Üye Girişi | Yeni Üyelik
   30 Temmuz 2010 Cuma
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Amerika
Avrupa Birliği
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Sivil Toplum Kuruluşları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Karadeniz
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Cavaheti Sorunu-Gürcistan Ermenilerinin Artan Özerklik Talepleri
17 Ocak 2005 Gürcistan [10] [12] [14] [16]
 Kamil AĞACAN
Kamil AĞACAN


Hakkında - Arşivi

Cavaheti sorunu bağımsızlık sonrası dönemde Gürcistan’da zaman zaman yoğunlaşan, ama hiç gündemden düşmeyen sorunlardan birisidir. Özünde Cavaheti bölgesinde yoğun olarak yaşayan Ermenilerin özerklik talepleri yatmakla birlikte, Rus askerî üslerinin kapatılması, Ahıska Türkleri’nin geri dönüş süreci, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın yapımı gibi diğer konularla ilişkili olarak sorun daha çetrefil bir görünüm arz etmektedir.

2002 nüfus sayım sonuçlarına göre, Gürcistan’da 248.929 Ermeni yaşamaktadır ki, bu da genel nüfusun yüzde 5,7’sine tekabül etmektedir.[1] Ermeniler Tiflis’te ve coğrafî bölge olarak Cavaheti adlandırılan, (bölgeye Ermeniler Cavah demektedirler) ülkenin güneyindeki Sameshi-Cavaheti vilayetine bağlı Ahalkale ve Ninosminde rayonlarında[2] yoğun olarak yaşamaktadırlar. 2002 nüfus sayım sonuçlarına göre vilayetin toplam nüfusunun yüzde 42,87’sini oluşturan Ermenilerin söz konusu rayonlardaki oranı sırasıyla yüzde 94,3 ve 95,8’e kadar yükselmektedir.[3] Ermenistan ve Rusya Federasyonu’nun (RF) verdiği destekle, Gürcistan’ın bağımsızlık sonrası yaşadığı gelişmelerden yararlanarak, bölgenin denetimini önemli ölçüde ele geçiren Ermeni paramiliter örgütleri, özerklik edinerek bu konumlarını tescil ettirmeye çalışmaktadırlar.

Bu makale, Cavaheti sorununu betimlemeyi, analiz etmeyi ve değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Makalenin iddiası, özellikle Gürcistan’da yaşanan iktidar değişikliği sonrası özerklik talebiyle devlet başkanlığına peş peşe yapılan müracaatların[4] konjönktürel olmadığı, Cavaheti’nin ilişkili olduğu meselelerdeki gelişmelerden kaynaklandığı ve giderek de yoğunlaşacağıdır. Bununla birlikte, Ermenistan’ın Gürcistan’a bağımlılığı sürdükçe bu taleplerin sonuç doğurma olasılığı düşüktür. Bu yüzden de Cavaheti’nin geleceği büyük ölçüde Dağlık Karabağ sorununa bağlı olarak şekillenecektir. Makalede ilk olarak sorunun tarihî temelleri, bugünkü haliyle doğuşu ve gelişmesi ele alınacak, ardından Cavaheti’nin ilişkili olduğu meselelerdeki gelişmeler ve bunların etkisi irdelenecektir.

Sorunun Tarihçesi, Doğuşu ve Gelişimi

Cavaheti sorunu genellikle, perestroykayla başlayan süreçlerin bir sonucu olarak ele alınmaktadır ki, bu da meselenin niteliğinin anlaşılmasını zorlaştırmaktadır. Oysa ki, Cavaheti sorununun kökleri 19.yy’a kadar geri gitmektedir. Rusların Kafkasya’ya egemen olmaya başladıkları 19. yüzyılın başlarında Kafkasya’da Ermenilerin hiçbir siyasî birimi yoktu. Gürcistan belli başlı üç krallığa bölünmüştü: Kartli, Kahetya ve İmeretya. Karadeniz kıyıları bu krallıkların egemenlik alanı dışındaydı ve her biri Osmanlı’ya bağlı üç hanlığa aitti: Sohum, Mingrelya ve Gurya. Güney Batı’da ise Sameshi (Meshetlerin ülkesi) ve Saatabago (Atabeklerin ülkesi) olarak Osmanlı’ya bağlı iki hanlık vardı.[5] Bugünkü Güney Kafkasya’nın diğer bölgeleri ise, Kacarlara bağlı Türk Hanlıklarının egemenlik alanı idi. Rusların Kafkasya’yı işgali bölgenin demografik yapısında önemli değişikliklere yol açmıştır.

