 |
|
|
 |
|
|
Adres :
Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA
T : 0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F :
0090. 312. 285 00 71
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Karabağ Sorunu: Çözüme Ne Kadar Yakınız? Çatışmalardan Savaşa, Savaştan Ateşkese - 2 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Makalenin ilk bölümünde sorunun tarihsel arkaplanına gözatılmıştı. Kısaca özetlersek, tarihsel arkaplan sorunun temelinde, bölgeye yönelik stratejik mücadelenin, Rusya’nın ileri karakol oluşturma hedefinin, bölgeye ve bölgeden zorunlu göçlerin, önemli ölçüde yapay şekilde oluşturulan etnik gerginliğin, yayılmacılık hedeflerinin ve s. etkenlerin yattığını göstermektedir. Sorun bugünkü şekliyle daha çok 20. yüzyılın ürünüdür. 20. yüzyılın başlarında Komünist Moskova yönetimi tarafından Azerbaycan içerisinde onun iradesine zıt şekilde ve tarihi Karabağ bölgesinin niteliği bir kenara itilerek sırf Ermeni nüfus çoğunluk oluşturulacak şekilde oluşturulan yapay Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi (DKÖB) teknik anlamda sorunun ilk temellerindendir. Halbuki, Ermenistan içerisinde Azerbaycan Türkleri daha büyük yoğunluğa sahip olmalarına rağmen özerk bir yapıya sahip olmaları bir yana tarihi yurtlarından Azerbaycan’a göç ettirilmişlerdi.
Diğer önemli adım ise SSCB’nin dağılışı sırasında Ermenistan’ın genişleme hedefi, Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan’a yönelik açık, İran ve Rusya’ya yönelik ise dolaylı toprak iddiası ireli sürmesi, bu doğrultuda Gürcüstan içerisindeki Cevahetya ve Azerbaycan içerisindeki Karabağ ve Nahçıvan bölgelerine yönelik dışarıdan saldırgan, içeriden ayrılıkçı faaliyetler yürütmesi oldu. Aslında siyasal bir yapı olmayan, sadece idari özerkliği bulunan DKÖB’nin Moskova’nın raporlarına göre bile daha iyi ekonomik ve sosyal koşullar içerisinde yaşamalarına rağmen ayrılıkçı ve Ermenistan ile bütünleşme faaliyetleri önce küçük çaplı şatışmaların, 1992 yazından itibaren ise savaşın yaşanmasına neden oldu.
Savaşın başlamasından önceki dönemde Ermenistan Azerbaycan’a yönelik saldırgan tutumunun yanısıra yayılmacılık hedefine ilişkin iki önemli karar da almıştı. Ermenistan Parlamentosu önce 1 Aralık 1989’da DKÖB’ni kendisine birleştirme kararı almış, ardından 9 Ocak 1990’da 1990 Yılı Bütçe Yasası’nı onaylarken ekonomik plan kapsamına DKÖB’yi de dahil etmişti. Dönemin geçerli SSCB yasalarına ve BM düzenine de aykırılık teşkil eden bu kararlar olayları çığırından çıkaran önemli gelişmeler arasında yer almaktadır. 1991’in sonlarında ise bağımsız Ermenistan Cumhuriyeti parlamentosu, eski DKÖB’yi Azerbaycan’ın bir parçası olarak gösteren hiç bir uluslararası anlaşmayı tanımayacağını açıklamıştır. Halen teorik olarak yürürlükte olan bu karar Azerbaycan’ın toprak bütünlüğe karşı açık bir saldırı olup, aynı zamanda uluslararası alanda temel ilkelerden birisi olan devletlerin toprak bütünlüğü ilkesini açıkça ihlal etmektedir. [1]
Önemli hususlardan birisi de Azerbaycan ve Ermenistan’ın uluslararası kuruluşlara üyelik süreci başladıktan sonra, Ermenistan’ın Azerbaycan’a yönelik işgalci politikasında taktik değişiklikler görülmeye başlanmıştır. Yeni taktiğe göre öncelikle eski DKÖB’nin Azerbaycan’dan tamamen ve uluslararası kamuoyunda kabul görecek şekilde ayrılması sağlanacak, daha sonra artık Azerbaycan’a bağlı olmayan bölgenin Ermenistan’a birleştirilmesi tamamen gerçekleştirilecektir. Nitekim, bu tarihlerde Ermenistan artık eski DKÖB’nin Ermenistan’a birleşmesini değil, bağımsız bir cumhuriyet olması gerektiği tezini savunmaya başlamıştır. Bu amaçla, 10 Aralık 1991’de artık özerkliği olmayan bir bölgede eski DKÖB’de yapılan sözde referandum sonucu, 6 Ocak 1992’de “Artsak Ermeni Cumhuriyeti” ilan edilmiştir. [2]
30 Ocak 1992’de Prag’da yapılan AGİK toplantısında Azerbaycan ve Ermenistan’ın bu kurumun üyesi olmasıyla birlikte, Karabağ konusu uluslararası bir boyut kazanmıştır. Tam bu sıralarda Azerbaycanlı mültecileri taşıyan helikopter Ermeni kuvvetlerinin roket atışıyla düşürülmüştür. Olay sonucunda en az 40 kişi ölmüştür. [3] Şubat 1992 başlarında İran’ın yaptığı arabuluculuk önerileri taraflarca kabul görmemiştir. Şubatın ortalarında Avrupa Parlamentosu Strasbourg’da toplanarak bölgeye gözlemci gönderilmesini karara bağlamıştır. 20 Şubat 1992’de Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın girişimi ile Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya Dışişleri Bakanları Moskova’da bir araya gelmiş ve yaptıkları görüşme sonrasında düzenledikleri basın toplantısında çatışmalara bir an önce son verilmesi ve yerleşim bölgeleri üzerinde ablukanın kaldırılması konusunda karara vardıklarını duyurmuşlar. Ermenistan Dışişleri Bakanı Hovanisyan toplantı sonrasında, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Sadıkov’a eski DKÖB temsilcisinin katılımı olmadan sorun ile ilgili görüşmelerin başarısız kalacağını ifade ettiğini de açıklamıştır. [4]
24 Şubat’ta İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Velayeti, taraflar arasında arabuluculuk yapma amacıyla bölgeye bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Taraflar arasında ateşkes için temel konularda uzlaşmaya çalışılırken Hocalı katliamı yaşanmıştır.
Hocalı kenti, Ermenistan askeri birliklerinin saldırıları sırasında bölgede belki de en kritik durumda olan yerleşim birimi olmuştur. Bölgedeki tek havaalanının bulunduğu 7000 nüfuslu Hocalı, 1991 yaz ve sonbahardaki Ermeni saldırıları sonucu kuşatma altına alınmıştı ve kente ulaşım sadece helikopterlerle sağlanmaktaydı. Bu kadar zor durumda ve stratejik önemi haiz olmasına rağmen, Azerbaycan’daki Mütellibov iktidarı Hocalı’nın savunulması yönünde gerekli çabayı göstermemiştir. [5]
Sonuç olarak, 25-26 Şubat 1992’de Ermenistan güçlerinin Hocalı’ya düzenledikleri saldırı bir soykırıma dönüşmüştür. Saldırıda 63’ü çocuk, 106’sı kadın, 70’i yaşlı olmak üzere 613’den fazla insan şehit olmuştur. Ayrıca 1275 kişi Ermenilerce rehin olarak götürülmüş, 500’den fazla kişi yaralanmış, 150 kişiyle ilgili olarak ise her hangi bir bilgi edinilememiştir. Kuşatma altındaki insanların çoğu acımasız yöntemlerle öldürülmüş, uluslararası kuruluşlar [6] ve dünya medyası [7] olayı insanlık dramı olarak nitelendirmiştir.
