Polonya ile Belarus arasında diplomatik ilişkiler 1992 yılında Polonya’nın Belarus Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını tanıyan ilk ülke olaması ile başlamıştır.
[1] Polonya’nın ve Avrupa Birliği’nin doğu sınırları içerisinde yer alan Belarus’un, Polonya ile 418 km’lik sınırı bulunmaktadır.
[2] İkiside slav kökenli olan halk arasında tarihsel ve kültürel bağların yanı sıra ırk ve dil birliği (benzerliği) de bulunmaktadır, lakin Polonya nüfüsunun çoğunluğu Roma Katoliği iken Belaruslular Ortodoks Hristiyanlığını benimsemişdirler. Polonya’nın Jagelion hanedanlığı ile Büyük Litvanya Düklüğü arasında 1569 yılında
[3] imzalan Lublin Birliği paktı ile (Unia Lubelska) Belarus topraklarının büyük bir kısmı Polonya ve Litvanya idaresi altına girmiş ve iki ülke arasındaki etkileşim bu süreçre daha da artmıştır. Polonya’nın milli şairi ve ülkemizde de belli bir dönem ikamet etmiş olan Adam Mickiwiecz (1798 – 1855) ve milli kahraman Tadeusz Koscıuszki (1746 – 1817) gibi önemli şahıslarlar ile ortak bir toplumsal hafızaya sahip bu iki devlet arasındaki ilişkiler özellikle 1994 yılında Aleksandır Lukashenko’nun iktidara gelmesi ile her geçen gün daha da bozulmuştur.
Polonya’nın AB’ye tam üyeliği ve ABD başkanı Bush’un Lukasenko’yu Avrupa’nın son diktatörü ilan etmesi, en nihayetinde Lukashenko ve hükümet görevlilerinin AB’ye ve ABD’ye girişlerinin yasaklanması gerilen ilişkilerde yaşanan kırılma noktalarının en önemlisidir. Batı tarafından izolasyon politikalarına Polonya’da destek vermiş ve Belarus yönetimide çareyi Rusya’ya yakınlaşmakta bulmuştur.
Geçen birkaç sene içerisinde ise Rusyanın Belarusa sattığı doğal gaz fiyatında zam yapma isteği ve Belarusun buna tepki olarak, Batı Avrupaya Belarus üzerinden ihraç edilen gazdan aldığı kirayı artırma tehdidinde bulunması Minsk - Moskova arasını açmış ve bu süreçte Lukashenko yönetimi hapiste tuttuğu muhalif siyastçi ve basın mensuplarını serbest bırakarak ve bir dizi demokratik reformla AB ye göz kırpmıştır. Uygulanan izolasyonun ters tepkisini ve faydasızlığını geçte olsa anlayan AB’li yetkilililer, Belarus iktidarını uyguladıkları giriş yasağını kaldırmışlar hatta onları Brükselde ki zirvelere davet etmişlerdir.
İşte Polonyanında Belarus politikası bu doğrultuda müspet bir ivme kazanmış ve gerginlikten uzak bir süreç izlenilmesine gayret edilmiştir.
Belarus yönetimi, genelde Batıyı , özelde Polonya’yı, Ukrayna’dakine benzer bir devrimle Batı yanlısı bir hükümet kurmayı planlamakla itham etmekte ve kendi iç işlerine karışmakla suçlamaktadır. Batı ve ABD ise ülkedeki insan hakları ihlallerinden ve demokrasi standartlarından şikayetçi olmaktadır. Polonya ile Belarus arasında ki özel duruma gelince Polonya tabii olarak Belarusun Rusya eksininden çıkıp Avrupa Birliğine üyeliğini desteklemekte ama Lukashenko hükümeti ile bunun pekte mümkün olmayacağının farkındadır ve Mink yönetimin Moskova ile flörtü Varşovayı endişeye sevk etmekte lakin iki ülke arasında meydana gelen gerlimlerde en büyük rolü Belarusun Polonya sınırına yakın bölgelerde yerleşen ve Belarus nüfusunun nerdeyse yüzde 4’üne tekabül eden 400.000
[4] Katolik Polak. oluşturmaktadır.
