İran’ın güneydoğusunda faaliyet gösteren Cundullah’ın lideri Abdülmalik Rigi, 23 Şubat 2010 tarihinde İran güçlerince ele geçirilmiştir. İran İstihbarat Bakanı Haydar Muhlisi’nin açıklamasına göre Rigi’nin yakalanmasında bölge ülkelerinin işbirliği bulunmamaktadır ve başarı tamamen İran istihbaratına aittir. Yapılan açıklamaya göre İran Hava Kuvvetleri, Dubai’den Bişkek’e giden Kırgız uçağını inmeye zorlamış ve Rigi bu şekilde tutuklanmıştır. Rigi’nin itirafları arasında CIA’la görüşmelerde bulunduğu, Kırgızistan’daki ABD’ye ait Manas Üssü’nün yakınlarında kendilerine bir üs verileceği vaadinde bulunulduğu ve ABD’nin, İran aleyhtarı programlara 50 milyon dolarlık bir pay ayırdığı da bulunmaktadır.
İran’ın Rigi’yi yakalaması ardından yapılan açıklamalarla Pakistan, İsrail, ABD ve Avrupa ülkeleri arasında bir gerginlik yaşanmaya başlanmıştır. Gerginliğin sebebi, İran istihbaratının Pakistan’ın, ABD’nin ve Avrupa ülkelerinin bu örgüte verdiği desteği kanıtlarıyla tespit ettiklerini açıklamasıdır. Pakistan, Cundullah örgütünün de, Abdülmalik Rigi’nin de Pakistan milletinin düşmanı olduğunu dile getirmişse de, İran’ın ithamlarından kurtulamamıştır.
[1] İran’ın tepkilerinden Kırgızistan da payını almıştır. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ramin Mihmanperest, terörle mücadele bölgesel işbirliğinin gerekli olduğunu vurgulayarak, İran'da yüzlerce insanın öldürülmesinden sorumlu olan örgüt lideri Abdulmalik Rigi'nin Kırgızistan'a ait bir uçağın yolcuları içinde olmasının kesinleşmesi ve yakalanmasının hemen ardından Kırgızistan'ın Tahran Büyükelçisi’nin Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldığını ve kendisine bir nota verildiğini açıklamıştır.
[2] Kırgızistan’a verilen notada bu durumun İran'ın güvenliğini, çıkarlarını tehdit ettiği ifade edilmiştir. Tüm sürecin en önemli gelişmesi, Cundullah lideri Rigi’nin itiraflarının örgütün ABD’den gördüğü desteği açığa çıkarmış olmasıdır. İran, bazı güçlerin İran karşıtlığı öfkesiyle, başta ABD olmak üzere birçok ülkeye karşı Rigi’ye verdikleri destekten ötürü uluslararası mahkemede dava açacağını dile getirmektedir. Bu sayade belki de Amerika’nın İran karşıtı gruplara verdiği destek resmi belgelerde de yer alacaktır. Daha açık ifadeyle ABD’nin bir ülkenin terör örgütü olarak tanımladığı gruplara verdiği destek ilk kez mahkeme kayıtlarına girecektir. Yani BM üyesi bir ülkede korkutma ve yıldırma amacıyla silahlı eylem yapan ve sivillerin canlarına kasteden grupların bir başka BM üyesi tarafından desteklenmesi daha açık ifadelerle konuşulacak ve uluslararası hukukun terör örgütlerine verilen destekle ilgili maddeleri somut bir olay üzerinden yeniden kurgulanacaktır.
Peki, pek çok sorunun iç içe yaşadığı Belucistan neresidir ve Sistan-Belucistan’ın Belucistan içerisindeki yeri ve önemi nedir?