Rusların Kafkasya’da yerleşmeleri iki büyük göç dalgası başlatmıştır. Kafkasya genelinden Müslüman halk Türkiye’ye göç ederken, Osmanlı’da yaşayan Ermeniler de Kafkasya’ya göçtüler. Tiflis ve Bakü gibi büyük kentlerde burjuvazinin önemli bir bölümünün yanısıra küçük sanat erbabı da Ermenilerden oluşurken, kırsal kesimde topraklar Gürcü ve Türk feodal beylerin elinde olduğundan, göçmen Ermeniler daha çok, bugünkü Gürcistan-Ermenistan sınırı boyunca Lori, Cavaheti ya da Karabağ ve Zengezur gibi dağlık yörelere yerleşmeyi yeğlediler. [6]

Bolşevik Devrimi sonrası Kafkasya’da yeni devletler ortaya çıkmaya başladığında, artık onların arasında Ermenistan Cumhuriyeti de vardı. Büyük ölçüde İrevan (Revan) Hanlığı veya Çarlık dönemi Erivan Guberniyası toprakları üzerinde kurulu Ermenistan Cumhuriyeti mevcut sınrlarıyla yetinmemekte, hayali “Büyük Ermenistan”ı gerçekleştirmek üzere Türkiye ve Azerbaycan’ın yanısıra Gürcistan’dan da toprak talep etmekteydi. Gürcistan’a yönelik toprak talepleri Tiflis’e kadar uzanmakta ve Kür Nehri’nin batısında kalan toprakları içermekteydi. Ermenistan, bu ülkeye yönelik taleplerinin, Almanya’nın koruması altına girmiş Gürcistan’ın cezalandırılması gerektiği kanaatiyle, I Dünya Savaşı’nın galibi İngiltere tarafından da destekleneceğini düşünmüştür. Bu amaçla söz konusu toprakları ilhak etmek üzere 7 Aralık 1918’de Gürcistan’a saldırmış, fakat İngilizlerin devreye girmesiyle ateşkes sağlanmıştır.[7]

Güney Kafkasya’nın Bolşevik Rusya tarafından işgalinden sonra Ermenistan, Tiflis’in güneyindeki Borçalı bölgesinin bir kısmının kendisine verilmesiyle yetinmemiş, Cavaheti bölgesine yönelik iddialarını sürdürmüştür. Güney Kafkasya cumhuriyetleri arasında sınırların belirlenmesi çalışmalarında Ermenistan pek çok kez bu konuda öneriler ileri sürmüştür. Hatta Ermenistan Komünist Partisi I Sekreteri A. Hancıyan’ın 9 Temmuz 1936’da öldürülmesi de bu toprak talebiyle ilişkilendirilmektedir. Hancıyan’ın, Ahıska ve Ahalkale illerinin Ermenistan’la birleştirilmesi ile ilgili Stalin’in sağ kolu ve hem de Gürcü olan Beriya’ya talepte bulunması üzerine Beriya tarafından  öldürüldüğü iddia edilmektedir.[8] Genel olarak SSCB döneminde, özellikle Stalin’in “kızıl terörü”nden sonra Ermenistan’ın Gürcistan’a yönelik toprak iddiaları siyasî bir talep olmaktan çıkmışsa da, bölge iki ülke akademisyenleri arasında özellikle mimarî eserlerin ve kiliselerin mensubiyeti konularında tartışma konusu olarak sürüp gitmiştir.[9]