Azerbaycan resmi olarak, Hankendi’deki 366’ncı Rus Alayının saldırıya katıldığını açıklamıştır. [8] Çünkü saldırıda en gelişmiş konvansiyonel silahlar kullanılmıştır. Bunlar değil bölgedeki yerel gruplarda, yeni oluşmaya başlayan Azerbaycan ve Ermenistan ordularında bile mevcut olmamıştır. [9] Rus tarafı her zamanki gibi yine de saldırılarla alakası olmadığını açıklamıştır. Fakat, ismi geçen alaydan firar eden 3 Rus askeri 3 Mart 1992’de düzenledikleri basın toplantısında, “beyinlerinin yıkandığını ve Hıristiyan Ermeniler yanında Müslüman Azerbaycanlılara karşı savaşmalarının istendiğini” itiraf etmiştir. [10]
Mart ayı boyunca karşılıklı saldırılar devam ederken, 24 Mart 1992’de Helsinki’de toplanmakta olan AGİK Dışişleri Bakanları Konseyi, Karabağ’daki durumu değerlendirmiş ve sonuç bildirisinin 3.-11. maddelerinde sorunun çözümü için Belarusya’nın Minsk kentinde konferans çağırılmasının kararlaştırıldığı ifade edilmiştir. Bildirinin 9. maddesinde konferansın katılımcıları olarak Azerbaycan, Almanya, ABD, Ermenistan, Belarusya, İsveç, İtalya, Fransa, Türkiye, Çek ve Slovak Federal Cumhuriyeti’nden oluşan 11 ülkenin ismi belirtilmiştir. [11] Minsk Konferansı için koordinatörlük görevi İtalya’ya verilmiş ve konferansa başkanlık etmek üzere İtalyan temsilci Mario Rafaelli atanmıştır. Konferansın Temmuz 1992’de Minsk’te yapılması öngörülmüştür. AGİT’in bu girişimi BM’den de destek görmüştür. BM Güvenlik Konseyi’nin 26 Mart 1992 tarihli toplantısında, soruna doğrudan müdahale etmeme ve AGİT’in girişimlerini destekleme kararı alınmıştır. [12] 1 Nisan 1992’de Roma’da Minsk Konferansı’nda yer alacak ülkelerin temsilcilerinin katılımı ile Rafaelli başkanlığında toplantı yapılmıştır. Aynı günlerde AGİK gözlemci heyeti de Bakü’yü ziyaret etmiştir. [13]
Nisan 1992 sonuna doğru İran’ın arabuluculuk girişimleri de artmış ve 7 Mayıs 1992’de, Tahran’da Azerbaycan Devlet Başkanı Vekili Yagub Memmedov, Ermenistan Devlet Başkanı Levon Ter-Petrosyan ve İran Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani arasında sorunun çözümüne yönelik görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşme sonucunda Azerbaycan ile Ermenistan arasında sekiz maddeden oluşan bir anlaşma imzalanmıştır. Ama anlaşma imzalandıktan sadece iki gün sonra 9 Mayıs 1992’de Ermenistan ordusu bölgenin anahtarı konumundaki Şuşa’yı, 17 Mayıs 1992’de ise bölgeyi Ermenistan’a bağlayan Laçın’ı işgal etmiştir.[14] Bu da İran’ın arabuluculuk ve Ermenistan’ın barış konusundaki tutumunun “samimiliyi” konusunda sorular ortaya çıkarmış ve bir barış girişiminin de sonuçsuz kalmasına neden olmuştur.
İşin ilginç yanı, olayların aynı günlerde barış görüşmeleri için bölgeye gelen AGİK heyetinin gözleri önünde cereyan etmiştir. Bu arada, 14 Mayıs 1992’de Azerbaycan’da Mütellibov’un devlet başkanlığı görevine geri dönme girişimi ters tepmiş ve muhalefeti beklediği seçimden önce iktidara taşımıştır. [15] Yeni iktidar eski DKÖB de dahil olmak üzere toprak bütünlüğü konusunda hiç taviz vermeyeceğini ilk baştan belirtmiş ve ilk sınavını da 21 Mayıs 1992 tarihinde Helsinki’de gerçekleşen AGİK Kıdemli Memurlar Komitesi toplantısında vermiştir. Bu toplantıda, ABD temsilcisinin önerdiği, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü vurgulayan ve bölgedeki tüm yabancı askeri güçlerin çekilmesini öngören tasarı için, Ermenistan dışındaki 51 ülkenin temsilcisi lehte oy kullanmıştır. Uzlaşma sağlanmadığı için tasarı karara dönüşmemiştir. Ermenistan’ın, eski DKÖB Ermenilerinin, taraflar arasında 29 Haziran-7 Temmuz tarihlerinde yapılacak olan Roma görüşmelerinin 3. turuna ve 15 Temmuz 1992’de yapılması planlanan 4. turuna, daha önce Mayıs ayında elde ettikleri “ilgili taraf” statüsünden vazgeçerek “Dağlık Karabağ Cumhuriyeti” adı altında katılması konusundaki ısrarı diğer katılımcılar tarafından kabul görmemiş ve böylece görüşmelerden sonuç alınmasını engellenmiştir. [16]
Aynı tarihte, Ermenistan Rusya ile 7. Rus askeri üssünün cumhuriyette kalması konusunda anlaşma imzalamıştır. Buna bir de Ermenistan’ın BDT üyesi olmasını ve 15 Mayıs 1992’de imzaladığı BDT Ortak Güvenlik Paktı anlaşmasına Azerbaycan’ın katılmadığını eklenirse, Rusya’nın desteğini alma bakımından Ermenistan’ın önemli bir avantaj elde ettiğini söylenebilir. [17]
Bundan cesaret alan Ermenilerin orta çaplı saldırılarını sürdürmekle beraber, bir de büyük çaplı saldırı planladıkları söylentileri dolaşmaya başlamıştır. Bunun üzerine Azerbaycan 12 Haziran 1992’da karşı saldırı başlatmıştır. Diplomatik görüşmelerin aksamasını da doğuran bu saldırılar sırasında daha önce Ermenilerce işgal edilen bir çok köy tekrar kurtarılmıştır. Bu gelişmeler sonrasında Ermenistan temsilcilerinin barış görüşmelerine eski DKÖB coğrafyasında yaşayan Ermenilerin resmi sıfatla katılmalarını istemesi ve aksi taktirde toplantılara katılmayacaklarını söylemesi, 29 Haziran-7 Temmuz arasında yapılacak olan Roma görüşmelerinin 3. turundan ve 15 Temmuzda yapılması planlanan 4. turundan sonuç alınmasını engellemiş ve durum Roma görüşmelerinin katılımcıları tarafından tepkiyle karşılanmıştır. [18]
Çatışmaların şiddetlenerek devam etmesi uluslararası gözlemcileri yeniden arabuluculuk yapmaya itmiştir. 26 Ağustos 1992’de Kazakistan Devlet Başkanı Nazarbayev ateşkes ilan edilmesi için girişimde bulunmuştur. 27 Ağustos’da ise Minsk Grubu Başkanı Mario Rafaelli sırasıyla Azerbaycan’ı ve Ermenistan’ı ziyaret ederek ateşkes yapılması ve Minsk Konferansı için görüşmelere başlanması çağrısını yapmıştır. İlk sonuçlar Azerbaycan, Ermenistan ve Kazakistan Dışişleri Bakanları arasında 27 Ağustos 1992’de Alma-Ata Beyannamesi’nin imzalanmasıyla elde edilmiştir. [19] Bu beyannamede öngörüldüğü üzere, 1 Eylül 1992’den itibaren ateşkes sağlanmıştır. 3 Eylül 1992’de taraflar Minsk Grubu’nun da çağrılarına uyarak bu belgeyi uygulamak için Ermenistan’ın sınırdaki İcevan rayonunda protokol imzalamıştır. 14-15 Eylül 1992 tarihlerinde üç taraflı çalışma grubu faaliyete geçmiştir. Fakat, bu defa Ermenistan Alma-Ata Beyannamesi’ni reddetmiş ve Kazakistan’ın ikna çabaları da sonuçsuz kalmıştır. [20] 1992’nin sonlarına doğru, 12 Haziranda çatışmaların savaşa dönüşmesiyle hep üstün durumda olan Azerbaycan, üstünlüğünü Ermenistan’a kaptırmaya başlamıştır. [21]