Polonyalılar Ruslardan sonra Belarustaki en büyük azınlığı oluşturmakta buna karşın Polonyada ise 250.000 ile 300.000 arasında Ortodoks Belarus etnik azınlığın olduğu tahmin edilmekte
[5] ve bu nüfus Polonya’nın doğusunda yer alan Podlaskie eyalatinin en büyük şehri olan Bialystok çevresinde yoğunlaşmaktadır.
Her iki ülkede yaşayan azınlıklar ile ülkede yerel halk arasında herhangi bir etnik yada dinsel temelde gerginlik en azından bugüne dek kamoyunda yer alacak boyutlarda yaşanmış değil. Asıl problem azınlıklar ile mevcut iktidarlar arasında. Aslında iki ülke arasında tabiri caiz ise azınlıklar üzerinden bir güç mücadelesi yaşanmakta. Polonyanın azınlık hakları konusunda karnesi Belarusa oranlı daha başarılı. Komunist dönemi Polonyasında yasaklanan Belarus dili şimdilerde serbest Belarus dilinde yayın yapan gazete, dergi ve radyolar ile karşılaşmak mümkün Polonyada. Belarus tarafına gelince ise işin rengi değişmekte ve en son yaşanan krizde de görüldüğü gibi gerginlik iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kesilmesi tehlikesine varacak seviyelere ulaşmaktadır.
İki ülke arasında yaşanan en son gerilimde Belarus polisinin İwieniec kasabasında Polonyalı azınlıklar tarafından kurulan Belarus Polonyalılar Birliğine baskın düzenliyerek (Związek Polaków na Białorusi) derneğinin binasını kuşatmaya alması ve bina içerisinde bulunan dernek yöneticilerini zor kullanarak dışarıya çıkartmaları neticesinde meydana gelmiştir. İşin daha da ilginç olan yanı ise polis zoru ile dernekten çıkıralın Polakların yerine Belarus yönetimi tarafından desteklenen Polakların yerleştirilmesidir. Belarusta yaşayan Polaklar rejim yanlıları ve rejim muhalifleri olarak kendi aralarında bölünmüş bir tablo çizmektedirler. 20 Bine yakın üyesi bulunan Belarus Polonyalılar Birliğinin Polonya tarafından tanınan lideri Andzelika Borys, Lukashenko yönetimi tarafından tanınmamakta ve olaydan birkaç gün önce şirketlerine el koyulmuştur. Belarus hükümetinin desteklediği Stanislaw Siemaczko ise Polonya tarafından tanınmamaktadır. Polak asıllı olan Siemaczko Polonya medyası tarafından Rus yanlısı siyaset gütmekle ve Leh diline önem atfetmemekle itham edilmektedir.
Belarus Polonyalılar Birliğine uygulanan en son baskın Polonya kamuoyunda infiale neden olmuş ve olay sert bir nota ile kınanmıştır. Polonya muhalefeti Belarus ile resmi ilişkilerin derhal kesilmesini ve Minsk yönetimine karşı çok sert ekonomik yaptırımlar uygulanmasını talep etmiştir. Polonya cumhurbaşkanı Lech Kaczynski nin ikiz kardeşi ve muhalefette yer alan Hukuk ve Adalet Partisi başkanı Jaroslaw Kaczynski Belarus otorilerine amborga uygulanması çağrısında bulunmuştur.