Perestroyka sürecinin başlamasıyla beraber, Güney Kafkasya cumhuriyetlerinde başlayan millî hareketler, Ermenistan’da diğer iki Güney Kafkasya cumhuriyetinden farklı nitelik arzetmiştir. Azerbaycan ve Gürcistan’da millî hareketler perestroykanın göreli özgürlük ortamında, SSCB’yi sorgulayarak, 1918 yılında kurulmuş Azerbaycan ve Gürcistan Cumhuriyetleri’nin Rusya tarafından işgal edildiğini ve karşı karşıya kaldıkları sorunların Rusya’nın  “sömürgesi” olmalarından kaynaklandığını, yapılması gereken şeyin bir an önce SSCB’den ayrılarak bağımsız, demokratik hukuk devletinin kurulması olduğunu ileri sürerek mücadelesini bu doğrultuda yürütürken, Ermenistan’da irredentist talepler öne çıkmştır. Nitekim, Karabağ Savaşı öncesinde, Ahalkale rayonunda “Kesinlikle savaş lazım. Bütün kuvvetimizle Cavaheti’yi, Karabağ’ı Nahçıvan’ı isteyelim. Ahalkale’yi isteyelim. Ermeni toprakları yabancıların elinde kalmasın. Atalarımızın dediklerini yapalım, ana vatana katalım” şeklinde, savaş isteklerini dile getiren bildiriler dağıtılmaktaydı.[10]

Yüzyılın başında iki cephede-hem Azerbaycan hem de Gürcistan’la-savaş yapmış Ermenistan, bunun zorluklarını ve başarı şansının düşük olduğunu bilerek, bu defa yalnız Azerbaycan’a savaş açmıştır. Aslında, “Ermenistan hem Karabağ’ı, hem de Cavaheti’yi istiyordu”.[11] Nereden başlayalım tercihi karşısında, Rusya’nın da planlarına uyarak Karabağ’dan başlanılmıştır. Çünkü, Gürcistan’da Cavaheti’yi “telafi edecek” etnik sorunlar bulmak Azerbaycan’a oranla daha  kolaydı. Gürcistan Özgürlük Partisi Başkanı Rezo Şavişvili, 1990 yılında yaptığı bir açıklamada “Ermeniler eğer Dağlık Karabağ konusunu yaratmasalardı, Gürcistan’daki Ermeni bölgesinin Ermenistan’a katılması talebinde bulunacaklardı” değerlendirmesini yapmıştır.[12] Her ne kadar Ermenistan, Dağlık Karabağ örneğindeki gibi Gürcistan’a karşı açık ve sıcak savaş başlatmamışsa da, Cavaheti konusundaki iddialarından da vazgeçmemiş, Gürcistan’ın yaşadığı Abhazya, Güney Osetya ve iç savaş gibi gelişmelerden yararlanarak, Cavaheti’deki milliyetçi oluşumları destekleyerek bölgenin fiilen Gürcistan yönetiminin dışına çıkmasını sağlamıştır.

Aslında Dağlık Karabağ sorununun başlamasıyla birlikte, Cavaheti’de de olası bir ayrılıkçı hareketten kaygı duyan Gürcistan’da, dikkatler büyük ölçüde bölge üzerine yoğunlaşmıştı. Bir taraftan, dönemin Gürcistan yönetimi, Cavaheti’nin ekonomik ve sosyal problemlerini çözmeye yönelik programlar geliştirirken, diğer taraftan da bölgedeki Ermeni yoğunluğunu sınırlandırmak üzere, Acara depremzedelerini bölgeye yerleştirmeye çalışmıştı. Fakat, 1990’ların başından itibaren Cavaheti üzerindeki dikkat giderek diğer, Abhazya ve Güney Osetya meselelerine ve iktidar mücadelesine yöneldi. Acara depremzedeleri de bölgeyi terk etmek zorunda kaldılar.

