11 Eylül 2001’de Amerika’ya karşı El Kaide tarafından düzenlendiği iddia edilen terör saldırısı sonrasında ABD’yi dost veya düşman olarak gören bütün devletler terörü kınayan mesajlar yayınlamış, saldırıda hayatını kaybedenlerin yakınlarına ve Amerikan halkına başsağlığı dilemiştir. 12 Eylül 2001’de Ermenistan Dışişleri Bakanı Vardan Oskanyan da Amerika’ya taziyelerini sunarak ‘Bu yalnızca ABD’ye yapılan saldırı değil, bu demokrasiye ve uygarlığa karşı yapılan bir saldırıdır’ ifadesini kullanmıştır. Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan da ülkesi adına ABD’ye taziyelerini bildirmiştir. Önemli olan bir konu Taşnaksutyun Partisi’nin de (Ermeni Devrimci Federasyonu) saldırının hemen ardından ABD’ye başsağlığı vermesidir. Bütün bunlar diplomasi gereği Ermenistan yetkilileri tarafından yapılan açıklamalardır. Acaba gerçekten de Ermenistan Devlet Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Taşnaksutyun Partisi terörle mücadele ve terörü kınama konusunda ABD ve bütün dünya kamuoyuna karşı samimi olmuş mudur?
Bu konuya açıklık getirmek için Ermenistan tarafından 1989-1994 yılları arasında Azerbaycan’a karşı gerçekleştirilen terör eylemlerinin bazılarının kısaca hatırlanması yeterlidir.
-1989-1994 yılları arasında Dağlık Karabağ’da Ermeniler tarafından 29 terör eylemi yapılmış, iki sivil helikopter ve iki yolcu uçağı düşürülmüştür.
-16 Eylül 1989’da Tiflis-Bakü seferini yapan yolcu otobüsüne yapılan bombalı saldırı sonucunda 5 kişi ölmüş, 25 kişi yaralanmıştır.
-16 Şubat 1990’da Şuşa-Bakü seferini yapan yolcu otobüsüne yapılan bombalı saldırı sonucunda 2 kişi ölmüş, 13 kişi yaralanmıştır.
-Türk diplomatlarına karşı saldırı eylemlerinde bulunan ABD vatandaşı Monte Melkonyan 1990’da Erivan’a gelmiş ve daha sonra Dağlık Karabağ’a yerleşmiştir. Azerbaycan ordusu ile çatışmalar esnasında Melkonyan 1993’te öldürülmüştür. Mekonyan’ın cenaze törenine Ermenistan Devlet Başkanı Levon Ter-Petrosyan da katılmış, Melkonyan’a ölümünden sonra Ermenistan Milli Kahramanı unvanı verilmiştir.
-10 Ağustos 1990’da Tiflis-Ağdam seferini yapan yolcu otobüsüne yapılan bombalı saldırı sonucunda 20 kişi ölmüş, 30 kişi yaralanmıştır.
-9 Ocak 1991’de Laçın-Şuşa yolunda yapılan silahlı saldırı sonucunda Azerbaycan Gençleri gazetesi muhabiri Salatın Esgerova ve üç Rus subay öldürülmüştür.
-30 Mayıs 1991 yılında Ermeni teröristler tarafından Moskova-Bakü seferini yapan trenin Dağıstan’ın Hasavyurt istasyonunda bombalanması sonucunda 11 kişi ölmüş 22 kişi yaralanmıştır.
-31 Haziran 1991’de Dağıstan’ın Temirtau istasyonunda Bakü’ye gelen yolcu terinin bombalanması sonucunda 16 kişi ölmüş, 20 kişi yaralanmıştır.
-1981’de Türkiye’nin Paris Büyükelçiliğine düzenlenen saldırıya katılan Vazgen Sisliyan 1992’de Erivan’a gelerek buradan Dağlık Karabağ Savaşı’na katılmıştır. Sisliyan, Rusya’nın Moskovskie Novosti gazetesine verdiği bir demeçte dünya kamuoyunun dikkatini Ermeni meselesi üzerinde yoğunlaşmasında şiddet politikasının büyük önem taşıdığını ifade etmiştir.
