Bünyesinde farklı etnik grupları barındıran ve Sovyetler Birliği öncesi ve sonrasında bu konuda çeşitli sorunlarla karşılaşan Gürcistan’ın bugün içinde bulunduğu durum kendisi kadar diğer bölge devletlerini de ilgilendirmektedir. Bölge denklemlerini değiştirebilecek potansiyele sahip olan unsurların oluşturduğu hareketliliklerin tesirleri şu ana dek pek çok çatışmanın meydana gelmesini sağlamıştır. Bugün kısmi dondurulmuş vaziyette tutulan bu sorunlar Batı’nın bölgeye olan yaklaşımını da ölçer vaziyettedir. Renkli Devrim sonrasında Gürcistan lideri Mihail Saakaşvili ülke bütünlüğünü zedeleyecek olan Abhazya ve Güney Osetya ayaklanmalarına karşı önemli tedbirler almıştır. Görüleceği üzere bu ayrılıkçı hareketlerin birbirlerine olan benzerlikleri ortak tarihi ve coğrafi birlikteliklerinden kaynaklanmaktadır.
Yakın dönemin siyaset bilimcilerine göre Saakaşvili Acaristan konusunda başarılı olursa diğer ayrılıkçı unsurlar konusunda da başarılı olacaktı. Bu yüzden Tiflis yönetiminin olaylar karşısındaki tepkisini Batum’da gerçekleşen olayları anlayarak çözebilmek mümkündür. Ülkede meydana gelen ilk sorun, Gürcistan devlet yönetiminin bu olaylar karşısındaki anlaşmacı tavrını büyük derecede etkilemiştir.
Acaristan Sorunu
Nüfus çoğunluğu Müslüman olan Acaristan bölgesine 1921 yılında Gürcistan’a bağlı özerk cumhuriyet statüsü verilmiştir. Josef Stalin zamanında buradaki yerli Müslüman halk bölge dahilinde ayrılıkçılık çıkardığı suçlamasıyla Kazakistan’a göç ettirilmiştir. Sovyetler Birliği’nin yıkılışına kadar sukunetini koruyan bölgede 1991 yılından itibaren etnik ve bölgesel ayrılıkçı hareketler başlamıştır. Güçlü bağımsızlık hareketlerinin yayıldığı bu dönem üzerinde Gürcistan’ın ilk zamanlar izlediği aşırı milliyetçi politikaların da büyük etkisi vardır.
[1] Ülkenin bağımsızlığını kazanmasını takiben Acaristan Yüksek Komisyonu Başkanı Aslan Abaşidze Tiflis yönetiminden bağımsız olarak, kendisine en büyük desteği sağlayacağını düşündüğü Rusya’yla yakınlaşmak amacıyla çeşitli anlaşmalar düzenlemiştir. Ayrıca yapılan yeni düzenlemelerde Tiflis yönetimine turizm, Batum limanı ve sınır kapısı gelirleriyle ilgili çeşitli yaptırımlar uygulanmış, elde edilen gelirlerin merkezi yönetime verilmemesi kararlaştırılmıştır.
[2]
Gürcistan lideri Eduard Şevardnadze Acaristan’ın merkezden bağımsız faaliyetlerinin kabul edilemez olduğunu ve bundan dolayı Abaşidze’nin istifa etmesi gerektiğini belirtmiştir. Buna karşı Abaşidze Tiflis yönetiminin kendilerince yasal olmadığını ve Acaristan tarafından tanınmayacağını ilan etmiştir. Mihail Saakaşvili dönemine kadar Batum ve Tiflis arasında yaşanan krizler Renkli Devrim sonrası farklı bir boyut kazanmıştır. Saakaşvili’nin Acaristan ve Tiflis arasında bulunan Colohi bölgesinden geçişinin engellenmesinin ardından sorun için nihai müdahale etkisini göstermiştir. Yönetime geldiğinde ılımlı konuşan Saakaşvili’nin olumlu çabalarını karşılıksız bırakan Arslan Abaşidze Tiflis ile her türlü ilişkiyi kestiğini açıklayarak yeni bir kaosun oluşmasına neden olmuştur. Deneyecek başka bir yolun kalmadığını anlayan Gürcistan yönetimi Acaristan liderinin görevinden istifa ederek Tiflis’e itaat etmesi ve yurtdışına çıkması çağrısında bulunmuş ve bu olayları takiben Rusya Acaristan liderinin daha kontrollü davranması için devreye girerek Abaşidze’nin görevinden istifa etmesini sağlamıştır.