Zviad Gamsahurdiya’nın 1990 yılında, etnik Gürcü milliyetçiliğinin temsilcisi olarak ve Ermenistan’ın farklı etnik gruplardan arındırılmış homojen yapısından da ilham alarak, diğer etnik grupları “misafir” olarak kabul eden “Gürcistan Gürcülerindir” söylemiyle, iktidara gelmesi, durumu daha da gerginleştirmiştir. Gamsahurdiya’nın kullandığı dil ve simgeler diğer etnik gruplar gibi Ermenilerin de korkularını artırmış ve milliyetçi örgütlere yönelmelerine yol açmıştır. Başta Cavah Halk Hareketi olmak üzere milliyetçi Ermeni örgütleri Gamsahurdiya’nın uygulamalarına karşı direnerek bölgenin denetimini ele geçirmişlerdir. 25 Şubat 1988’de kültürel amaçlarla oluşturulduğu iddia edilen Cavah Halk Hareketi, Dağlık Karabağ Savaşı’nın başlamasıyla giderek güçlenmiş ve Cavaheti’deki gönüllülerin Dağlık Karabağ’da savaşmak üzere gönderilmesini organize etmiştir. Bu tür faaliyetler içinde yer alması sonucu aynı zamanda kendine bağlı silahlı gruplar da oluşturmuştur. Cavah Halk Hareketi, Gamsahurdiya’nın Ahalkale’ye atadığı üç valiyi kabul etmeyerek geri çevirmiştir. Sonunda Gamsahurdiya, Cavah’ın fiilî gücünü kabul etmek zorunda kalarak, 11 Kasım 1991’de Cavah örgütünün önde gelen isimlerinden Samvel Petrosyan’ı vali olarak atamıştır.

1990’lı yılların ilk yarısında, Gürcistan tam bir kaos ortamına girmiştir. 1991 güzünde, Ulusal Muhafızlar ve Süvariler gibi paramiliter örgütlerin başlatmış olduğu Gamsahurdiya  karşıtı harekât,  bir iç savaşa dönüşmüş ve Ocak 1992’de Gamsahurdiya’nın ülkeyi terk etmesine kadar sürmüştür. Ardından iktidarı ele geçiren Askerî Konsey, Mart 1992’de Eduard Şevardnadze’yi ülkeye davet ederek iktidarı ona devretmiştir. Şevardnadze, 1992’de iktidara geldiğinde Güney Osetya çatışması sürmekteydi. Haziran’da Güney Osetya’da ateşkesin sağlanmasından kısa süre sonra, Ağustos 1992’de Abhazya’da çatışmalar başlamıştır. Ağustos 1993’e kadar şiddetli bir şekilde süren savaş, Gürcistan’ın yenilgisi ile sonuçlanmıştır. Abhazya ile görüşmeler sürerken bu kez de Gürcistan’ın batısında Megrelya’da bulunan Gamsahurdiya’nın Tiflis’e doğru harekete geçmesiyle iç savaş yeniden patlak vermiş, ancak bu gerginlik Rusya’nın devreye girmesiyle yatıştırılmıştır.

Bütün bu yaşananlar merkezî hükümeti zayıf düşürürken, Cavaheti’deki örgütlerin bölge üzerindeki denetimlerini güçlendirmiştir. Özellikle 1991-1994 yılları arasında Ermeni paramiliter güçleri bölgenin denetimini tamamen ellerinde tutmaktaydılar ve bölge söz konusu örgütlere bağlı, Ermenilerin kendi inisiyatifleri ile oluşturdukları Temsilciler Konseyi tarafından yönetilmekteydi. Dolayısıyla Cavaheti bu dönemde, görünürde Gürcistan’a bağlı fakat fiilen onun egemenlik alanı dışında bir bölge haline geldi ve bu yapısını günümüze kadar bir takım biçimsel değişiklikler hariç sürdürdü.

Söz konusu değişikliklerin başında 1994 yılında yapılan idarî düzenleme gelmektedir. Bu düzenlemeyle Sovyetler Birliği dönemindeki rayon bazındaki temel örgütlenme yerine daha geniş bölgeleri içeren vilayetlere (mkhare) geçilmiştir. Bu çerçevede 237 sayılı başkanlık kararnamesiyle merkezi Ahıska (Ahalçih) olan Sameshi-Cavaheti vilayeti oluşturulmuş ve Cavaheti bölgesini oluşturan Ahalkale ve Ninotsminda rayonları da bu vilayete dahil edilmiştir. İlk başta Ermeniler bu düzenlemenin, vilayet geneli itibarıyla Ermeni nüfus oranını düşürmeyi hedeflediğini ve Ermeni iddalarına karşı yapılmış bir düzenleme olduğunu ileri sürerek karşı çıkmışlarsa da, zamanla bu düzenleme ters etki yaparak Ermenilerin özerklik isteklerinin sınırlarının genişlemesine yol açmıştır.[13] Ermenilerin iddia sınırlarının genişlemesi açısından bir diğer gelişme ise, komşu Kvemo Kartli vilayetine bağlı Tsalka rayonundaki Türkçe konuşan Urumlar’ın Yunanistan’a göç etmesidir. Urumlar’ın yoğun göçü karşısında rayon nüfusunun yüzde 55’ini oluşturur hale gelen Ermeniler, bu rayonun da Sameshi-Cavaheti vilayetiyle birleştirilmesini talep etmeye başlamışlardır.[14]