3 Ocak 1993’te Kremlin’de bir araya gelen ABD Başkanı George Bush ile Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını işgal girişimlerine ilişkin imzaladıkları beyannamede “Dağlık Karabağ ve Azerbaycan-Ermenistan sınırındaki çatışmalardan” rahatsızlıklarını ifade etmekte ve sorunun AGİK’in temel ilkeleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiğini vurgulamaktaydılar. Bunun yanında ise çatışmanın her iki tarafı sorunun çözümlenememesinin nedeni olarak diğerinin uzlaşmasız tutumunu ileri sürmekteydi. [22]
20 Şubat 1993’de Roma’da Azerbaycan, ABD, Ermenistan, Rusya, Ermenistan temsilcileri ve Minsk Konferansı Başkanı Rafaelli’nin katıldığı Roma görüşmeleri başlamıştır. Görüşmeler sonucunda taraflar ateşkesin tam olarak sağlanması ve Minsk Konferansının resmen açılması için anlaşamasalar da en azından ateşkesin sağlanması için bölgeye gözlemcilerin gelmesi konusunda uzlaşmaya varılmıştır. [23]
Fakat, 27 Mart 1993’de Ermenistan tarafından, Ermenistan’la Azerbaycan’ın eski DKÖB’sini bağlayan koridorlardan birisi olan Kelbecer rayonuna yönelik saldırı başlatılmıştır. Bu saldırılar 27 Mart-3 Nisan 1993 tarihleri arasında devam etmiştir. Azerbaycan Devlet Başkanlığı 6 Nisan 1993’te, 3 Nisan 1993’ten itibaren rayonun tamamen Ermeni güçleri tarafından işgal edildiğini resmi olarak açıklamıştır. Saldırı sonucunda rayon nüfusunun bir kısmı öldürülmüş, kalanlarsa mülteci durumuna düşmüştür. Azerbaycan tarafı bu işgal sırasında Ermenistan tarafının Rus askeri birliklerinden yardımını gördüğünü iddia etmiştir.
6 Nisan 1993’te, genelde Ermenileri “kırmamaya” çalışan ABD de Ermeni saldırılarını kınamıştır. Bu arada Azerbaycan tarafı, görüşmeler devam ederken topraklarının Ermenistan tarafından işgal edilmesinin sürmesi nedeniyle AGİT barış görüşmelerinden çekildiğini açıklamıştır. [24] 8 Nisan 1993’te AB’ye üye ülkeler de “Azerbaycan topraklarından çekilmesi” ve çatışmaların durdurulması konusunda “Dağlık Karabağ’da nüfuzunu kullanması” için Ermenistan hükümetine müracaat etmiştir. Olayla ilgili açıklama yapan Ermenistan Savunma Bakanı Vazgen Manukyan, Kelbecerin işgaline Ermenistan ordusunun hiç katılmadığını, olayın “Karabağ Ermenilerince gerçekleştirildiğini” iddiasını tekrarlamıştır. [25]
Bu arada Azerbaycan yetkililerinin işgalle ilgili olarak uluslararası düzeyde girişimleri devam etmiştir. Hem devlet başkanı, hem de dışişleri bakanlığı işgalin kınanması ve Ermenistan’a karşı gerekli yaptırımların uygulanması için BM, AGİT ve diğer uluslararası kuruluşlar nezdinde girişimlerini sürdürmüştür. Azerbaycan’ın BM’deki temsilcisi Hasan Hasanov, Azerbaycan Devlet Başkanı Ebülfez Elçibey’in ve Dışişleri Bakanı Tofig Gasımov’un istekleri doğrultusunda BM Güvenlik Konseyi üyeleriyle görüşerek olayla ilgili açıklama yapılmasını ve karar alınmasını istemiştir. 6 Nisan 1993 tarihinde BM Güvenlik Konseyi Dönem Başkanı Pakistanlı Jamsheed Marker açıklama yaparak, Güvenlik Konseyi’nin Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki durumun kötüleşmesinden, Ermenilerin (ülke adı ifade edilmemekteydi) Kelbecer’i işgalinden bölgedeki barışı tehdit eden tüm bu türden hareketlerden duyduğu rahatsızlığı ifade etmiştir. Açıklamada ayrıca, sınırların değişmezliği ve toprak bütünlüğü ilkeleri çerçevesinde AGİK’in barış girişimlerinin desteklendiği vurgulanmış, BM Genel Sekreterinden konuyla ilgili Güvenlik Konseyi’ne rapor sunması istenmiştir. 14 Nisan 1993’te BM Genel Sekreteri tarafından BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan raporda, bölgedeki çatışmalara ve özellikle de Kelbecerin işgaline Ermenistan’ın taraf olarak katılıp-katılmadığının tam olarak belirlenemediği, fakat, saldırılarda tank, ağır çaplı silahlar ve uçakların kullanılmasının, olayda yerel Ermeniler dışındaki bir gücün bulunduğunun gösterdiği belirtilmiştir. İşgalden hemen sonra Türkiye, Pakistan, İran, İngiltere, İKÖ, biraz yumuşak dille İtalya ve Fransa olayı kınayan açıklamalar yapmıştır.[26]
Bu arada Rusya’nın, bölgenin kontrolünü elinde tutma amacı çerçevesinde bir takım girişimleri de söz konusu olmuştur. Önce, 8 Nisan 1993’te Azerbaycan Başbakanı Penah Hüseynov ile Ermenistan Savunma ve Güvenlik Bakanı Vazgen Sarkisyan Rusya Savunma Bakanı Pavel Graçev’in arabuluculuğuyla bir araya gelmiş, fakat bu görüşmeden bir sonuç elde edilememiştir. 23 Nisan 1993’te ise Rusya Devlet Başkanı B. Yeltsin BM Güvenlik Konseyi’nde, sorunla ilgili olarak arabuluculuk yapacaklarını ifade etmekteydi. Arkasından, hem Ermenistan, hem Azerbaycan yetkilileriyle, hem de eski DKÖB temsilcileriyle görüşmeler yapılmıştır. Kelbecer’in işgalinin ardından 26-29 Nisan 1993 tarihlerinde Prag’da AGİT Kıdemli Memurlar Komitesi’nin toplantısı gerçekleştirilmiştir. Azerbaycan’ın isteği ve 17 üye ülkenin desteği ile gerçekleştirilen toplantıda, barış görüşmelerinin devamı için Ermenistan’ın Kelbecer’in boşaltılması yönünde adım atmasının şart olduğu vurgulanmıştır. Toplantı sonucunda bölgedeki savaşı kınayan ve işgal olunmuş Azerbaycan topraklarındaki yabancı kuvvetlerin derhal o topraklardan çıkarılmasını öngören beyannamesinin kabul edilmesini, Ermenistan “veto” hakkını kullanarak engellemiştir. [27] Kararda aynı zamanda işgalci kuvvetlerin (ülke ismi belirtilmemiş) Kelbecer rayonundan çıkarılması ve AGİT Minsk Konferansı çerçevesinde görüşmelerin başlatılması istenilmekteydi.
