Irak genel seçimleri nihayet üçüncü değişiklikten sonra 7 Mart 2010’da gerçekleştirilebildi. Her ne kadar ABD askeri ülkede mevcut olsa da ve hala el-Mutlak ile ekibi gibi Baas hayranlarını seçimlerden uzak tutacak kadar etkili olsa da, bu seçimlerin gene de Irak’ta en azından 1968 Baas iktidarından bu yana yapılan en ‘özgür’ genel seçimler olduğunu söylemek abartı olmayacaktır. Üzerinden 5-6 gün geçen Irak genel seçimleri hakkında, henüz kesin sonuçlar alınmamış olsa da, gelecekle ilgili resim vermeye yetebilecek bilgiler ışığı altında bir değerlendirme yapılmaya çalışıldı.
7 Mart Genel seçimleri Hakkında Bazı Bilgiler

Henüz seçimler başlamadan önce, halkı caydırmak maksadıyla ivme kazanan terör ve bombalama faaliyetleri, yaklaşık 200 bin kişilik güvenlik kuvvetlerinin sağlamaya çalıştığı güvenliğe, araba kullanma yasağına, seçimler öncesinde ve sonrasında sınır kapıları ve hava alanlarının kapatılmış olmasına rağmen, 7 Mart 2010 tarihli genel seçimler sırasında da yaşandı. 2010 genel seçimleri 38 Iraklının hayatına mal olurken, 112 kişi de yaralandı. Oysa iki mahalli seçimin yapıldığı 2009 yılında bu tür olaylar neredeyse hiç yaşanmamıştı.
7 Mart 2010 günü yapılan Irak Genel seçimleri, aradan geçen 5 günlük süreye rağmen hala belli olmadı. Ancak, 11 Mart 2010 akşamı itibariyle sayılan oların %32’ye ulaştığından hareketle, seçim sonuçlarıyla ilgili ilk değerlendirmeler de yapılmaya başlandı.
Seçim sonunda önceleri yüzde 62.4 ya da 62.3 olarak verilen seçime katılma oranı, geçen günler içerisinde yüzde 62 ile netleşti. 2005 genel seçimlerinde bu oran yüzde 76 olarak belirlenmişti. Bu katılım oranı her ne kadar yeterli ise de, kendisine yeni bir yön çizmeye çalışan Irak için yeterli olamadığı düşünülmektedir.
Seçime katılma oranının düşüklüğünde el-Kaide terör örgütünün seçimi boykot eden ve tehdit içeren broşürleri dağıtmış olmasının rolü büyüktür. Bir diğer etken de, 2009 mahalli seçimlerinde olduğu gibi, pek çok seçim merkezinin ve sandığının uzaklığı ve bu uzak mesafeye araç kullanma yasağı sebebiyle yaya gitme sıkıntısıdır.
Seçime katılma oranını etkileyen bir diğer husus da, özellikle seçim günü artan şikayetler sonucu ortaya çıkan gelişmelerden öğrenilmiştir. Çok sayıdaki şikayetten anlaşıldığı üzere, içlerinde askerlerin de bulunduğu çok sayıda seçmenin isimleri seçmen listelerinde bulunamamıştır.
Bu arada seçimlere katılım konusunda 18 vilayette farklı oranlar gerçekleşti. 68 milletvekili çıkaran Bağdat’ta seçimlere katılım oranı yüzde 53-55 arasında olup, yüzde 50 olan Maysan vilayetinden sonraki en düşük düzeydedir. Buna karşılık Süleymaniye ve Selahaddin vilayetleri yüzde 73’lük katılım oranıyla en üstte yer almışlardır.
2005 genel seçimlerinde Anbar vilayetinde seçimi boykot ederek katılmamış olan Sünni Arapların bu kez aynı yerdeki katılım oranının yüzde 80 olduğu ileri sürülmektedir.
