psikolojik bunalımdan kurtulmak için bu milletlerin kültür ve tarihini imha etmeye, küçültmeye çalışmış ve yahut kendi kültür ve tarihlerini inanılmaz bir ölçüde abartmışlardır. Küçük ve verimsiz toplulukların tepki göstererek bu tür savunma mekanizması kurmaları doğaldır.
1990’lı yılların başlarından itibaren Avrupa ve Amerika’da sözde Ermeni soykırımının tanınması bakımından Ermenistan ve Ermeni diasporası başarılı bir politika izlemiştir. Ermenistan ve diaspora kuruluşları milli birlik ve dayanışmayı sağlamak bakımından 15. yüzyıldan bugüne kadar hiçbir Ermeniye aziz unvanı verilmediğini (aziz unvanını en son 15. yüzyılda Datevli Grigor almıştır) dikkate alarak yeni bir aziz bulmak arayışı içindedir. Bu tür bir ulusal problemin çözüm yolu Cenevre Ermeni Kilisesi ruhani lideri Papaz Dr. Abel Manukyan tarafından hazırlanan 'Ermeni Kilisesinin Yeni Azizleri Olmayacak mı?' adlı bir broşürde gösterilmiştir.[2] Manukyan hazırladığı broşürde, sözde Ermeni soykırımında ölenlerin Komitas vartabet (üstad) şahsında (gerçek adı Soğomon Gevorki Soğomonyan’dır) azizlik mertebesine yükseltilmesini önermiştir.
Komitas kimdir?
Komitas-Soğomon Gevorki Soğomonyan,[3] 26 Eylül 1869’da Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde doğmuştur. 1893’te Eçmiadzin Ruhani Akademisini bitirmiştir. 1896-1999 yılları arasında müzik tarihi ve teorisi ile ilgilenmiştir. 1899 yılına kadar Eçmiadzin’de yaşamış ve Akademi korosu başkanlığı görevinde bulunmuştur. Kilise konservatuarı yetkilileri ile ciddi sorunlar yaşadığı için onlarla anlaşamamış ve 1910’da İstanbul’a yerleşmiştir. Soğomon, 7. yüzyılda yaşamış Ermeni şairi, müzisyeni ve Katogikosu Komitas’ın adını almıştır. Daha sonraları vardapet-usta adını alarak Komitas vardapet olarak anılmıştır. İstanbul’a yerleştikten sonra bölücü faaliyetlerde bulunmuş, Taşnaksutyun ve Hınçak Partileri ile işbirliği yapmıştır. Osmanlı Dahiliye Nezareti’nin 24 Nisan 1915’te Ermeni dernek ve komite liderlerinin tutuklanması hakkında aldığı bir karar çerçevesinde tutuklanmış ancak yabancı devletlerin hükümete yaptıkları baskılar sonucunda çok kısa bir süre sonra salıverilmiştir. 1919’dan itibaren Paris’te yaşamıştır. Komitas ömrünün son 20 yılını ciddi bir psikolojik bunalım içinde yaşamıştır. Bunun nedeni ise Komitas’ın ayyaş bir hayat tarzı yaşaması ve güya 1915’te Ermenilere karşı yapılan sözde soykırım zamanı geçirdiği sarsıntı olarak gösterilmektedir. Komitas 1936’da hayatını kaybetmiştir. Ölümünden bir yıl sonra cenazesi Ermenistan’a getirilmiş ve Erivan’da defnedilmiştir. 1925’te onun adına müzik grubu kurulmuştur. 1948’den beri ise Ermenistan konservatuarı onun adını taşımaktadır. Şaibeli bir hayat yaşayan Komitas, Ermenistan hükümeti ve Ermeni diasporasının sözde Ermeni soykırımı konusunda yapılan ciddi propaganda çalışmaları sonucunda soykırım kurbanlarının sembolü olarak Amerika ve Avrupa kamu oyuna tanıtılmaya çalışılmıştır. 24 Nisan 2003 tarihinde Paris’in Kanada Meydanı’nda Komitas’ın bronz heykeli dikilmiştir.
Genel değerlendirme
Manukyan bu teklifi ile sözde Ermeni soykırımını hem ulusal ve uluslararası alanda müzakere konusu etmeyi, hem de milli birlik ve dayanışmanın sağlanmasını pratik bir şekilde formüle etmeyi hedeflemiştir. Ama önerdiği kişi ve sözde soykırım kurbanları iddiası yalan ve iftiraya dayandığı için verdiği bu teklif ahlak normlarına uymamaktadır (Komitas sözde soykırım kurbanı değildir). Manukyan, milli birlik ve dayanışmayı sağlamaya çalışıyorsa özellikle, Ermeni tarihinde sıkça rastlanmayan ahlak kurallarını göz ardı etmemelidir. Manukyan bunun için Aralık 1988 depreminde hayatını kaybedenleri, Ermenistan’ın 1991-1994 yılları arasında Azerbaycan topraklarını işgal ettiği bir dönemde açlık ve sefaletten ölen insanları veya 27 Ekim 1999’da Ermenistan Parlamentosuna düzenlenen saldırı zamanı hayatlarını kaybeden devlet adamlarının azizlik rütbesine yükseltilmesi üzerinde düşünmelidir. Manukyan’ın üzerinde çalıştığı bu aziz projesi Ermenilerin ne kadar kibirli ve tarihi ile yüzleşmekten çekinen bir toplum olduğunun kanıtıdır. Aziz unvanı herhangi kimsenin teklifi ile verilmiyor, aziz unvanını milletin bu unvanı hak eden şahsa olan sevgisi ve saygısı verebilir. Tarihin karanlığında olmayan bir kahraman arayarak ona aziz unvanı vermek, bu arada Türk ve Müslüman düşmanlığının propagandasını yapmak hiçbir millete yakışmadığı gibi Ermeni toplumuna da yakışmaz. Ermeniler bu paranoyadan bir an önce kurtulmaya çalışmalı, siyasi, ekonomik problemleri ve ülke nüfusunun neden üçte ikisinin yurt dışında yaşadığını tartışmalı ve çözüm yollarını aramalıdırlar. Aziz unvanı verilmesi düşünülen Komitas’ın bu sorunları halledebileceğini hiç kimse iddia edemez.
[1] Jerarad Libaridyan, Ermenilerin Devletleşme Sınavı, (Çev:Alma Taşlıca), İletişim Yayınları, I. Baskı, İstanbul, 2001.
[2] 1915 Şehitlerine ve Komitas’a Azizlik Mertebesi Fikri Olgunlaşmakta, Bkz: http://www.azg.am/?&
num=2005072902