Azerbaycan’ın yoğun diplomatik çabaları sonucunda 30 Nisan 1993’te BM Güvenlik Konseyi de Azerbaycan-Ermenistan çatışmasını ve Kelbecer’in işgali konusunu görüşmüş ve 15 üyenin oybirliği ile 822 sayılı kararı kabul etmiştir. Aslında, BM Güvenlik Konseyi’nde, Azerbaycan topraklarının Ermenistan tarafından işgali sorununu açıkça yansıtan kararın çıkması hemen-hemen imkansızdı. BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinden Rusya’nın açık, Fransa ve ABD’nin dolaylı destekleri nedeniyle, çıkacak kararda Ermenistan’ın işgalci devlet olmasının açık şekilde gösterilmesi ihtimali zaten yok gibiydi. Nitekim, alınan kararda, Güvenlik Konseyi Başkanı’nın konuya ilişkin daha önce verdiği beyanatlara ve sunduğu rapora da gönderme yapılmış, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki savaşın endişe verici boyutundan, Kelbecer’in Ermenilerce (ülke ismi olarak belirtilmemiş) işgal edilmesinden duyulan rahatsızlık dile getirilmiş ve uluslararası kabul görmüş sınırların ihlal edilemezliği, toprakların silah zoruyla elde edilmesinin kabul edilmezliği, bütün devletlerin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi ilkeleri vurgulanmıştır.
Kararda ayrıca şu beş madde sıralanmıştır:
“BM Güvenlik Konseyi,
1. Ateşkesin kesin biçimde yapılması, ayrıca tüm işgalci güçlerin Kelbecer rayonundan ve Azerbaycan’ın yakın dönemlerde işgal edilmiş diğer rayonlarından çıkarılması amacıyla tüm askeri operasyonların ve düşmanca eylemlerin durdurulmasını talep eder;
2. İlgili tarafların çatışmanın AGİT Minsk Grubu barış süreci ile çözümü için görüşmelere hemen ve tekrar başlanması ve sorunun barışçıl araçlarla çözümünü zorlaştıracak eylemlerden kaçınması ısrarla vurgular;
3. Sivil halkın zorluklarını azaltmak için bölgede, özellikle çatışmanın etkili olduğu tüm rayonlarda insani yardımların yapılabilmesi için engellerin kaldırılmasını isteyerek, bütün tarafların uluslararası insani hukukun ilke ve normlarına uymak zorunda olduğunu belirtir;
4. Genel Sekreterden AGİT Başkanı, ayrıca AGİT Minsk Grubu ile görüşmeler yaparak bölgedeki, özellikle Azerbaycan’ın Kelbecer rayonundaki durumu değerlendirerek bu konuda Güvenlik Konseyi’ne rapor sunmasını rica eder;
5. Bu konuyla aktif olarak ilgilenmeyi sürdüreceği kararını alır.”[28]
Kararda Azerbaycan açısından beğenilen noktalar olsa bile genel olarak iki ülke arasında denge korunmaya çalışılmıştı. Şöyle ki, bir yandan “Ermenilerin işgalinden”, “Kelbecer’in ve diğer işgal edilen bölgelerin terk edilmesi gerektiğinden” bahsediliyorken, Azerbaycan’ın yoğun taleplerine karşın işgalci devlet olarak Ermenistan’ın adı açıkça belirtilmiyordu. Ama, taraf olarak Karabağ Ermenilerinin değil de, Ermenistan’ın isminin geçmesi dolaylı da olsa onun çatışmada taraf olduğunun ifadesiydi.
3 Mayıs 1993’te Rusya Devlet Başkanı Yeltsin’in inisiyatifiyle Rusya, Türkiye ve ABD, AGİK süreci çerçevesinde bir barış girişimi başlattıklarını açıklamıştır. Rusya’nı Ermeni yanlısı olarak nitelendiren Azerbaycan, durumu dengelemek için eşit güce sahip ülke olarak ABD’nin sürece katılmasını istemiştir. Tarafların, 14 Mayıs 1993’e kadar Ermeni güçlerinin Kelbecer’i boşaltmasını, 17 Mayıs 1993’ten itibaren de AGİK çerçevesinde barış görüşmelerinin devam ettirilmesini öngören teklifleri Azerbaycan tarafından kabul görse de, Ermenistan buna yanaşmamıştır. 27 Mayısta gerçekleşen Yeltsin - Ter-Petrosyan görüşmesinden sonra Ermenistan’ın tutumunda değişiklik baş vermiştir. Yani, Ermenistan arabulucuların tüm tekliflerini kabul ettiğini ifade etmiştir. Fakat, çok geçmeden bu defa da bölge Ermenilerinin şartları kabul etmediğini ileri sürerek süreci tıkamıştır. [29] Bazı gözlemciler bu olayı Ermenistan’la Karabağ Ermenileri arasında çıkan ilk görüş ayrılığı olarak görseler de, bunu büyük ölçüde “şike” olarak yorumlamak mümkündür. Çünkü bu yolla, Ermenistan taviz vermeden üzerindeki uluslararası baskıları hafifletebilmekteydi.