1990’ların ikinci yarısından itibaren Cavaheti’nin fiilî bağımsız görüntüsü giderek değişmeye başlamıştır. Bunda Gürcistan devletinin toparlanması kadar Ermenistan’ın da Cavaheti Ermenilerinin ayrılıkçı eğilimlerini törpülemesi etkili olmuştur. Erivan, Cavaheti konusunda tam bir ikilem yaşamaktadır. Bir taraftan coğrafî konumu sebebiyle kendisi için oldukça önem arz eden Gürcistan’la sıcak çatışmaya girmekten kaçınırken, diğer taraftan da Cavaheti Ermenilerinin ayrılıkçılık yönündeki taleplerine de sırt çevirememektedir. Ermenistan, dış dünya ile bağlantısını güneyde İran ve kuzeyde Gürcistan üzerinden sağlamaktadır. Özellikle stratejik partner olarak gördüğü RF ile ilişkilerini ve bugün dış ticaretinin yüzde 80’ini Gürcistan üzerinden sağlayan Ermenistan, Gürcistan ile ilişkilerinin gerilmesi durumunda, Cavaheti’de yeni bir kazanımdan  çok, kendisinin zarar göreceğini ve Karabağ’daki kazanımlarını bile kaybedeceğini düşünmektedir. Bu yüzden de Erivan, Cavaheti Ermenilerinin özerklik taleplerini desteklemekle birlikte, daha fazla ileri gitmelerini istememektedir. Ayrıca, özerkliğin ilan edilerek askerî çatışmaya dönüşmesinden çok, mevcut güçlü fiilî durumun korunarak ve bundan yararlanarak siyasî yollarla tescil ettirilmesinden yanadır.

Öte yandan Gürcistan da, Cavaheti konusunda bir ikilem yaşamaktadır. Mevcut durumdan memnun olmamakla birlikte, sorunun çözümüne ilişkin atacağı sert adımların bir askerî çatışmaya dönüşmemesi için ihtiyatla yaklaşmakta, mevcut Abhazya ve Güney Osetya sorunlarına bir yenisini eklemekten kaçınmaktadır. Bölgedeki Rus askerî üssünün mevcudiyeti ve zayıf ekonomik yapısı, askerî bir çözüm konusunda Gürcistan’ı sınırlamaktadır. Ekonomik baskı araçlarının kullanılmasının ise bölgedeki Ermenilerin bağımsızlıklarını ilan etmeleri veya bölgenin Ermenistan tarafından ilhakı ile yanıtlanması sonucu, Gürcistan savaşa çekilmesi ihtimalinden çekinmektedir. Ermenistan’ın kendisine bağımlılığının farkında olan Tiflis, özerklik taleplerini kabul etmemekle birlikte, sorunun bir askerî çatışmaya dönüşmesinden kaçınarak, bu aşamada fiilî durumun adının konulmadan sürmesini kabullenmektedir. Bugün bölge üzerinde Gürcistan’ın oldukça sınırlı bir denetiminden bahsedilebilir. Gürcistan silahlı kuvvetleri bölgeye girememekte, bölgede geçerli para birimi olarak Gürcü Larisi yerine Ermeni Dramı ve Rus Rublesi kullanılmaktadır.

 

Cavaheti ile İlişkili Sorunlar ve Özerklik Taleplerini Artıran Etkenler

Cavaheti sorunu sadece Ermenilerin özerklik talebi değil, daha karmaşık bir mesele olup, bölgedeki Rus askerî üssü, Ahıska Türklerinin geri dönüş süreci ve Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın (BTC) yapımı gibi konularla da yakından ilişkilidir.