Belucistan, Afganistan, Pakistan ve İran arasında bölünmüş bir bölgedir. Topraklarının büyük bir kısmı Pakistan içerisindedir. Pakistan’a karşı birçok kez ayaklanan Beluciler, yaklaşık 10 milyon nüfuslarıyla Pakistan’da ciddi bir kitleyi oluşturmaktadır. Yönetimde söz sahibi olmak ve hatta bağımsız olmak isteyen Beluciler, Pakistan sınırları içerisinde eyalet olarak kalmanın rahatsızlığı içerisindedirler. Asıl sorun yaşayanlar ise Pakistan’dakiler değil, İran sınırları içindeki Belucilerdir. Temel sebebi ise Sünni İslam olmaları nedeniyle İran’daki diğer gruplar içinde azınlıkta kalmalarıdır. Belucistan’ın Afganistan’da olan bölgesinde de fazlasıyla karmaşalık yaşamaktadır. Fakat tüm bunların ötesinde Hint Okyanusuna kıyısı olması ve Hürmüz Boğazı’na yakın olması Belucistan’ın jeostratejik önemini arttırmakta ve sadece İran ile Pakistan’ın değil, Çin’in ve ABD’nin de dikkatini çekmektedir. Madenleri ve doğal gaz rezervleri zengin olan bu bölgenin halkının yoksul olması da ayrı bir tartışma konusudur. 2002 yılında Pakistan’la Çin’in yaptığı anlaşma ile Pakistan içerisindeki Belucistan’ın Gwadar Şehri’nde derin su limanı ve donanma sığınağı inşa edilmişti. Gwadar Limanı’nın 2007’de faaliyete geçmesi,
Çin'in Sincan-Uygur bölgesini Fars Körfezi çıkışına bağladı. Gwadar Limanı, Denize çıkışı olmayan Çin'in geri kalmış bölgelerinin ve diğer Orta Asya devletlerinin ticari kanallarını geliştirmeleri ve ham petrol alımı gerçekleştirmeleri açısından sağladığı imkanlarla bir devrim niteliği taşıyor.[3]Cundullah terör örgütüyle bağlantısı olduğu reddedilmeyen ABD’nin ise bu bölgede yer alması gelişen bu olaylar çerçevesinde Pakistan’ı ve Çin’i rahatsız etmektedir. Özellikle Gwadar Limanı’ndan Güney Çin Denizi’ne uzanan Çin’in enerji hattı, ABD’nin enerji hattına alternatif oluşturulduğu için Çin’in bölgedeki yükselişi de ABD tarafından istenmemektedir. Böylece bölgede istenmeyen ABD’nin direk olmasa da Cundullah gibi faaliyet gösterdikleri ülkede terör örgütü olarak kabul edilen örgütlerle dolaylı olarak varlığını güçlendirmeye çalıştığı görülmektedir.
Bölge olarak, 11 Eylül 2001 saldırısı ardından, Amerika’nın Afganistan’a operasyon düzenlemesiyle gündeme gelen Belucistan, uyuşturucu kaçakçılığı ve ilaç kaçakçılığının da en yoğun olarak gerçekleştiği yerdir. Hemen hemen yasadışı bütün işlerin bu bölgede yürütülmesi, gündemden düşmemesinin de ayrı bir sebebidir.
İran’a göre, İran’ın güneydoğusunda yer alan Sistan-Belucistan, sıkıntılı bir bölge olduğundan, kontrol altına alınması gerekmektedir. Sıkıntıların temel sebebi Sünnilerin istediği bazı haklar ve bu hak taleplerini bahane eden bazı örgütlerin gerçekleştirdiği faaliyetlerdir. Orta Asya’ya doğalgaz ulaştırma açısından da ayrı bir öneme sahip olan Sistan-Belucistan, İran istihbaratının ilgi odağı haline gelmiştir. Çin, Hindistan ve Pakistan’la doğal gaz üzerine yapılan anlaşmaların hayata geçirilmesinde boru hatlarının güvenliği ve dolayısıyla bölgenin terörist gruplardan arındırılması önemlidir. Orta Asya’ya köprü vazifesi görecek olan Sistan-Belucistan’da, İran askerleri ve sınır muhafızlarını hedef alan kaçırma, intihar saldırıları, bombalı suikastlar gerçekleştirilmektedir. Diğer bir yandan da İran’da, Pakistan’ın desteğiyle varlığını devam ettiren Sünni Rigi aşiretinin ileri gelenlerinden Abdülmalik Rigi’nin yakalanmasının Sünni, Şii dayanışmasını güçlendirdiği İran basınında öne sürülmektedir. Seçim zamanında muhalefeti susturmak adına yapılan muameleler, İran hükümetine karşı gelindiğinde ne gibi sonuçlara katlanılacağını tüm dünyaya göstermiş olduğu için “Rigi’nin yakalanması, Şii, Sünni vahdetini güçlendirdi” ifadeleri “acaba” sorusunu akıllara getirmiyor değil.