[3] Acaristan liderinin Rusya’ya sığınmasının ardından Saakaşvili bu bölgenin idari haklarını kısıtlayarak Gürcistan’ın bağımsızlığından bu yana başını ağrıttığı Acaristan sorununu kansız bir şekilde çözmüş oldu. Acaristan’ın etkin bir muhalif liderle en baştan beri sürdürdüğü olumsuz tavırlar diğer ayrılıkçı bölgeler için de örnek teşkil etmiş ve bugün dahi çözülemeyen sorunların oluşmasını sağlamıştır.
Abhazya Sorunu
Kafkasya bölgesindeki kültürel, tarihi ve siyasi yapısıyla etkin bir halk olan Abhazlar’ın son asırda giriştiği siyasi mücadeleler bölgeye hakim olan diğer güçlerin etkisiyle çeşitli aksamalara uğramıştır. 1921 yılında Foma Eşba liderliğindeki Devrimci Komite Abhaz Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan etmiştir. Gürcistan ile çeşitli anlaşmalar düzenleyen Abhaz SSC, 1925 yılında ilk anayasayı oluşturmuştur.
[4] Sovyetler Birliği’nin iradesi sonucu 1931 yılında Abhazya Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adıyla Gürcistan’ın özerk bir bölgesi haline getirilen Abhazya, ancak Sovyetler’in dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan edebilmiştir. 1980’lerin sonunda Abhazya’nın Sovyet yönetiminden eski haklarını talep etmesiyle başlayan hareketlenmeler zaman içinde farklı boyutlar kazanmıştır. Özerk bölge nüfusunun yüzde 17’sini teşkil eden Abhazlar’ın bağımsızlık yönündeki taleplerine karşı Gürcü milliyetçilerin tavrı sert olmuştur.
[5] Bu tarihten itibaren Gürcistan merkezî yönetimi ile Abhazya arasında çok önemli sorunlar başlamıştır. Gürcistan Abhazya’nın durumu daha fazla ileri götürmemesi ve hukukî boşluk doğurma amacını güderek 1978 anayasasını iptal etmiş ve Sovyetler Birliği öncesi 1921 anayasasını yürürlüğe koyduğunu açıklamıştır. Buna karşılık Abhazya da özerklik dönemi öncesine ait 1925 anayasasını yürürlüğe koyduğunu açıklamış ve
kendi kaderini tayin etme hakkını kullanacağını belirtmiştir.
[6] Bu alandaki faaliyetler sonucunda sıcak çatışmalara başlayan taraflar sorunun daha farklı şekilde çözüleceği beklentisiyle hareket etmişlerdir. Gürcistan’ın 1992 yılında Abhazya’nın başkenti Suhumi’ye askeri müdahalede bulunmasıyla Abhaz, Çeçen ve Oset gruplar Kafkasya Halkları Konfederasyonu adı altında Gürcü ordusuna karşı savaşmıştır. Ancak çeşitli devletlerin araya girmesiyle oluşturulmaya çalışılan barış görüşmeleri sonuç vermemiştir. Gürcistan tarafından başlatılan savaşta Kafkasya halklarının desteğini alan Abhazlar zafer elde etmiştir. Abhazlar’ın 1993 yılında Suhumi’yi ele geçirdiği bu çatışmalarda üç bine yakın insan hayatını kaybetmiş, büyük oranda Gürcü ise bölgeden göç etmek zorunda kalmıştır.
1994 yılında yeni anayasayı kabul ederek Vladislav Ardzinba başkanlığında yeniden bağımsızlık talebinde bulunan Abhazya, iç bütünlüğü sağlamaya çalışan Gürcü yönetime oldukça büyük zorluklar çıkarmıştır. Uzmanlara göre Abhazya’nın bağımsızlığını ilk ilan ettiği tarihte hedeflediği iki yol vardı; ilki Gürcistan haricinde tam bağımsız bir devlet, ikincisi ise Gürcistan ile beraber federasyon yapılanmasına gidilmesiydi.