3-4 Haziran 1993 tarihlerinde AGİT’e üye olan 9 ülkenin-ABD, Rusya, Fransa, Türkiye, İtalya, Almanya, Çek Cumhuriyeti, İsveç ve Belarusya temsilcilerinin Roma’da gerçekleştirilen görüşmesinde Ermenistan-Azerbaycan çatışmasının çözülmesi için yeni bir belge hazırlanmıştır. [30] BM Güvenlik Konseyi’nin 822 sayılı kararının uygulanması ve AGİT çerçevesinde görüşmelere devam edilmesine yönelik “Acil Eylem Planı” kabul edilerek taraflara sunulmuştur. “Acil Eylem Planı”na göre 15 Haziran 1993’den itibaren Ermeni tarafı Kelbecer’i tamamen boşaltmaya başlamalı, 20 Haziran’da boşaltılma tamamlanmalı ve 1 Temmuz’dan itibaren AGİT’in 50 gözlemcisi bölgeye yerleştirilmeliydi. Ardından da 7 Ağustos 1993’ten geç olmayarak Minsk Konferansı’nda görüşmeler yeniden başlanması gerekiyordu. Azerbaycan “Dokuzlar”ın bu barışçıl planını hemen kabul etmiş ve imzalamıştır. Ermenistan da bu planı kabul etmiş, ama işgal altındaki bölgedeki bazı güçlerin Ermenistan yönetiminin kontrolü altında olmadığını ileri sürerek Kelbecer’in boşaltılması için bir ay daha süre istemiştir. [31]
AGİK Minsk Konferansı’nın Başkanı Mario Rafaelli’nin 4 Temmuz 1993’te başlayan Azerbaycan ve Ermenistan’ı ziyareti bir soruna dönüştürülünce planın uygulanmasının sanıldığı kadar kolay olmayacağı anlaşılmıştır. Rafaelli’nin bölgeyi Bakü-İrevan-Bakü-Ağdam-Hankendi-Bakü-Roma grafiği üzere ziyaret etmek istemesine Ermenistan tarafı itiraz etmiştir. Onlar Hankendi’ne Ağdam’dan gidilmesine itiraz etmekteydiler. Azerbaycan tarafı uzlaşmacı tavır sergileyerek Bakü-Tiflis-İrevan-Hankendi-İrevan-Tiflis-Bakü grafiğini kabul etmiş ve Rafaelli bu trafikle ziyaretini tamamlamıştır. Fakat, yine de sonuç alınamamıştır. Çünkü, uluslararası arabulucuların barış planı aynıydı: Ermeniler işgal ettikleri yerlerden çekilecek, ateşkes ilan edilecek, uluslar arası gözlemciler bölgeye gelecek ve Minsk görüşmeleri sonuçlandırılacak. [32] Görüşmelerden sonuç alınamamasının en önemli nedenlerinden biri, hiç kuşkusuz ki, o sırada Azerbaycan’da başlayan darbe girişimi (daha sonra başarıyla sonuçlanmıştır) ve Ermenilerin bundan cesaret alması olmuştur. Aslında, bir yandan da Azerbaycan’ın Ermenistan’la uzlaşma olmaması halinde toparlanıp saldırıya başlama ihtimali vardı. Bu nedenle de taraflar barış planını kabul etmek zorunda kalmışlardı. Hatta, bu konuda ABD Devlet Başkanı Bill Clinton’un Azerbaycan Devlet Başkanı Elçibey’e 5 Haziran’da yazdığı mektupta da bahsedilmiştir. [33]
Bu arada Azerbaycan’da Elçibey iktidarının sonunu getiren gelişmelerden ve genel olarak Azerbaycan’daki karışıklıklardan cesaretlenen Ermeniler Kelbecer’i boşaltmamakla kalmamış, tam tersine daha da ileri giderek, Azerbaycan topraklarına yönelik işgalci saldırılarını yoğunlaştırmıştır. Daha çok iç karışıklıklarla uğraşmak zorunda kalan Azerbaycan (ordu birliklerinin önemli bir kısmının Bakü’ye yöneldiği bir zamanda) Ermenistan’ın saldırıları karşısında fazla tutunamamıştır. 1993 sonuna kadar Ermeni işgalleri ve bunları kınayan BM kararları bir-birini izlemiştir. 17 Haziran 1993’te bölgeyi ziyaret eden Rus gözlemciler Ağdam kentine düzenlenen uçak saldırılarının şahidi olmuştur. Aynı durum Rus gözlemcilerin Temmuz 1993 sonuna kadar bölgeye yaptıkları iki ziyaret sırasında daha tekrarlanmıştır. [34] 26-28 Haziran tarihlerinde düzenlenen saldırılar sonucu Ermeniler Azerbaycan’ın Ağdere rayonunu işgal etmiştir.
23-24 Temmuz 1993 tarihleri arasında Azerbaycan’ın Ağdam rayonunun büyük bir kısmı Ermenistan tarafından işgal edilmiştir. 29 Temmuz’da toplanan BM Güvenlik Konseyi konuya ilişkin 853 sayılı karar almıştır. Kararda 822 sayılı kararın (Kelbecer’in işgali ile ilgili) uygulanması gerektiği vurgulanarak, sınırların dokunulmazlığı ve toprak bütünlüğü ilkelerine değinilerek, 14 madde halinde Ağdam’ın ve işgal edilen diğer bölgelerin acilen ve şartsız olarak boşaltılması, sorunun AGİT Minsk Grubu çerçevesinde çözülmesi ve Ermenistan’ın bu konularda gerekli tüm adımları atması gerektiği vurgulanmıştır. [35]
Bu arada, 21 Temmuz-12 Ağustos 1993 arasında AGİK Minsk Grubu’nun BM Güvenlik Konseyi’nin 822 ve daha sonra alınan 853 sayılı kararlarının uygulanması için yaptığı çalışmalar sonuçsuz kalmıştır. Çünkü, 11 Ağustos’tan itibaren Ermenistan güçlerinin Fizuli ve Cebrayıl rayonlarına saldırıları yoğunlaşmıştır. Ermenilerin Fizuli’yi işgale girişmeleri üzerine 18 Ağustos 1993’te BM Güvenlik Konseyi dönem başkanı ABD temsilcisi Madeleine Albright uzun bir açıklama yaparak, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki durumun kötüleşmesinden duydukları endişeyi dile getirmiştir. Açıklamada Ermenistan’ın, “Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki çatışmalara ilişkin 822 ve 853 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması konusunda adımlar atması gerektiği, Azerbaycan’ın Fizuli rayonuna yapılan saldırılara son verilmesi gerektiği, daha önce işgal edilen Kelbecer, Ağdam ve diğer yerlerin terk edilmesi gerektiği” ifadeleri de yer almıştır. [36]