-20 Kasım 1991’de Ermeni teröristler tarafından ısıya duyarlı roketle düşürülen helikopterde barış görüşmelerinin başlatılması için Karabağ’a giden, Azerbaycan Devlet Bakanı İsmayılov T, Başbakan Yardımcısı Haciyev Z, İçişleri Bakanı Esedov M, Başsavcı Gayıbov İ, millet vekilleri Caferov V, Mehmetov V, Devlet Başkanlığı Ofisi Danışmanı Mirzeyev O, Devlet Bakanı Namazaliyev G, Dağlık Karabağ Başsavcısı Plavskiy İ, Dağlık Karabağ İstihbarat Örgütü Başkan Yardımcısı İvanov S, Dağlık Karabağ İçişleri Bakanı Tüğgeneral Kovalev V, Dağlık Karabağ Olağanüstü hal Komutanı Jilkin N, Devlet Başkanı Danışmanı Yardımcısı Mehmetov R, Azerbaycan Devlet Televizyon Komitesinde çalışan Mustafayev A, Hüseynzade A, Şahbazov F, Rusya temsilcileri Tüğgeneral Lukaşov İ, Albay Koçarov V. ve Kazakistan İçişleri Bakanı Birinci Yardımcısı Tüğgeneral Serikov S. hayatını kaybetmiştir.
-28 Ocak 1992’de Ağdam-Şuşa seferini yapan helikopterin düşürülmesi sonucunda 41 sivil hayatını kaybetmiştir.
-22 Şubat 1993’te Kislovodsk-Bakü seferini yapan yolcu trenine Çeçenistan’ın Gudermes istasyonunda yapılan bombalı saldırı sonucunda 11 kişi ölmüş, 18 kişi yaralanmıştır.
-26 Şubat 1992’de Ermeniler tarafından Hocalı kentine düzenlenen saldırı sonucunda 450 sivil öldürülmüş, 400 kişi yaralanmış, 80 kişi kaybolmuş ve 800 kişi çeşitli biçimde zarar görmüştür.
-1 Şubat 1994’te Bakü demir yolu istasyonunda Kislovodsk-Bakü seferini yapan yolcu trenine yapılan bombalı saldırı sonucunda 3 kişi ölmüş, 20 kişi yaralanmıştır.
-13 Nisan 1994’te Rusya’nın Dağıstan Alevi istasyonunda Moskova-Bakü seferini yapan yolcu trenine yapılan bombalı saldırı sonucunda 6 kişi ölmüş, 3 kişi yaralanmıştır.
Ermenistan yetkilileri ABD’ye başsağlığı dileğinde bulunmadan önce, Mayıs ayında Ermenistan’da düzenlenen basın toplantısını büyük bir heyecanla bekleyen gazeteciler basın açıklaması yapacak kişi içeri girerken, basın bürosuna toplanmalarının nedenini bir anda unutarak uzun bir süre onu alkışlamaktan kendilerini alıkoyamamıştır. Bu kişi diplomat, siyaset adamı, sporcu veya dünyaca tanınmış bir sanatçı değildir. Bu kişi 1983 yılında Fransa’nın Orly hava alanında bombalı saldırını gerçekleştiren Ermenistan Gizli Ordusu ASALA mensubu Varujan Karapetyan’dır.
Bu örgüt 1980’li yılların başlarından itibaren Avrupa ülkelerinde Türk diplomatlara karşı terör eylemleri düzenleyen ve köken itibarıyla Taşnaksutyun Partisine dayanan bir terör örgütüdür. ASALA’nın aktif üyelerinden olan Karapetyan’ın, 1983 yılında Orli hava alanına düzenlediği bombalı saldırı sonucunda sekiz kişi hayatını kaybetmiştir. Karapetyan Fransız polisi tarafından yakalanmış ve 3 Mart 1985 yılında Fransa mahkemesi tarafından müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır.
Karapetyan’ın Fransa ceza evinden çıkarılması için Ermenistan hükümetinin desteği ile Eçmiadzin kilisesinin önderliğinde imza kampanyası başlatılmış ve yaklaşık bir milyon imza toplanmıştır.
Fransa ‘ADALET’ sisteminde 1985 yılından itibaren ciddi ‘gelişmeler’ olmuş ve imza kampanyası sonucunda 23 Nisan 2001 (24 Nisan’ın Ermeniler tarafından sözde soykırımı anma günü olarak ilan edilmesini göz önünde bulundurulduğunda, Fransa Mahkemesinin bu tarihten bir gün önce Karapetyanı serbest bırakması dikkat çekicidir) tarihinde Fransa İstinaf Mahkemesi Fransa sınırlarını en kısa sürede terk etmesi şartıyla Karapetyan’ı affetmiştir. Mahkeme kararında Erivan Belediye Başkanının Karapetyan’a ev ve iş, Ermenistan hükümetinin ise sığınma hakkı (?) vereceği özellikle vurgulanmıştır.