[7] Bunların Gürcistan tarafından kabul edilmemesiyle farklı yollar denenmiş, özellikle ülke bütünlüğünü sağlama politikasından taviz vermeyecek olan Mihail Saakaşvili’nin yönetime gelmesinden sonra Rusya yanlısı tavırlar sergilenmeye başlanmıştır. 2006 yılında Gürcistan tüm bu karşı çıkmalara Abhazya’nın stratejik alanlarından Kodor vadisini ele geçirerek cevap vermiş
[8] ancak bu bölgeyi iki sene sonra gerçekleşen savaşta kaybetmiştir. Dönemin en önemli gelişmesi olarak da 2008 yılında yaşanan Güney Osetya savaşından sonra Abhazya’nın bağımsızlığı Rusya tarafından tanınmıştır. Rusya’nın bu girişimi 2009 yılında Venezuela ve Nikaragua’nın da Abhazya’nın bağımsızlığını tanıması ile devam etmiştir.
Güney Osetya Sorunu
Sovyetler Birliği’nin Gürcistan’a hakim olmasından sonra Güney Osetya’ya 1922 yılında Gürcistan’a bağlı özerk bölge statüsü verilmiştir. Bölgenin diğer bölümü olan Kuzey Osetya ise 1925 yılında özerk bölge olarak Rusya’ya bağlanmıştır. 1980’lerin sonlarında bölgede esen bağımsızlık rüzgarlarından etkilenen Güney Osetya 1990 yılında Demokratik Güney Osetya Cumhuriyeti’ni ilan etmiştir.
[9] Bu ilana, bölgenin özerklik statüsünü kaldırarak cevap veren Gürcistan’ın 1991’de bölgenin başkenti Şinvali’ye askeri müdahalede bulunmasıyla Rus ve Oset barış grupları ateşkes talep etmişlerdir. Onbinlerce insanın yurtlarını terkettiği olaylar sonrasında Gürcü lider Eduard Şevardnadze ve Rusya lideri Boris Yeltsin bir araya gelerek ateşkes ilan etmişlerdir.
[10] 1995’te Gürcistan’da yapılan anayasa değişikliği sürecinde bu konuya yönelik daha hassas tavırlar sergilenmiş ve bölgeye ilişkin yapıcı tanımlamalar kullanılmıştır. 1996 yılında Güney Osetya’da gerçekleştirilen seçimler sonucunda cumhurbaşkanı olan Ludvig Cibirov, Gürcistan’a karşı yumuşak siyaset izlemiş ancak ihmal edilen veya uzatılan görüşmelerden dolayı Güney Osetya’nın konumu ile ilgili herhangi bir netlik kazanılamamıştır. Renkli Devrim sonrası yeni Gürcü lider Mihail Saakaşvili’nin yaklaşımları sorunu tamamen çözmeye ve ülke bütünlüğünü sağlamaya yönelik olmuştur. Aynı dönemde iş başına gelen Güney Osetya’nın yeni lideri Edvard Kokoev Güney Osetya’ya ait bazı önemli kıstasları açıklayarak radikal çözüm önerilerinde bulunmuştur.
[11] Kokoev’e göre:
- Güney Osetya Rusya aracılığı ile Kuzey Osetya’ya bağlanmalı,
- Gürcistan en baştan beri sürdürdüğü diktatör tavırlarından vazgeçmeli,
- Halkın gerçek isteğini yansıtan referandumlar dikkate alınmalı,
- Dünya Gürcistan’ın Güney Osetya’ya uyguladığı katliamları tanımalıdır.
Yeni liderin sert yaklaşımları karşısında itidalli davranan Saakaşvili aynı yılın sonunda yeni planların oluşturulacağını ve konuyla ilgili yeni düzenlemelere gidileceğini belirtmiş ancak sunulan maddeler karşı tarafı ikna etmemiştir. Aynen Abhazya’da olduğu gibi iki amaç taşıyan Güney Osetya, tam bağımsızlık veya Kuzey Osetya’ya bağlanma isteğini sürdürmüştür. AGİT ve Birleşmiş Milletler dahil olmak üzere etkin devletlerin girişimlerinin de en baştan beri sonuçsuz kaldığı Güney Osetya’da şimdiye dek gerçekleştirilen bağımsızlık referandumlarında halkın yüzde doksan oranında “evet” oyu kullanması da meselenin çözümü için etkin nitelik taşımamıştır. Bu konunun belirli çevrelerce dile getirilmesi de çözümsüzlük dışında herhangi bir özellik taşımamaktadır.
[12] Kendi kaderini tayin etme hakkının bölgeden bölgeye farklılık gösterdiği Kafkasya’da bu söylemlerin gündem doldurmaktan başka özelliği olmamıştır.
