Rusya nasıl ve gerçekte kim tarafından yönetiliyor sorusu, son zamanlarda Rusya’da bazı politik çevreler tarafından sıcak tartışmaların yaşandığı bir konu halini almıştır. Rusya anayasasına göre Cumhurbaşkanı Rus Çarlarında bile olmayan geniş yetkilere sahiptir. Başbakan ise 1993 yılında kabul edilen Rusya anayasasına göre, Cumhurbaşkanı tarafından atanan ve kontrolünde çalışan bir teknokrattır. Önceki dönemlerde Başbakanlar Kremlin’in gölgesinde ve fazla göze batmadan çalışmaktaydılar. Ancak Rus devlet kanalları günümüzde Başbakan Putin’in günlük yapmış olduğu faaliyetleri, Medvedev’inki gibi, hatta bazen daha fazla göstermekteler. Olağanüstü hallerde ise, geçen seneki Rusya-Gürcistan çatışmasında olduğu gibi Putin ön plana çıkmakta, ilk önemli açıklamaları Putin yapmakta, Medvedev bu açıklamaların bir nevi tekrarı şeklinde açıklamalarda bulunmaktadır.
ABD Cumhurbaşkanı Obama Rusya ziyareti sırasında yanlışlıkla Putin’e Cumhurbaşkanı olarak hitap etmiş, daha sonra hemen hatasını düzeltip Rusya’da daha önce Cumhurbaşkanlığı görevinde bulunmuş Başbakan Vladimir Putin demiştir. Yabancı liderler Putin’in takısını bazen karıştırıyorsalar da, ülke içinde Putin’nin rolüne dair soru herkesi kafa karışıklığına ve düşünmeye itmektedir.
Rusya’nın bin yıllık tarihi boyunca, ülkeyi her zaman sadece bir tane güçlü liderin yönettiğini görmekteyiz. Yönetim iç savaş tehlikesinin yaşandığı kısa sürelerde genelde çift başlılık göstermiştir. Bunun en son örneği 1993 yılında Yeltsin ve seçilmiş parlamento arasında yaşanmış, parlamentonun topa tutulması ve Kremlin’in yönetimi tamamen hâkimiyetine geçirmesiyle son bulmuştur. Bir sene önce “Yönetilir seçim” sonucunda Medvedev Kremlin’e girmiş, Putin ise çalışma odasını değiştirmiş, ama önceden olduğu gibi dikkatlerin üzerinde olduğu kimliğine devam etmiştir.
2009 Ekim ayında Forbes dergisinin yayınladığı dünyanın en etkin kişileri arasında Putin üçüncü sırada kendine yer bulurken, Medvedev Rus Enerji Bakanı Şmatko’nun bile bir basamak gerisinde kalarak 43’üncü sırada yer almıştır.
Rus uzmanlara göre Putin hala kendisini ülkedeki bir numaralı persona olarak görmekte, yapılan anketlere göre ülkeyi kimin yönettiği sorusuna yaklaşık halkta yüzde 85’lik bir oranla Putin cevabını vermektedir. Ancak sorun özellikle son dönemde yine bir Petersburglu olan Medvedev’in de kendisini aynı şekilde düşünmeye başlamasıdır.
2007 yılında Vladimir Putin’in desteğini alarak Cumhurbaşkanı seçilen Dmitriy Medvedev ilk yılında yabancı basının tabiriyle “Putinin Gölgesindeki Adam” olarak kaldı. Uzmanlar yeni Cumhurbaşkanı Medvedev’in yavaş yavaş bir önceki Cumhurbaşkanı ve şimdiki Başbakan Putin’in gölgesinden çıktığını ve tek başına hareket etme kabiliyeti kazandığını söylemekteler.
Rusya’nın en önemli projesi diyebileceğimiz 2020 Putin Planı ile Liberal görüşleriyle ön plana çıkan Medvedev’in plan ve görüşlerinin uyuşmadığı Rus basınında defaatle yer almıştır. Medvedev son dönemde Putin tarafından kabul edilen bazı kanunları değiştirmiş, hükümet dışı organların faaliyetlerini yasaklayan yasa hakkında düzenlemeler yapılması konusunda görevlendirmede bulunmuş ve bir önceki seçimlerde Duma’ya giremeyen liberal görüşlü partilerle görüşerek Putin dönemindeki kısıtlamaları hafifleteceğine dair söz vermiştir. Geçenlerde BBC Tv kanalına konuşan Medvedev, ülkeyi kimin yönettiği ile alakalı bir soruyu sert bir şekilde Başbakanın önemli görevleri olmasına rağmen devletin başında kendisinin olduğu ve ülkeyi kendisinin yönettiğini söylemiştir.