Bu arada, 9 Ağustos 1993’te Roma’da AGİT Minsk Grubu’nun Azerbaycan ve Ermenistan temsilcileriyle görüşmeleri yeniden başlamıştır. Görüşmeler sırasında Ermeni silahlı kuvvetlerinin Azerbaycan’dan çıkarılmasını öngören “Acil Eylem Planı” görüşülmüştür. [37] Eski DKÖB Ermeni topluluğunun temsilcileri Plan’a ve başka belgelere itirazlarını bildirerek, bazı değişiklikler önermiştir. [38] Bunun üzerine Minsk Grubu’nun üyesi olan “Dokuzlar” tarafından Plan yeniden hazırlanarak tarafların müzakeresine gönderilmiştir. Azerbaycan, kendi menfaatlerine uymayan ve işgali sona erdirmeyi öngörmeyen bu plana keskin itirazını bildirmiştir. Plan’ın geçerli olması için tarafların ikisinin de rızasının şart olması nedeniyle bu plan da uygulanamamıştır. Plan’ın kabul görmemesiyle, ortam biraz karışmıştır. Bu karmaşadan yararlanan Ermeniler saldırılarını artırmıştır. 23 Ağustos 1993’te Ermenistan ordusu Fizuli rayonunu büyük ölçüde işgal etmiştir. Bunu 25-26 Ağustos 1993’te Cebrayıl’ın, 31 Ağustosta da Gubatlı’nın işgalleri izlemiştir. 21-28 Eylül 1993’te Paris’te AGİT Minsk Grubu son gelişmeleri de değerlendirmek üzere görüşmeler yapmıştır. [39]
AGİT Minsk Grubu’nun 28 Eylül 1993’te Paris’te yapılan toplantısında, yeniden hazırlanmış “Acil Eylem Planı” taraflara sunulmuştur. Azerbaycan tarafı Plan’a yine karşı çıkmış ve Plan’ın bu halinin BM Güvenlik Konseyi’nin 853 sayılı kararına aykırı olduğunu belirtmiştir. [40] Plan, Azerbaycan’ın işgal olunmuş rayonlarından işgalci kuvvetlerin kayıtsız şartsız çıkarılmasını öngören 853 sayılı kararın üçüncü şıkkını ihlal ederek, bu kuvvetlerin çıkarılması için ön şartlar öngörmekteydi. Ayrıca, Plan’da bu toprakların nasıl boşaltılacağı da gösterilmemekteydi. Azerbaycan’ın BM Güvenlik Konseyi’ne yaptığı müracaatta, belgenin kabul edilmesinin toprakların güç kullanarak ele geçirilmesi gerçeğinin takdir edilmesi ve BM ilkelerinin açıkça ihlal edilmesi anlamına geleceği vurgulanmaktaydı.
Azerbaycan’ın tüm itirazlarına rağmen, BM Güvenlik Konseyi AGİT Minsk Grubu tarafından hazırlanan Plan’ı benimseyerek 14 Ekim 1993’te yapılan toplantıda Ermenistan-Azerbaycan çatışmasına ilişkin 874 sayılı kararı kabul etmiştir. [41] Bu kararda, daha önce alınan 822 ve 853 sayılı kararlara, dönem başkanının 19 Ağustos 1993 tarihli açıklamasına, AGİT Minsk Konferansı 1 Ekim 1993 tarihli mektubuna, Azerbaycan’ın ve diğer devletlerin bağımsızlığının ve toprak bütünlüğünün dokunulmazlığına değinilmekte ve “Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde ve Ermenistan-Azerbaycan arasında yaşanan” çatışmalardan duyulan rahatsızlık dile getirilerek, 13 madde sıralanmaktaydı. Bu maddelerde, 822 ve 853 sayılı kararların mutlaka uygulanması gerektiği, “işgal edilen toprakların hemen ve şartsız olarak terk edilmesi konusunda” AGİT Minsk Grubu’nun planının uygulanması için gerekenlerin yapılması noktaları vurgulanmaktaydı. [42] Yaptırımı olmayan bu kararların Ermenistan’ın işgalci saldırılarını durdurması mümkün değildi. Nitekim, 23 Ekim 1993’te Horadiz kasabasının, 28 Ekim-1 Kasım 1993 tarihlerinde Zengilan’ın da işgal edilmesiyle eski DKÖB’yi de içeren tarihi Karabağ bölgesinin tamamı fiilen Azerbaycan’ın kontrolünden çıkarak Ermenistan güçlerinin eline geçmiştir.
2-8 Kasım 1993’te AGİT Minsk Grubunun Viyana’da yapılan toplantıda 9 ülkenin temsilcileri bölgedeki son durumu kınayan açıklamalar yapmıştır. Sonuç olarak, 9 ülkenin ortak isteğiyle bir beyanname kabul olunmuştur. Beyannamede askeri saldırıların başlatılması ve yeni bölgelerin güç kullanarak işgali AGİT ilkelerinin ihlal edilmesi olarak değerlendirilmiştir. Dokuz ülke, işgalci kuvvetleri Horadiz ve Zengilan rayonlarından hemen çıkmaya ve BM Güvenlik Konseyi’nin kararlarını uygulamaya davet etmiştir. Azerbaycan topraklarının Ermenistan tarafından işgali sorununun ateşkes sağlandıktan ve işgal olunmuş topraklardan silahlı kuvvetler çıkarıldıktan sonra toplanacak Minsk Konferansı’nda müzakere edileceği ifade edilmiştir. [43] Beyannamede yanlış olan noktalar da bulunmaktaydı. Şöyle ki, ateşkesi ihlal eden, saldırıları devam ettiren, yeni topraklar işgal eden tarafın ismi yine zikredilmemekteydi. Minsk Grubu “çatışmada karşıt taraflar” gibi genel kavramlar kullanarak Ermenistan tarafından işgal edilmiş Azerbaycan topraklarında yaşayan Ermenilerinin ve Ermenistan’ın adını açıkça belirtmemekteydi. [44]
Daha sonra Viyana’da AGİT Minsk Grubu tarafından BM Güvenlik Konseyi’nin 822, 853 ve 874 sayılı kararlarının uygulanmasına ilişkin “Acil Eylem Planı” yeniden tarafların müzakeresine sunulmuştur. [45] Aslında “Viyana Planı” ile “Paris Planı” arasında hiçbir fark yoktu. Bu Plan’da da çatışmada taraf olarak Ermenistan değil, eski DKÖB Ermenileri gösterilmekteydi. Plan’da Şuşa ve Laçın’dan işgalci kuvvetlerin çıkarılması konusuna değinilmemekteydi. Bu konunun Minsk Konferansı’nda görüşüleceği söylenmekteydi. Diğer işgal olunmuş toprakların boşaltılması ise ablukaların kaldırılması ile ilişkilendirilmekteydi. Tüm bu bahsedilenler Azerbaycan için makbul görülmediğinden Azerbaycan tarafı “Viyana Planı”nı da kabul etmemiştir.