[6] Buna paralel olarak Polonyanın Minsk büyükelçisi Varşovaya çağrılmıştır. Avrupa Parlementosu başkanı Jerzy Buzek Minsk yönetiminin Polak azınlığa karşı uyguladığı siyasi baskıya son vermesi çağrısında bulunmuştur. Belarus Dışişleri bakanı Sergei Martynov nun krizin patlak vermesinden önce planlanan Polonya ziyaretinin iptal edilmeside muhalefet tarafından dile getirilmiştir. Tüm bu ilişkiler karşısında daha itidalli davranan Donald Tusk hükümetinin dış işleri bakanı Radoslaw Sikorski ziyaretin iptalinin mümkün olmadığını, lakin konunun en önemli gündem maddesi yapılarak “erkek erkeğe” bir görüşme yapılacağını bildirerek hem muhalefetin eleştirilerine yanıt verdi hemde konuya olan hassasiyetini vurguladı. Cumhurbaşkanı Lech Kaczynski yapılacak ikili görüşmede Sikorskinin mesele ile alakalı ciddi önlemlerin alınması ve sorunun çözümü yönünde gerekli önlemlerin alınmasını umduğunu bildirdi. Başbakan Tusk ise Belarusu Avrupa siyasetine çekmek istediklerine ve bu anlamda Belarus ile olan ilişkilerine önem verdiklerini ama Polonyalı azınlığının haklarını korumaktada ellerinden geleni yapacaklarını beyan etti.
[7]
En nihayetinde 12 Şubat’ta iki ülke dış işleri bakanları arasında toplantı yapılmış ve Polonya Dışişleri bakanlığının resmi internet sitesinden yapılan açıklamaya göre Polonyalı azınlıklar konusu görüşmede müzakere edilmiş ve konunun önemi özellikle vurgulanmıştır.
[8] Görüşmenin iki taraf için müspet neticelerinden bir taneside her ülkenin sınır bölgesinde ikamet eden vatandaşlarına getirelen vizesiz rejim ile sınır ticaretinin artırılmasına yönelik anlaşmaların imzalanmasıdır. Bu arada Varşovaya çağırılan Minsk Büyükelçisi görevinin başına dönmesi ilişkilerin normalleşmesi olarak algılanılabilir.
Yakın gelecekte Belarus Polonya ilişkilerinde köklü bir değişim beklenmemekte. 2010 yılında Polonyada Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve 2011 Belarus cumhurbaşkanlığı seçimleri takvimi işlenmektedir. 2011 Belarus cumhurbaşkanlığı için yine favori Lukashenko ki bu ikili ilişkilerin seyrinde şuan ki durumdan daha iyi bir seyir almayacağı manasına gelmekte. Ukrayna seçimlerinin Rusya - AB yansımaları, AB - Belarus ve Belarus - Polonya ilişkilerini etkiliyeceği muhakkak. Bu kavramda Lukashenko nun eli dahada güçlenmiş durumda. Avrupa Birliği ve Polonya’nın Belarus konusunda izlemesi gereken siyaset Ukrayna örneğinden alınan dersler ile sunni olarak yapay iktidarları destekleyip hem Rusyayı hem Belarusu (halk ve iktidar anlamında) karşılarını almak yerine mevcut iktidarı kabullenip – ki Lukashenko nun kırsalda ve orta ve üst yaştan aldığı destek yadsınamaz ve ona doğal alternatif oluşmaması olan adaylarin ise kuşku ile karşılanması Lukashenko yu doğal favori yapmaktadır – onları geliştirilecek ekonomik ve sosyal politikalarla kendi yörüngelerine çekmekleri daha rasyoneldir. Güney Avrupa vatandaşlarına uygulanan serbest dolaşım hakkının Belarus vatandaşlarınada uygulanması, kapalı ve Rusyaya dönük Belarusları Avrupaya entegre etmede faydalı olacak ve değişim kendi doğal seyrinde tabandan tavana doğru yayılacaktır.
Özellikle Erasmus tarzı öğrenci değişim projelerine Belarus üniversiteleri de dahil edilerek Avrupanın rejim muhaliflerinin okuduğu bir yer olma algısı kırılmalıdır. Libarel demokratik değişim genç nesil aracılığı ile kendi doğal seyrinde ilerleyerek Belarusu ait olduğu Avrupa medeniyetine dahil edecek ve hedeflenen demokrasi standartları yakalanarak ülkenin Avrupa entegrasyonu sağlanacaktır. Bu çerçevede Belarusun Polonya ile iyi komşuluk ilişkileri gelişirken ilişkilerdeki mevcut gerginlikler evrensel hukuk ve demokrasi dairesinde çözümlenecektir.
[8] http://www.msz.gov.pl/Belarus’s,Foreign,Minister,Sergey,Martinov,on,a,visit,to,Warsaw,33793.html