Üye Girişi | Yeni Üyelik
   05 Eylül 2010 Pazar
Ortadoğu ve Afrika
Rusya – Ukrayna
Kafkasya
Türkistan
Asya – Pasifik
Güney Asya
Türkiye
Balkanlar
Amerika
Avrupa Birliği
Kıbrıs
Jeopolitik ve Strateji
Sivil Toplum Kuruluşları
Uluslararası Hukuk
Çok Taraflı İkili İlişkiler
Bilgi Yönetimi
Bilim ve Teknoloji Araştırmaları
Proje ve Kalkınma Yardımları
Medya
Uluslararası Örgütler
Karadeniz
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
Orta Doğu Güvenliğinde İran ve Nükleer Silahlanma Sorunu
09 Haziran 2010 İran [10] [12] [14] [16]
Doç. Dr. Celalettin Yavuz
Doç. Dr. Celalettin Yavuz
TÜRKSAM Başkan Yardımcısı
Terör Enstitüsü
Hakkında - Arşivi

2009 yılı Haziran ayından itibaren dünya adeta İran’la yatıp, İran’la kalkıyor. 12 Haziran 2009’da yapılan İran Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi adaylar konusunda yapılan yorumlar, seçimlere hile karıştırılmasının ileri sürülmesiyle yeni bir boyut kazanmıştı. Bunu muhalefete sert bir şekilde cevap veren İran İslam Devrimi’nin “demir yumruğu”na ilişkin eleştiriler izledi.
 
İran’la BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyelerini Geren Gelişmeler
 
Ortalık tam yatıştı derken, Eylül 2009’un son haftasına girilirken New York’ta BM binasında 64. Genel Kurul öncesinde, İran’la ilgili yeni bir haber duyuldu. “İran uranyum zenginleştiriyor!” Genel kurul’a katılan İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ta gazetecilere hitaben, İran’ın uranyum zenginleştirdiğini ve bu durumu Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK)’na bildirdiğini ifade etti. Ancak, özellikle ABD’de Barack Obama ve yönetimi İran’ın bu “gizli” uranyum zenginleştirme faaliyetlerine çok sert tepki verdi.
 
ABD, BM Güvenlik Konseyi’nin kendisiyle birlikte “P5” olarak bilinen diğer daimi üyeleri ‘Rusya, Fransa, İngiltere ve Çin) ile birlikte ve Almanya’yı da yanına alarak, İran’a daha sert yaptırım uygulama konusunda çarkları hızlandırmaya başladı. İran’a uranyum zenginleştirme faaliyetini bırakması, nükleer santral için gereken zenginleştirilmiş uranyumu bir diğer üretici ülkeden (Rusya ve Fransa gibi) alması için baskılar artmaya başladı. Daha sonra UEAK’nın o dönemdeki başkanı Muhammed el-Barady’dan ilginç bir teklif duyuldu: “İran, kendi zenginleştirdiği az zenginleştirilmiş uranyumu Türkiye’ye teslim etsin, diğer ülkelerden alıncak nükleer santral için gerekli zenginleştirilmiş uranyumu alan Türkiye, bunun takasını sağlasın!”
 
Başlangıçta bu teklife “Hayır!” demeyen İran, bir süre sonra bizzat Ahmedinejat tarafından “Egemenlik haklarına halel getiren bir hareket olacağı” gerekçesiyle reddedildi. Ardından ABD ile İran arasında yaşanan restleşmeler sonucu İran, yüzde 20 oranında uranyum üretme faaliyetlerini sürdürdüklerini ifade etti. Aynı tarihlerde ABD ise, Rusya ile nükleer silahların azaltılması için önemli bir anlaşma metni üzerinde çalışıyordu. Neticede 8 Nisan 2010’da Prag’da Obama ile Rusya Devlet başkanı Dimitri Medvedev arasında yeni ABD-Rusya nükleer silahların azaltılması antlaşması imzalandı. Bu sonuç İran’ı biraz daha köşeye sıkıştırdı. Bu gelişmenin ardından P5+1 ülkeleri (BM Güvenlik konseyi Daimi Üyeleri ve Almanya), İran’ı nükleer silah üretimine katkı sağlayacak uranyum zenginleştirme faaliyetinden caydıracak yaptırım maddeleri üzerinde yoğunlaştılar.
 
P5+1’in İran’a karşı yaptırım taslağında uzlaşmasına saatler kala 17 mayıs 2010’da tüm dünya basınında manşetlerde “Brezilya ve Türkiye, İran’la Takas Anlaşması İmzaladı!” şeklinde tüm dünyayı şaşırtan bir haber yer aldı. Brezilya ve Türkiye gibi BM Güvenlik Konseyi’nin iki geçici üyesinin bu hamlesi, bilhassa ABD olmak üzere, P5+1 ülkelerinin hiç hoşuna gitmedi. Nitekim, aynı günün akşamı ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, bu gelişmeye rağmen P5+1 ülkelerinin İran’a yaptırım konusundaki taslak üzerinde uzlaştıklarını bildirdi. Bir bakıma “Türkiye-Brezilya-İran Takas Anlaşması”, sadece kağıt üzerinde kalmış, kabul görmeyen bir metindi. Daha sonra ABD ve AB ülkelerinin basınında bu “Takas Anlaşması” genelde eleştirel bir şekilde yorumlandı. Ya İran’ın Türkiye ve Brezilya’yı kandırdığı ve yeni bir İran oyalamacası olarak algılandı, ya da Türkiye ve Brezilya gibi aynı zamanda iki G-20 ülkesinin, “kabına sığamayan” bölgesel güçlerin, “Dünyaya çeki düzen vermede biz de varız!” şeklindeki çıkışları gibi kabullenildi. Ama özü itibariyle 17 mayıs 2010 tarihli adı geçen “Uranyum takas Anlaşması” P5+1 tarafından kabul görmedi.
 