BM Güvenlik Konseyi de Horadiz ve Zengilan’ın işgali üzerine 11 Kasım 1993’te “etkisiz kararlar” serisinden sonuncusunu kabul etmiştir. Diğerlerinden büyük bir farkı olmayan 884 sayılı kararda 11 madde sıralanmıştır. Kararda, öncekilerde olduğu gibi, AGİT Minsk Grubu çerçevesinde sorunun çözümü için gerekli çabanın gösterilmesi gerektiği vurgulanmaktaydı. Güvenlik Konseyi, 822, 853, 874 kararlarına da gönderme yaparak, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin gerginleşmesinden, askeri operasyonların artması sonucunda Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Zengilan rayonunun ve Horadiz kentinin işgalinden, uluslararası sınırların ihlalinden duyduğu rahatsızlığı ifade etmiş, toprak kazanımı amacıyla güç kullanılmasının kabul edilemezliğini ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünü vurgulamış, ardından dokuz madde saymıştır. Bu maddelerde, taraflar arasında ateşkes halinin ihlal edilmesi, Zengilan rayonunun ve Horadiz kasabasının işgali, sivil halka ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne yönelik saldırılar kınanmış; BM Güvenlik Konseyi’nin konuya ilişkin daha önceki kararlarının bölgede uygulanması için Ermenistan devletinin gerekli çabayı göstermesi istenmiş; AGİT Minsk Grubu’nun BM Güvenlik Konseyi kararlarının yerine getirilmesi için hazırladığı “Acil Eylem Planının Yenileştirilmiş Cetveli”ne uyulması istenmiş; tüm devletlerin çatışmanın şiddetlenmesine yönelik girişimlerden çekinmesi talebine yer verilmiştir. [46]
Yıl sonuna doğru çatışmalar azalarak devam etmiştir. 1993 yılından geriye kalan, Azerbaycan’ın işgal edilen toprakları, BM Güvenlik Konseyi’nin uygulanmayan kararları ve AGİT Minsk Grubu’nun sonuçsuz kalan çabaları olmuştur. BM Güvenlik Konseyi’nin kararlarını kısaca yorumlarsak, bu kararların bir yönü devamlı Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün dokunulmazlığını, Ermenistan’ın sorunda taraf olduğunu ve işgal edilen toprakların hemen ve şartsız olarak terk edilmesi gerektiğini vurgulaması olmuştur. Kararların diğer yönüyse, Ermenistan’ın açıkça saldırgan ülke ilan edilmemesi (oysa, ordusu ve askeri teçhizatı olmayan bölge Ermenilerinin uçak, tank ve ağır çaplı silahlarla yapılan saldırıları kendi başlarına gerçekleştirdiklerini iddia etmenin ne kadar mantıksız olacağı ortadaydı. Ayrıca, Kelbecer’in işgali sırasında iki taraftan-Azerbaycan’ın eski DKÖB’den ve Ermenistan sınırından saldırıldığı video görüntülerle de tespit edilmiştir), Ermenilerin işgal ettikleri yerlerden çekilmemeleri durumunda uygulanacak yaptırımlar (Irak’ın Küveyt’i işgali örneğinde olduğu gibi) konusunda hiçbir şeyin ortaya konmaması olmuştur. Ama sonuç, iç karışıklıklar yaşayan ve yeterli dış askeri destek sağlamayan Azerbaycan’ın topraklarının yaklaşık %20’ni kaybetmesi ve toprak bütünlüğünün ciddi biçimde tehdit altına alınması şeklinde olmuştur.
1994 yılının Ocak-Mart dönemi küçük çaplı saldırılar, AGİT ve Rusya’nın arabuluculuk girişimleriyle geçmiştir.
Rusya AGİT Minsk Grubu üyesi olsa da barışın sağlanması için kendi planına daha çok üstünlük vermekte ve bununla da bölgedeki eski nüfuzunu sağlayacağını düşünmekteydi. Rusya’nın girişimleri içinde en önemlileri Moskova’da 18 Ocak 1994’te Rusya Dışişleri Bakanı Kozırev’le Azerbaycan Dışişleri Bakanı Hasanov arasındaki ve 20 Ocak 1994’te Rusya ve Ermenistan Dışişleri Bakanları Kozırev ve Hovanisyan arasındaki görüşmeler, 4 Şubat 1994 tarihinde Macaristan’da “Minsk Dokuzlusu”nun AGİT Minsk Konferansının yeni başkanı İsveçli Yana Eliasson’la görüşmesi, 18 Şubat 1994’te Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya Savunma Bakanları arasında Moskova’da yapılan görüşme sonrasında protokol imzalanması, 28 Şubat - 1 Mart 1994 tarihlerinde Rusya Savunma Bakanı Yardımcısı ve devlet başkanının yetkili temsilcisinin Bakü ve Erivan’ı ziyaretleri olmuştur. [47]
31 Mart - 3 Nisan 1994 tarihlerinde BDT Parlamentolararası Kurulu temsilcisi olarak Kırgızistan Yüksek Meclisi Başkanı ve Rusya Devlet Başkanı Özel Temsilcisi Bakü’yü, Erivan’ı ve Azerbaycan’ın Hankendi kentini ziyaret etmiştir. 9 Nisanda Ermenistan güçleri Terter rayonuna yaklaşık bir ay süren ağır çaplı saldırı başlatmıştır. [48] 15 Nisanda Moskova’daki BDT Devlet Başkanları zirvesi sırasında Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan Devlet Başkanları bir araya gelerek sorunu görüşmüştür. BDT Devlet Başkanları Zirvesi sırasında ayrıca, “Dağlık Karabağ bölgesi ve çevresindeki olaylar” konusunda ortak bir bildiri yayınlanmıştır. [49]
26 Nisan-2 Mayıs 1994 tarihlerinde AGİT heyeti bölgeyi ziyaret etmiştir. 4-5 Mayıs 1994 tarihlerinde, Bişkek’te BDT Parlamentolararası Kurulu çerçevesinde Kırgızistan Parlamentosu ve Rusya Dışişleri Bakanlığı temsilcileri, Ermenistan ve Azerbaycan parlamentoları başkanlarını ve eski DKÖB’nin Türk ve Ermeni nüfusunun temsilcilerini bir araya getirmiştir. Bu görüşme sırasında barışa yönelik bir adım olarak 5 Mayıs 1994’te “Bişkek Protokolü” imzalanmıştır. [50] Daha sonra imzalanacak ateşkes anlaşmasına temel oluşturacak bu protokolü, Azerbaycan’ın, Ermenistan’ın ve eski DKÖB’nin sadece Ermeni temsilcilerinin (ayrılıkçıların) imzalaması, Azerbaycan açısından ciddi bir tavizdi. Çünkü, o güne kadar Azerbaycan karşı taraf olarak sadece Ermenistan’ı kabul etmekteydi. Fakat, şimdi kendi ülkesinin bir parçasını temsil ettiğini iddia edenlerle anlaşma imzalamıştı.