Varujan Karapetyan’ı daha sonra Ermenistan Başbakanı Andranik Margaryan kabul etmiş, Başbakan, Karapetyan’ı överek vatanı için yaptığı kahramanca mücadeleden memnuniyet duyduğunu bildirmiş, Sağlık Bakanından Karapetyan’ın sağlık durumu ile özel olarak ilgilenmesini talep etmiştir.
Koçaryan iktidarı, 1996 yılında Ermenistan Başsavcısı tarafından terör eylemlerine karışması nedeniyle faaliyeti yasaklanmış olan Taşnaksutyun Partisinin 1998 yılında yeniden faaliyetine izin verdikleri ve üst düzey parti yöneticilerini ceza evinden salıverdikleri bir dönemde Fransız hükümetine müracaat ederek Karapetyan’ın affedilerek Ermenistan’a iade edilmesini istemiştir. 1991 yılında Ermenistan’da faaliyetine izin verilmiş Taşnaksutyun Partisi sadece siyasi parti değildir; ismi bir çok terör eylemlerine karışmış, Ermenistan’ı perde arakasından yöneten ve kendi oyun kurallarını kabul ettiren bir güçtür. Terörizm ise Ermenistan’ın resmi ideolojisidir. Ermenistan ciddi bir şekilde Suriye, Lübnan, İran ve PKK terör örgütü ile ilişkilerini geliştirmektedir. Terörizmle mücadelede kendi yanlarında olmayanları karşılarında göreceklerini ifade eden ABD ise Ermenistan’ı yanında mı yoksa karşısında mı gördüğüne henüz karar verememiştir.
Acaba terörizmle mücadelede Ermenistan’ı yanında görmesini sağlamak için her zaman olduğu gibi Ermeni diasporasının ABD hükümetine baskısı mı vardır? Yoksa Senato ve Başkanlık seçimlerinde ABD’de yaşayan yaklaşık bir milyon Ermeninin oyu ABD’nin ulusal güvenliğinden ve terörle mücadele azminden daha mı önemlidir? Ermenistan’ın Hıristiyan bir devlet olmasının özel bir anlamı mı vardır? Ermenistan’ın Rusya ile sıkı ekonomik, siyasi ve askeri işbirliğine rağmen, ABD’nin Güney Kafkasya’daki şımarık çocuğu mudur? ABD, Ermenistan’ı terörizmi destekleyen devletlerle ekonomik ve siyasi işbirliğini geliştirdiği için mi 1991 yılından günümüze kadar bu ülkeye yaklaşık 1 milyar 200 milyon Dolar yardım yaparak ödüllendirmiştir?
ABD, Ermenistan’ı teröre verdiği destek ve teröre destek veren ülkelerle işbirliğini geliştirmesine karşı çıkarak, Ermenistan’ın İran ile imzaladığı doğalgaz anlaşmasının iptal edilmesini (ABD, Türkiye’nin İran ile imzaladığı doğalgaz anlaşmasının iptal edilmesini istemiştir) talep edecek midir? Türkiye-Ermenistan sınırlarının açılması için zaman zaman Türkiye’ye baskı uygulayan ABD, Ermenistan’dan sözde soykırım propagandasını durdurması, toprak ve tazminat talebini geri alması için Ermenistan’a da aynı baskıyı uygulayacak mıdır? ABD, Ermeni diasporasının kendi eyaletlerinde ve Avrupa’da sözde soykırım propagandasını durdurması için girişimlerde bulunacak mıdır? El Kaide teröristlerinin Amerika’ya Ermenistan pasaportu ile giriş yaptıkları için İran, Irak ve Suriye’ye uyguladığı ekonomik ambargoyu Ermenistan için de uygulayacak mıdır?