Gürcistan’da 1995 yılında yapılan anlaşmaya dayanarak, birisi Ahalkale’de olmak üzere dört Rus askerî üssü oluşturulmuştu. Avrupa Konvansiyonel Kuvvet Antlaşması’nda (AKKA) öngörülen limitleri aştığından, RF 1999’da İstanbul’da yapılan AGİT Zirvesi’nde söz konusu üslerin kapatılmasını kabul etmiştir. AGİT Zirvesi’nde açıklanan bildiride Rusya’nın 1 Temmuz 2001 tarihine kadar Gudauta ve Vaziani askerî üslerini kapatacağı;  Batum ve Ahalkale Rus askerî üslerinin durumunun 2000 yılı içinde karara bağlanacağı yer almıştır. Fakat 2004 yılına gelinmiş olmasına rağmen, Batum ve Ahalkale üslerinin durumuna ilişkin yapılan görüşmelerden henüz sonuç alınamamıştır. Gürcistan söz konusu üslerin üç yıl içinde kapatılmasını istemekteyse de, Rusya bu süreyi yeterli bulmamakta ve AKKA’yı ihlal ederek üslerini bölgede tutmaya devam etmektedir.

Ahalkale’deki üssün kapatılması konusunda, bölgedeki Ermeniler önemli engellerden birini oluşturmakta ve üssün kapatılmasına ekonomik ve güvenlik nedenleriyle karşı çıkmaktadırlar. İddialara göre, buradaki sakinler geçimlerini, bir kısmı bu üste çalışarak, bir kısmı ise asker ve subaylara mal satarak, bu üsten sağlamaktadırlar. Buna göre, üssün kapatılması ciddi sosyal sorunlara yol açacaktır. Diğer taraftan Ermeniler üssün kapatılmasının kendileri açısından güvenlik sorunu da doğuracağını ileri sürmektedirler. Cavaheti’deki güçlü ve en radikal örgütlerden biri haline gelen Virk Partisi’nin Başkanı Davit Rstakyan bu durumu, “Ahalkale Rus askerî üssü Cavah Ermenileri için sadece 2000 kişilik iş temin etmiyor, aynı zamanda onların fiziksel güvenliğini de en azından psikolojik açıdan temin ediyor” şeklinde açıklamıştır.[15] Güvenlikle ilgili kaygılarını zaman zaman Türkiye tehdidi ile meşrulaştırmaya çalışsalar da, kimi zaman açıkça Gürcü askerine güvenmediklerini de ifade etmektedirler. 1998 yılında bölgede tatbikat yapmak isteyen Gürcistan Silahlı Kuvvetlerine ait birliklerin geri çevrilmesi de bunu göstermektedir.[16]

Ermenilerin karşı çıkmalarına rağmen Rus askerî üslerinin kapatılması süreci devam etmektedir. Giderek ABD, Avrupa ülkeleri ve NATO, yükümlülüklerini yerine getirmesi için RF’ye baskılarını artırırken, bölgenin fiilî denetimini elinde bulunduran Ermeni örgütleri ise bu hususta başlıca güvence kaynaklarını oluşturan üssün kapatılmasından tedirginlik duymaktadırlar.[17]