Medvedev’in Putin’in yapmış olduğu bazı faaliyetlerden memnun olmadığını, bundan dolayı aralarının açık olduğunu hatta daha ileri gidip Medvedev’in Putin’i görevinden alabileceğini iddia edenler bile mevcuttur.
İki lider de defaatle onların tandeminin çok iyi çalıştığını dile getirdiler, Medvedev’in özellikle ilk yılı bu açıklamaları ispatlar niteliktedir. Bazı uzmanlar ise bu Kremlin tarafından organize edilmiş adı “İyi polis, kötü polis” olan bir tiyatro oyunu olduğunu iddia etmektedirler.
Biz Türkler kültürümüz gereği “Ya olduğumuz gibi görünmeye veya göründüğümüz gibi olmaya” çalışırız. Ruslar ise kendilerini olduğundan farklı göstermede tam bir profesyonellerdir. Her yıl düzenlenen Cumhurbaşkanın Rusya Federal Konsey’ine yaptığı konuşma Kremlin Sarayı’nın şaşalı görüntüsü ve dünyaya verilen mesajlarla tam bir şova dönüşmektedir.
Cumhurbaşkanlığının ikinci yılında Medvedev’in Rusya Konsey’ine 12 Kasım’da yaptığı konuşmada, daha önceki dönemlerde yapılan konuşmaların aksine şovdan çok, verilen mesajlar damgasını vurmuş ve Medvedev “Rusya ileri” başlıklı tarihi bir konuşma yapmıştır. Bu konuşmadan çıkartabileceğimiz en önemli sonuç Cumhurbaşkanlığı görevinin ilk yılının aksine, artık Medvedev eşittir Putin olmadığı denklemidir. İki lider arasında ciddi ihtilaf noktaları olduğu Medvedev’in konuşmasında ağırlıklı olarak yerini almış ve hissedilmiştir.
Rusya’da ilk defa bir Cumhurbaşkanı bir rekor kırarak tam 100 dakika ağırlıklı olarak Rusya’nın iç sorunlarından bahsetmiş, dış siyasete nerdeyse hiç zaman ayırmamıştır. Geçen seneki konuşmasında, eğer ABD’ye karşı olacaksa neden ABD’ye sınır Çukotka Bölgesi değilde, AB sınırındaki Kaliningrad Bölgesine konumlandırılmak istendiği pek anlaşılamayan İskander füzeleri hakkında, bir nevi AB’yi karşısına alarak yaptığı açıklamalardan çok, dünyaya barış mesajları göndermiştir. Medvedev konuşmasıyla Putin’den çok Barak Obama’yı anımsatmıştır…
Bu 100 dakikalık konuşma aslında Rusya içinde ne kadar çok sorun olduğunun bir ispatı niteliğindedir. Bu konuşmada Medvedev’in ülkenin hammaddeye dayalı geri kalmış ekonomik modelinden, zayıf alt yapıdan, özellikle emniyet güçleri arasındaki rüşvet olaylarından, Rusya’nın SSCB’nin agresif dış siyasetinden çıkamadığından, ayrıca alt yapı eksikliğinden ve yoksulluktan bahsetmiştir. Bazı uzmanlara göre Medvedev bu konuşmasında, Putin’in 8 yıllık Cumhurbaşkanlığı döneminde bu sorunları çözemediğini ve Rusya’yı bulunduğu durumdan çıkartamadığını ima edip Putin’i eleştirdiği görüşünü savunmaktadırlar. Medvedev ayrıca Putin döneminde devlet kontrolü iyice güçlendirileren Gazprom türü büyük şirketlerde devlet kontrolünün azaltılıp özelleştirilmesi, petrol ve gaz gibi stratejik alanların yabancı sermayeye açılması ve yine Putin döneminde uygulanan “Yönetilebilir Demokrasi” modelinden çıkılması yönünde açıklamaları olmuş, Medvedev’in uzun konuşması sırasında Putin’in oldukça sıkıldığı gözlenmiştir.