ABD, Ermenistan ordusu tarafından işgal edilmiş Azerbaycan topraklarının geri alınması konusunda Azerbaycan’ın haklı mücadelesini destekleyecek veya hiç değilse tarafsız kalacak mıdır? ABD, Hazar havzası enerji kaynakları ve boru hatlarının güvenliği açısından bölge istikrarı ve güvenliğini tehdit eden Ermenistan’ı barışa zorlayacak mıdır? İran’ın nükleer silah yapımı çalışmalarına yardımcı olan Ermenistan’ı serseri devletler listesine alacak mıdır? Rusya’nın Güney Kafkasya’daki askeri üssü durumunda olan Ermenistan’a Rus askeri üslerinin çıkarılması için baskı uygulayacak mıdır? Ermenistan yönetimini demokrasinin temel prensipleri olan insan hakları, basın ve yayın özgürlüklerini kısıtlaması nedeniyle ciddi bir şekilde uyaracak mıdır?
ABD, eski Sovyet Cumhuriyetlerine yardım edilmesi için Bağımsızlığın Desteklenmesi Kanunu (Freedom Support Act) kabul ederken Ermeni diasporasının baskıları sonucunda Azerbaycan’ın Ermenistan’ı ‘ekonomik ablukaya’ aldığı gerekçesi ile bu kanunda Azerbaycan’a yardımı yasaklayan 907 sayılı ek maddeyi kabul etmiştir. Eğer ABD gerçekten demokrasi ve insan haklarının koruyucusu rolünü üslenmişse, 907 sayılı ek madde Azerbaycan’a değil, Ermenistan’a uygulanmalıdır. ABD’nin Azerbaycan-Ermenistan Savaşı’nda hangi ülkenin saldırgan, hangi ülkenin ise savunma pozisyonunda olduğunu bilmemesi veya bilmek istememesi utanç vericidir.
Günümüz konjonktüründen bakarak bu sorulara cevap aradığımız zaman, ABD’nin yukarıda belirtilen konularda Ermenistan’a baskı uygulamayacağı söylenebilir. Çünkü her şeyden önce ABD’ye göre Ermenistan Güney Kafkasya’da dar bir alana sıkışmış ve Müslüman devletlerle kuşatılmış (Gürcistan hariç) bir Hıristiyan devlettir. Ermenistan’ın sözde Ermeni soykırımı propagandasına başarılı bir şekilde devam etmesi ve Türkiye’den toprak ve tazminat talebinde bulunması ise ABD’yi rahatsız etmemektedir.
Yaklaşık 20 yıldan fazladır her yıl 24 Nisan öncesi ABD’deki Ermeni diasporasının sözde soykırım yasa tasarısının Kongrede gündeme getirmesi ve/veya ABD Başkanının ‘Ermeni soykırımı’ kelimesini kullanması için girişimlerde bulunduğu zaman ABD Türkiye’ye karşı bir argüman elde etmektedir. Hem de bu fırsat Ermeniler tarafından altın tepside ABD’ye sunulmaktadır. Her yeni yılın ilk dört ayı boyunca Türkiye’nin ABD politikasında büyük bir canlılık yaşanmaktadır. Senato ve Kongre’de lobi faaliyetlerini yoğunlaştıran Türkiye, soykırım konusunu kendine gelir kaynağı olarak gören bazı gruplara milyonlarca Dolar para harcamaktadır. Zaten bu nedenle de ‘Ermeni soykırımının’ kabul edilmesi veya tamamen gündemden düşmesi bu grupların işine gelmemektedir. Bu gruplar Türkiye’nin çıkarlarını korumaktan daha çok Senatonun ‘Ermeni soykırımını’ tanıdıktan sonra Türkiye’nin lobi faaliyetleri için harcadığı paranın kesileceğini bilmektedirler. Aynı zamanda ‘Ermeni soykırımının’ tamamen gündemden düşmesini de yukarıda ifade edilen duygusal nedenlerden dolayı istememektedirler.
Türkiye ve Azerbaycan, ellerinde Ermenistan’ın son 15 yıllık sicilinde bu kadar çok kanlı sayfanın olduğunu kanıtlama imkanı olmasına rağmen, her zaman savunma pozisyonunda kalmaya zorlanmışlardır. Türkiye ve Azerbaycan artık savunma pozisyonundan çıkmalı ve Ermeni terörünün gerçeklerini dünya kamu oyuna anlatmak için daha atak davranmalıdır. Aksi taktirde mağlubiyet çemberinden çıkmak mümkün olmayacaktır.
Araştırmacı, Ermenistan Uzmanı