Cavaheti Ermenilerinin tedirginlik duydukları bir diğer konu ise bölgenin aslî sakinleri Ahıska Türkleri’nin geri dönüş sürecidir. Ahıska Türkleri 1944 yılında Stalin’in emriyle Orta Asya’ya sürülmüş ve bu, Ermenilerin bölgede mutlak çoğunluk oluşturmalarına yol açmıştır. Sovyetler Birliği döneminde ana yurtlarına dönmek için mücadele eden ama başaramayan Ahıska Türkleri, günümüzde mücadelelerini Avrupa platformlarında sürdürmektedirler. Bu bağlamda en önemli gelişme 1999 yılında yaşanmıştır. Gürcistan Avrupa Konseyi’ne üyeliği sırasında Ahıska Türkleri’nin Gürcistan’a dönüşlerinin sağlanacağı konusunda yükümlülük üstlenmiştir. Buna göre, Gürcistan Avrupa Konseyi’ne kabulünden itibaren üç yıl içinde Sovyet rejimi tarafından sınır dışı edilen Ahıskalı nüfusun, Gürcistan uyruğuna girme hakkı dahil olmak üzere, vatanlarına iadelerini başlatacak ve Konsey’e kabulünden itibaren 12 yıl içinde tamamlayacaktır. Gürcistan’ın üyeliğinden beş yıl geçmiş olmasına rağmen, bu konuda henüz somut bir gelişme yaşanmamıştır. Bununla birlikte, Gürcistan’ın bu yükümlülüğünden kaçamayacağının ve Ahıska Türkleri’nin Avrupa Konseyi’nin bir organı olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde dava açarak da anayurtlarına dönebileceklerinin farkında olan Ermeniler,  Ahıskalılar’ın dönüşünün bölgedeki demografik üstünlüklerini törpüleyeceğinden endişe etmektedirler.

Cavaheti Ermenilerinin rahatsız oldukları bir diğer konu ise Gürcistan’ın Sameshi-Cavaheti vilayetinden geçecek olan BTC boru hattıdır. Bölge Ermenileri, Hazar havzası petrollerinin Gürcistan ve Türkiye üzerinden uluslararası piyasalara taşınmasını hedefleyen bu projeye, Rusya’nın bölgedeki nüfuzunu azaltacağı, Ermenistan’dan geçmemesi gibi güdülerle karşı çıkmaktadırlar. Bunun yanında bir başka nokta ise, projenin gerçekleşmesi durumunda Batılı ülkelerin, boru hatlarının güvenliği sebebiyle merkezî hükümetin bölgedeki denetimi sağlama çabalarını destekleyecekleri ve bu konuda yardım edecek olmalarıdır. Fakat, bölge Ermenileri karşı koymalarına rağmen bu konuda da başarılı olamamışlardır. Proje sürdürülmekte ve 2004 yılı  sonuna kadar tamamlanması beklenmektedir.

Ermenilerin bölgedeki konumlarıyla yakından ilişkili bu üç meseledeki gelişmeler, aynı zamanda Ermenilerin özerklik taleplerini de artırmaktadır. Her üç konuda da sürecin aleyhlerine işlediğinin farkında olan Ermeniler, bugünkü durumlarını zirve noktası olarak değerlendirmekte ve özerklik alacaklarsa bunu yalnız bu aşamada becerebileceklerini, Rusya’nın Ahalkale üssünü kapatmayı kabul etmesi ve Ahıska Türklerinin dönüş sürecinin başlaması durumunda özerklik edinmelerinin imkansız olacağını düşünmektedirler. Bu yüzden, giderek taleplerin yoğunlaşacağı ve gerginliklerin yaşanacağı kestirilebilir. Fakat, Ermenistan’ın Gürcistan’a bağımlılığı sürdüğü sürece, Gürcistan’ın özerklik vermeye yanaşmama ihtimali yüksektir.

Aynı zamanda, Cavaheti sorununun geleceğinin, büyük ölçüde Dağlık Karabağ sorununun çözümüne ve bununla ilintili olarak Türkiye’nin Ermenistan’la sınır kapılarının açılıp açılmayacağına bağlı olarak şekilleneceği ileri sürülebilir. Dağlık Karabağ sorunun Ermenistan’ın lehine çözülmesiyle veya Türkiye’nin Ermenistan’la sınır kapılarının açılmasıyla, Ermenistan’ın Gürcistan’a olan bağımlılığının ortadan kalkması, Sameshi-Cavaheti’deki Ermeni ayrılıkçı eğilimlerini ateşleyebilir ve özerkliğin veya bağımsızlığın ilan edilmesine yol açabilir.



[1] 2002 nüfus sayım sonuçları fiilen bağımsızlığını sürdüren Abhazya’yı kapsamadığından, Abhazya’da yaşayan yaklaşık 70 bin civarındaki Ermeni bu rakama dahil değildir.

[2] Rayon-eski SSCB genelinde temel yerinden yönetim biriminin adıdır.