Irak genel seçimlerine tüm dünya ilgi duymuş ve 600 civarında seçim gözlemcisi Irak’ta hazır bulunmuştur. ABD’nin ardından 40 gözlemci ile Türkiye ikinci sırada yer almıştır.
Irak Türkmen Cephesi (ITC) liderliğini Eyad Allavi ve Tarık el-Haşimi’nin yaptığı el Irakiye gurubu ile ittifak yaparak seçime girdi. Kerkük’te Türkmen adaylardan Eşret Salihi ile yüzde 25’lik bayan kontenjanı sebebiyle Jale Neftçi’nin Meclis’e girmesinin kesin olduğuna yönelik kuvvetli inanış mevcuttur. Türkmenler ayrıca. 2005’teki tek milletvekilinin aksine, bu kez 6-7 Türkmen milletvekilinin seçileceğine inanmaktaydılar. Seçime girilecek il sayısı ize 6 ile sınırlıydı.
Irak Yüksek Seçim Kurulu’nun ilk verilerine göre oylarının yüzde 34’ü sayılan Necef ve Babil illerinde Başbakan Nuri el-Maliki’nin ve Dava Partisi’nin içinde bulunduğu Irak hukuk Devleti gurubu başta gitmektedir. Bu gurup sayılan oylar içerisinde Necef’te 56.000, Babil’de ise 69.000’nin üzerinde oy aldı. İkinci sırada ise Mukteda el-Sadr ile el-Hekim’in içinde bulunduğu Irak Milli İttifakı gelmektedir. Allavi ve el-Haşim’in bulunduğu el Irakiye gurubu da üçüncü sıraya yerleşmiş görünmektedir. Bağdat’ın kuzeyinde ve Sünni ağırlıklı Arapların yaşadığı Selahaddin ve Diyala vilayetlerinde, sayılan oylara göre el Irakiye ilk, Irak Milli İttifakı ikinci ve Irak Hukuk Devleti üçüncü sıradadır.
Bağdat’ta Irak Hukuk Devleti’nin 1.9 milyon, Irak Milli İttifakı’nın 1.8 milyon ve el Irakiye gurubunun da 666 bin oy aldığı ileri sürülmektedir.
Irak Kuzey Yönetimi içerisindeki Erbil’de ise, Mesut Barzani’nin KDP’si ile Celal Talabani’nin KYP’si arasındaki Kürt İttifakı sayılan oyların yüzde 27’sini alarak ilk sırada görünmektedir. İkinci sırada ise Değişim “Goran” (Kürdistan İslam Birliği) gurubu gelmektedir.
Bu arada, ABD ve İngiltere’nin endişelerini haklı çıkartacak gelişmeler yaşandığına ilişkin haberler de vardır. İran’ın gelecekte Irak’ta etkili olmasından sıkıntı duyan ABD gibi, İngiltere’nin Avrupa Parlamentosu Delege Başkanı Muhafazakar Parti milletvekili , İran’ın seçimlerde hile için manipülasyon yaptığını ileri sürdü. Aynı iddia, el Irakiye’nin liderlerinden ve “laiklik” yanlısı Allavi tarafından ileri sürüldü. Her iki iddia sahibi de manipülasyonun hedefinin laiklik yanlısı Allavi’nin zaferini önlemek olduğunu ileri sürdüler.
Irak Muhtemel Hükümeti ve Cumhurbaşkanı
Irak genel seçim sonuçlarının Mart 2010 sonunda açıklanabileceği beklenmektedir. Mevcut oy oranlarına bakıldığında, Irak Hukuk Devleti’nin yüzde 35’ler civarında, Irak Milli İttifakı’nın yüzde 20’le civarında ve el Irakiye’nin de yüzde 17-18 civarında oy alabileceği beklentisi mevcuttur. Bu durumda Başbakan Nuri el-Maliki, büyük bir ihtimalle yeniden hükümeti kurmakla görevlendirilecektir. Ancak, kurulacak hükümet de koalisyon hükümeti olacaktır. Her ne kadar el-Maliki koalisyon konusunda şart koymamış gibi görünse de, Irak Milli İttifakı’na sıcak baktığı, ancak bu gurubun içerisindeki ve halen İran’da ‘sürgün’ yaşayan, bir zamanların “Mehdi Ordusu” lideri el-Sadr’ı da koalisyona almaya sıcak bakmadığı bilinmektedir.