Değerlendirme
Sonuç olarak Abdülmalik Rigi’nin yakalanması İran’ı gerçekten de rahatlatmıştır. Uluslararası mahkemede hakkını aramak ve ABD gibi İran karşıtı ülkelerle ilişkilerin incelenmesi gerektiği yönünde aldığı karar ise gelişmelere üst düzey bir önem kazandırmıştır. ABD ve İsrail tehdidi altındaki İran’ın Rigi’yi ele geçirmesi, sadece ülkeye huzur geleceği inancı nedeniyle değil, Ahmedi Nejad’ın ülkede sağlamaya çalıştığı birlik ve bütünlüğe olumlu bir katkı sağlaması bakımından da önemlidir. CIA’in, İran karşıtı her faaliyette yer alacağız sözleri İran tarafından öfkeyle karşılanmaktadır. Irak ve Afganistan’dan sonra İran’da da etkili olmaya çalışan ABD ve Avrupa ülkeleri açısından da Rigi’nin yakalanması sonrasında İran zincirinin kırılmasının kolay olmadığı bir kez daha görülmüştür. İran’ın dirayetli duruşu, ABD’nin bu bölgedeki oyununun İran kısmının kolay oynanmayacağını göstermektedir. Diğer bir taraftan Sünnilerin iddia ettiği baskı ve haksızlıklar da görmezden gelinemez. Rigi’nin yakalanışının dünya basınına yansıması, İran’ın halkı üzerindeki baskısının bir başka boyutunun bir kez daha dile getirilmesi için fırsat doğurmuştur. İran karşıtı dış güçlerin kolaylıkla kullanacağı bu hassas noktalar üzerine Ahmedi Nejad’ın daha dikkatli bir şekilde çalışması gerekecektir. Olay sadece Rigi değildir. Olay, Sünnilerin seslerini duyurma çabasıdır da aynı zamanda. Rigi olmazsa başka isimler olacaktır ve bir şekilde Sünnilerin de Şiilerle eşit olmak istediğini dile getirmek bahanesiyle terör gönüllüsü olacaktır. İran açısından önemli olan Sünnilerin vatandaşlık haklarını kullanmada Şiilerden geri olmadıklarına ikna edilmeleridir. Ancak İran’da vatandaşlık haklarını kullanamamaktan şikayetçi olan tek grup Sünniler değil. Azerbaycan Türkleri gibi mezhep açısından değil ama etnik köken açısından farklı olan gruplar gibi mezhep ya da etnik köken anlamında resmi ideolojinin parçası olan gruplardan da yükselen itirazlar her geçen gün şiddetini arttırmakta ve Ahmedinecad yönetimini zorlamaktadır.
Abdulmalik Rigi
Abdülmalik Rigi 1979 yılında İran’ın güneydoğusundaki Nimruz bölgesinde doğmuştur. Düzenli olarak bir okul hayatı olmadığından, Sünnilerin çoğunlukta olduğu bir okulda kısa bir süre eğitim aldıktan sonra oradan atılmıştır. Geçmişinde geçimsiz olarak bilinen Abdülmalik Rigi kabile içinde anlaşmazlıklardan dolayı hapis cezasına çarptırılmıştır. Kendi ifadesine göre, 19 yaşında silahlanıp İslami Cumhuriyet Kurumları’na karşı olan terör kamplarında yer almıştır. İleri ki zamanlarda Sünni liderden destek alamayınca kendi grubuna mali kaynak sağlamak için uyuşturucu satıcılığı işine girmiş olan Rigi, bu işi geçici olarak yapmıştır. Amacı “yaptığı işlere değil, bu işi neden yaptığını bakılmasını istemesidir”.
2 Nisan 2007 günü Abdülmalik Rigi İran Direniş Hareketi lideri olarak belirlenmiştir. Eylemdeyken hiçbir kontrolü olmayan Cundullah örgütünün lideri Rigi, örgütün yüzü ve lideri olarak kendini göstermiştir.[4]
En önemli eylemleri: 18 Ekim 2009’da Pasdaran`ın kara kuvvetleri komutan yardımcısı Tuğgeneral Nurali Şustari ile birlikte dört komutan ve aşiret yetkilileriyle birlikte toplam 42 kişi intihar saldırısı sonucunda ölmüş, 52 kişi yaralanmıştır.
2006 Aralık ayında Zahidan bölgesinde 7 İranlı askeri kaçırıp infaz etmişlerdir. 2007 Şubat ayında 11 Pasdaran mensubunu arabaya yerleştirilen bomba ile öldürmüşlerdir. 2008 Aralık ayında polis ve uyuşturucularla mücadele merkezine intihar saldırısı düzenlemiştir. Zahidan`daki bir Şii camiini bombalamış, 20 kişiyi öldürmüş 125 kişiyi yaralamıştır.[5]
[1] http://www.islamidavet.com/english/tag/abdulmalik-rigi/ Erişim Tarihi: 03-03-2010