[3] Vilayete bağlı diğer rayonlardaki Ermeni nüfus oranı aşağıdaki gibidir: Ahıska (vilayet merkezi) 36,6; Aspinza 17,5; Adıgün 3,4; Borjomi 9,6. Gürcistan Devlet İstatistik Komitesi’nin internet sayfası için bkz. http://www.statistics.ge/

[4] Cavaheti bölgesinde faaliyet gösteren Sivil Toplum Örgütleri Konseyi 12 örgüt başkanının imzasıyla 30 Aralık 2003 tarihinde dönemin geçici Devlet Başkan Nino Burcanadze’ye, ardından da 16 Ocak 2004 tarihinde yeni Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili'ye bölgedeki Ermenilere özerklik verilmesi talebiyle müracaat etmiştir. Müracaatın tam metni için bkz. A-Info Haber ajans (Ahalkale), 16 Ocak 2004.

[5] Stefanos Yerasimos, Milliyetler ve Sınrlar. Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu, Şirin Tekeli (çev.), Dördüncü Basım, İletişim Yayınları, İstanbul, 2000, s.276.

[6] Yerasimos, s.276. Ayrıca, Cavaheti ve genel olarak Gürcistan’a yapılan göçlerle ilgili daha geniş bilgi için bkz. Şota Tetvadze, Otar Tetvadze, Somhebi Sakartveloşi (Gürcistan’daki Ermeniler), Gürcistan Milli ve Sosyal İlişkiler Akademisi, Tiflis, 1999. (Bu kitaptan yapılan alıntılar Gülnar Tanrıkulu tarafından çevrilmiştir).

[7] 1918 yılında Gürcistan’la Ermenistan arasındaki savaş için bkz. Şota Vadaçkorya, Voprosı Gruzino-Armyanskih Zvaimootnoşeniy v Politiçeskoy Mısli Gruzii (1918-1920), Meçniereba, Tiflis, 1999.

[8] Şota Tetvadze, Otar Tetvadze, Somhebi Sakartveloşi.

[9] Bu konuda bkz. Bondo Arveladze, “Armyanskiye” ili Gruzinskiye Çerkvı v Gruzii?!, Tiflis, 1996.

[10] Yaşar Kalafat, Hasan Kanbolat, Kamil Ağacan, “Gürcü Tarih Profesörü ‘Ermeniler Gürcistan’dan Toprak İstiyor’”, Stratejik Analiz, Cilt 1, No 12, Nisan 2001, s.113.

[11] Kalafat, Kanbolat, Ağacan, s.113.

[12] Igor Rotar, “Tbilisi has only Partial Control Over Georgia’s Armenian Regions”, Prism: A Bi-Weekly on the Post Soviet States, Jamestown Foundation, Washington, 15 Mayıs 1998, www.jamestown.org/pubs/view/pri_004_010_004.htm

[13] Hasan Kanbolat, Nazmi Gül, “Kafkasya’da Cavaheti (Gürcistan) ile Krasnodar (Rusya) Ermenilerinin Jeopolitiği ve Özerklik Arayışları”, Stratejik Analiz, Cilt 1, No 6, Ekim 2000, ss.5-18, s.10.

[14] 1989 nüfus sayımı sonuçlarına göre Tsalka rayonunun yüzde 61’ni Urumlar, yüzde 28,5’ni ise Ermeniler oluşturmaktaydı.

[15] “Cavah Ermenileri Rahatsız”, Azg Gazetesi, 5 Mart 2004.

[16] 12 Ağustos 1998’de Ahalkale’de tatbikat yapmak isteyen Gürcistan Silahlı Kuvvetleri’ne ait birlikler Ermeni silahlı kişilerce geri çevrilmiştir.

[17] Üslerin kapatılmasının yarattığı tedirginlik için bkz. “Cavah Güvenceye İhtiyaç Duyuyor”, Haykakan Zhamanak, 20 Ocak 2004.



http://www.turksam.org/tr/a32.html
Arkadaşına Gönder 1778 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
39020 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
24471 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
14650 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
14473 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
13215 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Gazze’ye Yardım Girişimi ve İsrail Saldırısının Soğukkanlı Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 2156 ziyaretçi, 1 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.