9 Haziran 2010’da BM’de İran’a yaptırım taslağı üzerinde BM Güvenlik Konseyi oylama yapacak. BM’nin 5 daimi üyesinin de uzlaşılan taslak üzerinde veto etmeyeceği açık. Bu arada Türkiye ve Brezilya’nın ise, mevcut “Uranyum Takas Anlaşması” mağdurları oldukları gerekçesiyle, oylamada olumsuz oy kullanmaları da neredeyse bilidir. İçlerinde Lübnan’ın da bulunduğu diğer geçici üyelerin de BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri ile birlikte oy kullanabileceği beklentisi mevcuttur.
 
İran’a Olası Yaptırımın Kapsamı
 
%7i daimi, 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi’nde kabulü halinde uygulanacak bu 4. Yaptırım paketinin taslağı, diğerlerine göre daha sertleştirilmiş olup, doğrudan İran’ın nükleer programını ve silah sektörünü hedef almıştır. Yaptırımla ilgili ana esaslar şöyledir:
·         İran’da uranyum madeni çıkarılması, zenginleştirilmesi, yeniden işlenmesi (nükleer malzeme ve teknoloji üretimi ve kullanımı dahil) faaliyetleri ile ağır su faaliyetleri ve nükleer silah taşıyabilen balistik füze teknolojisi konusunda yabancı yatırımların yasaklanması.
·         İran’a, silahlanma faaliyetleri kapsamında tank, muharip uçak, füze sistemleri gibi sekiz kategoriye ayrılan ağır silahların satışının yasaklanması.
·         Diğer ülkelerce İran’a silahlar hakkında teknik ve eğitim desteği ile maddi desteklerin sağlanmasının yasaklanması.
·         İran’ın, nükleer başlık taşıma kapasitesindeki balistik füzeleriyle ilgili tüm faaliyetlerinin yasa dışı kabul edilmesi.
·         Yukarıda belirtilen hususlar dahilinde yasaklanmış malzeme-silah nakliyatı yapan  gemilerin aranması-kontrolü.
·         İran’ın nükleer çalışmalarına destek verdiğinden kuşku duyulan firmalara mali işlemlerini bloke etmeye kadar varan yaptırımlar uygulanması.
 
Sonuç
 
Bu yazının sonuçlandığı sırada henüz BM Güvenlik Konseyi’nde oylama yapılmadı. Sonuçta P5+1 ülkelerinin istediği yönde bir gelişme beklenmektedir. Şayet böyle olursa, Türkiye-Brezilya-İran arasındaki “Uranyum takas Anlaşması” geçerliliğini yitirecektir. Ancak, gelişmeler İran’la İsrail, ya da İran-ABD arasındaki bir gerilime, hatta çatışmaya sebebiyet verirse, bu kez Türkiye ve Brezilya seslerini daha yüksek perdeden çıkarabileceklerdir.
 
Türkiye açısından önemli olan, Orta Doğu’daki istikrar ve nükleer silahlardan arındırılmış bir bölgeye sahip olmaktır. Buna karşılık İsrail’in var olduğu bilinen 175-200 civarındaki nükleer silah başlığı sebebiyle, İran ya da başka bir bölge ülkesinin de benzer silahlara sahip olması için gerekçe oluşturmaktadır. İsrail’in de mevcut nükleer silahlarını yok etmeye yanaşmadığı bir gerçektir.
 
Yaptırımlar İran’a büyük ölçüde zarar verirse, Orta Doğu’da İran destekli bölgesel çatışmalar (Hizbullah ve HAMAS gibi) artış kaydedebilir.
 
İran’a kışrı uygulanacak yaptırımların, İran’ı bu çalışmalardan alıkoyması da beklenmemektedir. Görünen o ki, yaptırım uygulanırsa, restleşme hız kazanacak ve Orta Doğu gene istikrarsızlık içerisinde çalkalanmaya devam edecektir. Bu sebeple İran-Türkiye enerji alanındaki projelerin hayata geçirilmesi mümkün olamayacaktır. Projelere devam edilmesi halinde ise, Türkiye karşısına ABD ve AB’yi almış olacaktır!


http://www.turksam.org/tr/a2070.html
Arkadaşına Gönder 964 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
39291 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
24844 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
15003 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
14672 kez okundu.
Yeni Global Oyun ve Hazar’ın Statüsü
13346 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
9 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Gazze’ye Yardım Girişimi ve İsrail Saldırısının Soğukkanlı Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2010 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 1585 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.