Başbakan el-Maliki, el Irakiye gurubuna da pek sıcak değildir. Özellikle bu guruptaki Baas yanlısı el-Mutlak’a karşı olduğu bilinmektedir. Ancak, bu guruptaki Sünni Lider ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı el-Haşim’i de devre dışında bırakmayacak formül arayışları içerisinde olduğu bilinmektedir.
Irak’ta yeni kurulacak koalisyon hükümetinin 2005 seçimleri sonundaki gibi uzun bir süre alabileceği beklentisi de mevcuttur. Böylesi bir durum, zaten 2009 yılını artan ölçüde istikrarsızlığa götüren iç siyasi durum ve seçim günü bile ülkenin kana bulandığı dikkate alınırsa, hiç de beklenen bir gelişme olmayacaktır. Beklentinin aksine, başbakanlığının kesinleşmesi halinde, iç istikrarın daha da bozulmaması için el-Maliki’nin bu hükümet kurma süresini uzatmayacağı değerlendirilmektedir.
Irak’ta asıl muamma olan, ikinci cumhurbaşkanının kim olacağıdır. Mevcut Cumhurbaşkanı Celal Talabani dışında 13 aday vardır. İçlerinde en çok adı geçenler gene Talabani ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sünni el-Haşimi’dir. 2005 genel seçimleri sonrası iç siyasi hayat oldukça değişmiş, ABD’nin etkisi eskisine göre oldukça azalmıştır. Bu sebeple, koalisyon pazarlıkları içerisinde el-Haşimi’ye karşı şart koşanlar olmaz ise, en azından iki yıldır “müstakbel” cumhurbaşkanı diye adı geçen el-Haşimi’nin seçilmesi sürpriz olmayacaktır. Sünni bir cumhurbaşkanı ile Sünni Arap komşularla da ilişkilerin düzeltilmesinde yarar görülmektedir.
Öte yandan, koalisyon görüşmelerinde el-Haşimi’ye karşı bir gelişme yaşanırsa, bu kez de ABD ve diğer dünya ülkeleriyle mevcut diyaloğun sürdürülmesi, yani statükonun devamı için yeniden Talabani’ye göz kırpılabilir. Talabani’nin seçimi, kabineden kuvvetli bir bakanlığın (Dışişleri gibi) Kürtlerden alınmasına sebebiyet verecektir.
Sonuç
7 Mart Irak genel seçimleri, yaşanan kanlı olaylar dışında sürpriz sayılmayacak bir sonuca doğru gitmektedir. Henüz üçte biri sayılan oylara göre Başbakan el-Maliki’nin yeniden hükümeti kuracağı anlaşılmıştır. Bu durum Türkiye-Irak ilişkileri açısından arzu edilen bir gelişmedir. Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda ismi en çok geçenlerden el-Haşimi’nin seçilmesi durumunda da, Türkiye açısından olumlu bir gelişme yaşanacağı düşünülebilir. Keza, Sünni cumhurbaşkanı sebebiyle iç istikrar açısından da dengeli ve istikrarlı bir geleceği getirebilir. Yeni kurulacak kabinede 2005 seçimlerine göre Irak Kuzey Yönetimi’nden daha az sayıda bakan seçilmesi beklentisi hakimdir. Bu durum da Türkiye-Irak kuzey Yönetimi ilişkilerini, Türkiye’nin bu bölge insanları için bölgedeki “en güvenilir liman” olması hesabıyla olumlu etkileyecektir.
[1]
[1] Tüm bu beklentiler için gene de oyların en azından yüzde 75-80’inin sayılmasını beklemek gereklidir.