Bu konuşmasında o güne kadar Cumhurbaşkanları tarafından yapılan Federal Konsey toplantılarında ağırlıklı olarak kullanılan “Yapmak zorundayız” cümlesinin yerine sürekli olarak “Biz yapacağız” cümlesini kullanmıştır. Bazı Rus politik uzmanlar bu sözden ilerdeki dönemde Medvedev’in Cumhurbaşkanı olarak devam etmek istediği sonucunu çıkartmaktadırlar. Diğer bir ince ayrıntı Medvedev kendisinin farklı olduğunu göstermek için olacak ki, Putin döneminde Kremlin sarayındaki Mermer salonunun yerine, Georgiyev salonunda konuşmasını yapmıştır.
Bu konuşmasından sonra gerçekten Putin ile Medvedev arasında ciddi görüş ayrılıkları var mı ve Rusya’da Medvedev ile yeni bir Perestroyka mı başlıyor, yoksa hiç bir sorun yok, bu sadece Medvedev’e ait farklı bir stil mi? soruları cevap aramaktadır.
Mihail Gorbaçov’da Perestroyka’ya başladığında, bunu yapabileceğine inanan çok fazla insan yoktu ve yapayalnızdı. Dünyanın toprak olarak en büyük ülkesi Rusya’yı doğusunda Çin çoktan geçti, batısında ise Avrupa’dan zaten çok geride kaldı (mıştı) ve birçok uzmana göre ülkede yeni bir Perestroyka şart olmuştur. Yaklaşık 20 yıl önce Berlin duvarının o zamanki Kremlin’in sahibi Gorbaçov’un Kremlin için alışılagelmişin dışında sözler sarf etmeye başladıktan sonra yıkıldığını unutmamak gerekir. Gorbaçov geçenlerde Euronews kanalına verdiği söyleşisinde “Perestroyka kazanmıştır, ben siyaset adamı olarak kaybettim” demiştir.
Bütün bu varsayımlara ve görüşlere rağmen, bir gerçek var ki o da Medvedev’in ne kaynağı, ne yöneteceği takımı var, ülkenin kilit noktalarındaki isimlerin yüzde 85’i hala Putin’e bağlıdır. Medvedev Şura toplantılarına başkanlık edebilir, ama gerçekte Silovikleri Putin yönetmektedir. (Siloviki – ordu, istihbarat ve emniyet yöneticileri). Cumhurbaşkanı Medvedev şu anki durumu itibariyle “Ordusuz Generali” andırmaktadır. Çünkü devletin önemli organlarının başında Putin’in adamları var, ancak Putin’in bu yerlerde oturanları ve pozisyonunu kaybetmeye başladığını gösteren işaretler belirmeye başlamıştır. Ayrıca daha yakın geçmişe kadar Rusya’da hakkında nerdeyse hiç eleştiri yapılamayan Putin artık azda olsa tartışılmaya ve eleştirilmeye başlanmıştır.
Son dönemde Rusya’da anlatılan popüler bir fıkra; Vladimir Putin, kendisinin özel davetlisi olarak yurt dışından gelen önemli devlet adamlarına Kremlin Sarayını gezdiriyormuş. Sarayı gezerken misafirler Sayın Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev’in odası nerede diye sormuşlar. Putin; hemen şu ilerdeki oda cevabını vermiş. Yalnız göstermiş olduğu odanın üstünde Vladimir Vladimiroviç Putin yazısı asılıymış. Misafirler ama nasıl olur, burada Sizin adınız yazılı demişler. Putin de misafirlerine, sunun şurasında 2012’ye ne kadar kaldı ki, değiştirmeye ne gerek var diye cevaplamış.
Şu an “Ordusuz General” olarak gözüken Medvedev 2012 Devlet Başkanlığı seçimlerine kadar ordusunu kurabilecek mi, Rusya’da ikinci bir Perestroyka gerçekleştirecek mi ve seçimlere katılacak mı, yoksa Putin’i mi destekleyecek? Bu soruların cevaplarının bir kısmını önümüzdeki yakın gelecekte öğreneceğiz, Devlet Başkanın kim olacağı ise 2012 yılındaki seçimlerden önce büyük ihtimalle ortaya çıkmayacaktır. Günümüzde Medvedev’in Putin’e kıyasla zayıf bir lider olduğu argümanından yola çıkarak geleceğe yönelik tahminler yaparken, 1960’lı yıllarda zayıf bir lider olarak gözüken Brejnev’inde aslında geçici bir süre için başa geçirilmesine rağmen, yaklaşık 18 yıl ölümüne kadar ülkeyi yönettiği unutulmamalıdır.