Protokolde kısaca, eski DKÖB ve onun çevresindeki çatışmaların Azerbaycan ve Ermeni halklarına ve bölgenin diğer halklarına zarar verdiği, 14 Nisan 1994 tarihli BDT Devlet Başkanları zirvesinde silahlı çatışmaların durması ve uzlaşmaya varılmasının desteklenmesi, Parlamentolararası Kurulun ve BDT’nin bu yöndeki çabası, BM ve AGİT’in sorunun çözümü konusunda aldığı kararların (her şeyden önce Güvenlik Konseyi’nin 822, 853, 874 ve 884 sayılı kararlarının) uygulanması gerektiği vurgulanarak, 18 Şubat 1994 tarihinde Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya Savunma Bakanları arasında Moskova’da imzalanan protokole değinilerek, 8 Mayıs’tan 9 Mayıs’a geçen geceden itibaren ateşin kesilmesi, bir sıra başka sorunlarla beraber mültecilerin yerlerine dönüşünün sağlanması konusunda uzlaşmaya varıldığı ifade edilmekteydi. 9 Mayıs 1994’te Azerbaycan ve Ermenistan Savunma Bakanları ve eski DKÖB’deki ayrılıkçı Ermeni liderliğinin temsilcileri arasında ateşkesle ilgili anlaşma imzalanmıştır. 12 Mayıs 1994’ten itibaren ateşkes rejimi uygulanmaya başlamıştır. [51] Bu gelişmeyle birlikte Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarına yönelik işgalci saldırılarına ve iki ülke arasında yaşanan savaşa resmen ara verilmiştir. 1994 ateşkesinden günümüze kadarki dönemde sık-sık ateşkes ihlali yaşanmasına ve bazen bu ihlallerin savaşa dönüşeceğine ilişkin beklentiler oluşmasına rağmen, ateşkes hali günümüze kadar süregelmiştir.
Araz ASLANLI Kafkasya Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanıdır.
[1] Erjan Kurbanov, “Azerbaycan’ın Güvenlik Kaygıları: Dağlık Karabağ Üzerinde Ermenistan’la Çatışma ve Diğer Ülke İçi Anlaşmazlıklar”, Avrasya Etüdleri, Cilt 3, Sayı 4, Kış 1996/97, s. 20.
[2] Marco Polo Magazine, Sayı 4-5, 1998, s. 1.
[3] Çiloğlu, a.g.e., s. 154. ve Taşkıran, a.g.e., s. 164.
[4] Taşkıran, a.g.e., s. 165.
[5] Nazim Cafersoy, Elçibey Dönemi Azerbaycan Dış Politikası (Haziran 1992-Haziran 1993), Ankara, ASAM yayını, 2001 s. 41.
[7] “ Nowhere To Hıde For Azerı Refugees”, The Guardian, 2 Eylül 1993; “The Face Of A Massacre”, Newsweek, 16 Mart 1992; “Massacre By Armenıans”, The New York Times, 3 Mart 1992; Thomas Goltz, “Armenıan Soldıers Massacre Hundreds Of Fleeıng Famılıes”, The Sunday Times, 1 Mart 1992; “Corpses Lıtter Hılls In Karabakh”, The Times, 2 Mart 1992; Jill Smolowe, “Massacre In Khojaly”, Tıme, 16 Mart, 1992, “Nagorno-Karabagh Victims Buried İn Azerbaijani Town”, The Washington Post, 28 Şubat 1992;
[8] Araz Aslanlı, “Tarihten Günümüze Karabağ Sorunu”, Avrasya Dosyası, Azerbaycan Özel, Cilt 7, Sayı 1, İlkbahar 2001, s. 404.
[10] Hürriyet, 4 Mart 1992.
[11] http://www.osce.org/docs/russian/1990-1999/mcs/adhels92rhtm (13 Kasım 2002).
[12] Manvel Sarkisyan, Politiçeskie Problemı Kavkaza i Armeniya. Politika Armenii v Regione (Kafkasların ve Ermenistan’ın Politik Sorunları. Ermenistan’ın Bölge Politikası), Erivan, Armyanskiy Tsentr Strategiçeskix i Natsionalnıx İssledovaniy, 1998, s. 59.
[13] Araz Aslanlı, “Türk Dünyasının Kanayan Yarası: Karabağ”, Yeni Türkiye, Türkler Özel Sayısı 19. cilt, s. 200.
[15] 7 Haziran 1992’de Azerbaycan’da cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacaktı. Fakat yukarıda bahsettiğimiz girişimin önlenmesiyle birlikte muhalefet (AHC), parlamento başkanlığını elde etti. Eski Cumhurbaşkanı istifa ettiği ve yenisi de henüz seçilmediği için yasalara göre meclis başkanı cumhurbaşkanlığı görevini de yürütüyordu. 7 Haziranda yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini AHC Başkanı Ebülfez Elçibey’in kazanmasıyla demokratik muhalefetin iktidar olma süreci tamamlanmış oldu.
[16] “Baker Roma Toplantısından Umutlu”, Azadlıq, 15 Haziran 1992.
[17] Taşkıran, a.g.e., ss. 171-172.
[18] Cafersoy, a.g.e., s. 81.
[19] P.Ş. Safarov, 90’lı yıllarda Azerbaycan’ın Uluslararası Durumu ve Dış Politikası, Bakü, Elm, 1999, s. 31.
[20] Safarov, a.g.e., s. 31.
[21] Kırzıoğlu, a.g.e., ss. 159-160.
[22] Azerbaycan, 8 Ocak 1993.
[23] Azerbaycan, 3 Mart 1993.
[24] Aslanlı, “Tarihten Günümüze Karabağ Sorunu” , s. 407.
[25] Çiloğlu, a.g.e., ss. 163-164.
[26] Cafersoy, a.g.e., s. 85.
[27] Elçin Ahmedov, Ermenistan’ın Azerbaycan’a Tecavüzü ve Beynelxalq Teşkilatlar, Bakü, Tuna, 1998, s. 64.
[29] Çiloğlu, a.g.e., s. 167.
[30] Levon Chorbajan, Patrik Donabedian and Claude Mutafian, The Caucasian Knot: The History And Geopolities Of Nagorno Karabagh, London, Zed Books, 1995, s. 36.
[31] Nezavisimaya Gazeta, 16 Haziran 1993.
[32] Çiloğlu, a.g.e., s. 170.
[33] Tahirzade, Elçi Bey, Bakü, Cumhuriyet Gazetesi Yayını, 1999, s. 287.
[36] Musa Gasımov, Azerbaycan Beynelxalq Münasibetler Sisdteminde, Bakü, Genclik 1996, ss. 119-122.
[37] Xalq Qezeti, 14 Ağustos 1993.
[38] Nezavisimaya Gazeta, 20 Ağustos 1993.
[40] Azerbaycan, 13 Ekim 1993.
[41] Gasımov, a.g.e., s. 122.
[42] www.un.org/docs/scres/1993/874e.pdf (7 Mart 2003)
[43] Ahmedov, a.g.e., s. 23.
[44] Ahmadov, a.g.e., s. 23.
[45] Adjusted Timetable of Urgent Steps to İmplement, UN Security Council Resolutions 822, 853 and 874, November 12, 1993-Azerbaycan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Arşivi.
[47] Aslanlı, “Tarihten Günümüze Karabağ Sorunu”, s. 414.
[50] Xalq Qezeti, 6 Mayıs 1994.
http://www.turksam.org/tr/a2104.html |
|
|
|
|
|
|
|
|
Yorumlar |
|
|
|
|
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM
adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif
Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez.
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
|
|
|
|
|
|
|
|
Azerbaycan
Ençok Okunanlar |
|
|
|
|
|
Sitede
Ençok Yorumlananlar |
|
|
|
|
|