Güney Osetya liderinin zaman zaman Rusya’dan destek beklemesi ve sert açıklamalarda bulunması ve Gürcü tarafının da aynı şekilde karşılık vermesi iki taraf arasında gerilen ilişkilerin bir noktada patlamasına sebep olmuştur. Ağustos 2008’de Gürcistan’ın bölgeye askeri müdahalede bulunmasıyla birlikte kısa sürede bir Rusya-Gürcistan savaşı meydana gelmiştir. Pek çok insanın hayatını kaybettiği bu savaşta bölge denklemleri değişmiş, savaş sonrasında Rusya en baştan beri ayrılıkçı mücadeleyi sürdüren Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını tanımıştır. Abhazya’da olduğu gibi bu tanıma girişimi farklı devletlerin de aynı doğrultuda hareket etmesini beraberinde getirerek sorunun uluslararası konumunu güçlendirmiştir.
[13] Gürcistan ise savaşın getirdiği külfetle beraber çözülemeyen sorunlarla başbaşa kalmıştır.
Cavaheti Sorunu
Gürcistan’daki toplam nüfusun yüzde 8’ini oluşturan Ermenilerin çoğunluğu Cavaheti bölgesinde ikamet etmektedir. Bölgenin asıl ahalisi olan Ahıska Türkleri’nin 1944 yılında başka bölgelere göç ettirilmesinden dolayı bölge nüfusundaki değişiklikler bugünkü durumu ortaya koymuştur. Ahıska Türkleri’nin geri dönüşü ile ilgili bürokratik işlemler bugün dondurulmuş vaziyet olarak özelliğini korumaktadır. Bölgedeki Ermeni nüfusun Gürcistan’a olan olumsuz etkileri son dönemlerde daha da artmıştır.
Nüfus çoğunluğunun Ermeni olmasından dolayı bölge üzerinde çeşitli haklar iddia eden Ermeniler’in söylemleri şunlardır:
- Gürcistan bu bölgede yaşayan etnik gruplara ayrımcılık yapmaktadır,
- Bölgedeki ekonomik, sosyal ve kültürel yapı Gürcistan’ın diğer bölgelerinden daha yetersizdir,
- Bölgeye kültürel ve siyasal özerklik statüsü kazandırmak üzere mevcut konumu tartışmaya açılmalıdır.
[14]
Son zamanlara dek Ahılkelek’te bulunan Rus askeri üssü Ermeniler için büyük önem arz etmiştir. Burada istihdam edilen Ermeniler’in bölge güvenliğini tehdit edeceğini düşünen Gürcistan bölgede bir Rus etkisinin olmasından da son derece rahatsızdı. Bölgedeki ekonomik yetersizliklerin kendilerini Rusya ve Türkiye’ye muhtaç ettiği Ermeniler Gürcistan dahilinde etkin olma çabalarını sürdürmektedirler. Geçtiğimiz yıllarda “Birleşik Cavah” hareketinin Gürcistan meclisine gönderdiği mektupta; Rus üssünün kapatılmaması, Gürcistan’ın sözde Ermeni soykırımını tanıması, Ermeni okullarında Ermeni tarihinin okutulması yönündeki yasağın kaldırılması konularına değinilmiştir.
[15] Sosyal hayatta oldukça etkin olan Ermeniler’in hemen hemen her alanda Gürcistan aleyhine faaliyet göstermesi gözden kaçmayan bir durumdur. Diplomatik Gözlem’de sıralanan kuruluşlara göre: Ermenice gazeteler, Ermeni kiliseleri, Kiliseler Şurası, Gürcistan Ermeniler Birliği, Acaristan Ermenileri Birliği, Gürcistan Ermeni Teşkilatları Birliği, Gürcistan Ermeni Kiliseleri Birliği, Tiflis Ermeni İcması, Gürcistan Ermeni Kadınları Şurası, Paros Ermeni Kadınları Teşkilatı, Gürcistan Ermeni Gençleri Teşkilatı, Gürcistan Ermenileri Hıristiyan Demokrat Hareketi, Sarl Anzavur Teşkilatı, Sayat Nova Ermeni Medeniyet Merkezi, Cavahk Ermeni Milli Sosyal Siyasi Hareketi, Vırk Ermeni Milli Partisi, Ovanes Tumanyan Fonu, Gürcistan Ermeni Ressamlar Birliği, VurnatunGürcistan-Ermeni Yazarlar Birliği, Gürcistan Ermeni Kabiliyetleri Teşkilatı, Gürcistan Ermeni Devlet Dram Tiyatrosu bunlardan en etkin olanlarıdır.
[16]
Ermenistan’ın bölge ile ilgili yayılmacı iddialarını şu an konuşmak erken olabilir. Ancak Gürcistan’da Ermeni açılımı konusunda ısrar eden Erivan’ın geçtiğimiz aylarda sergilediği tavır son derece şaşırtıcı olmuştur. Erivan bölgede yıllardır etkinlik göstermeye çalışan Ermeniler’le ilgili olarak; Ermenice’nin bölgenin resmi dili olması ve Ermeni kilisenin devlet kayıtlarına alınması isteği ek bir açıklamayla Tiflis’e ulaştırılmıştır. Bunu takiben Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan’ın:
“Gürcistan’daki Ermeniler’e, entegrasyon sürecinde asimilasyona uğramamaya yardımcı olmalıyız”[17] açıklamasını kendisine güvenen bir Ermenistan olarak Türkiye’nin Ermeni açılımını müteakiben yapması son gelişmeler hakkında bilgi verici mahiyettedir.
[1] Prof. Dr. Mustafa Özcan Ültanır, “
Gürcistan Sorunu ve Türkiye açısından “Şimdi ne olacak?” beklentisi…”, TÜRKSAM
, http://www.turksam.org/tr/a1471.html, Erişim Tarihi : 17.12.2009.
[2] Diplomatik Gözlem, http://www.diplomatikgozlem.com/haber_oku.asp?id=1720, Erişim Tarihi : 16.12.2009.
[3] Star Gazetesi, http://www.stargazete.com/mobil/dunya/abasidze-kacti-haber-17467.mob, Erişim Tarihi : 15.12.2009
[4] Araz Aslanlı,
Küresel ve Bölgesel Dengeler Açısından Abhazya Sorunu, KARAM, http://www.karam.org.tr/pdf/bolgesel-ve-kuresel-dengeler-acisindan-abhazya-sor-1251629624.pdf, Erişim Tarihi : 17.12.2009
[5] Aslanlı, ...
Abhazya Sorunu
[6] Aslanlı, ...
Abhazya Sorunu
[7] Aslanlı, ...
Abhazya Sorunu
[8] Daily News of Georgia, http://www.civil.ge/eng/article.php?id=13654, Erişim Tarihi: 16.12.2009.
[9] Selçuk Çolakoğlu, “
Türkiye’nin Gürcistan Politikası ve Kuzey Kafkasya”, http://www.circassiancanada.com/tr/arastirma/0125_turkiyenin_gurcistan_politikasi.htm, Erişim Tarihi : 17.12.2009.
[10] Merve İrem Yapıcı,
“Kafkasya’nın Sorunlu Bölgesi: Güney Osetya”, USAK, http://www.usak.org.tr/dosyalar/dergi/n5EqlJmyoxi1yOvnBuluAHsexH9qoZ.pdf, Erişim Tarihi : 16.12.2009.
[11] Yapıcı, ...
Güney Osetya
[12] Zaman Avrupa, http://www.eurozaman.com/euro/detaylar.do?load=detay&link=38364, Erişim Tarihi : 15.12.2009.
[13] Palhaber sitesi, http://www.palhaber.com/haber/dunya/dunya-genel/guney-osetya-yi-8-ulke-daha-taniyacak.html, Erişim Tarihi : 16.12.2009.
[14] Hasan KANBOLAT, “
Kafkasya’da Cavaheti ve Krasnodar Ermenileri’nin Jeopolitiği ve Özerklik Arayışlar”ı, ASAM Ermeni Araştırmaları Enstitüsü, http://www.eraren.org/index.php?Lisan=tr&Page=Print&DergiIcerikNo=218&Yer=DergiIcerik, Erişim Tarihi: 15.12.2009.
[15] Sinan Oğan,
“Rus-Gürcü Askeri Üs Pazarlığı ve Cavaheti Ermenileri”, TÜRKSAM, http://www.turksam.org/tr/a308.html, Erişim Tarihi : 17.12.2009.
[16] Diplomatik Gözlem, http://www.diplomatikgozlem.com/haber_oku.asp?id=2633, Erişim Tarihi: 17.12.2009.
[17] Turkish-American Web Portal, http://www.turkishny.com/old/en/other-news/14687-ermeni-gurcu-savasi-kapida-mi.html, Erişim Tarihi: 16.12.2009.