Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan 11.08.2009’da Bağdat’a resmi bir ziyarette bulundular. Bu ziyaret, Irak’ı inceleyenler tarafından çeşitli yerlere çekildi. Kimi “güvenlik” dedi, kimi “ekonomik” dedi, kimi “enerji”, kimi de “Irak’ta iç istikrara yardımcı olmak” diye yorum yaptı. Aslında bunların biri, ne de hepsi konuşuldu. Bunlar ve ilave hususlar da her iki bakanın Bağdat ajandasında bulunuyordu kuşkusuz...
Türkiye ile Irak arasında 2009 yılı başlarından itibaren çok sık “üst düzey” (Cumhurbaşkanı ve Başbakan” düzeyinde karşılıklı ziyaretler gerçekleşti. Bir bakıyorsunuz Mart ayında Talabani “Su Forumu” sebebiyle Türkiye’de. Bir bakıyorsunuz aynı ayın sonlarına doğru Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Irak’taydı. Irak Başbakanı el-Maliki’nin Nabucco projesi için Türkiye’yi ziyaret ettiği 13.7.2009 tarihinin üzerinden daha bir ay geçmedi. Bu arada Cumhurbaşkanı Gül’ün ziyaretine Dışişleri Bakanına ilaveten Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı (Kürşat Tezmen dönemi) ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay da katılmıştı.

Bu ziyaretten bir süre sonra sadece İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın Irak ziyareti gerçekleşti. Bunu 28.7.2009’da Türkiye’de ABD-Irak-Türkiye üçlü “Terör Zirvesi” izledi. Bunun dışında bir cemaatin düzenlediği “Abant Toplantısı”nın 2009 toplantısı bile Irak’ta (Erbil) gerçekleşti. Firmalar da bireysel olarak ya da bu üst düzey ziyaretler sırasında karşılıklı iletişim için uçaklarda yer aldılar.
Gözlerden kaçan bir diğer önemli husus da şudur: 10.7.2008 tarihinde Başbakan Erdoğan’ın Bağdat ziyareti sırasında iki ülke arasında “Türkiye-Irak Stratejik İşbirliği Konseyi” adıyla bir kurul kurulmasına ilişkin anlaşma yapıldı. Bunun ana hatları şöyledir:
· Anlaşma uyarınca konseyin başında iki başbakan bulunacak ve yılda en az bir kere toplanacak,
· İki başbakanın altında bakanlar düzeyinde bir mekanizma bulunacak,
· Bakanlar düzeyinde oluşturulan mekanizma diplomasi, güvenlik, enerji ve ekonomi konularında iki ülkenin işbirliği ve bütünleşmesi amacıyla yılda en az 3 kere toplanacak, oluşturulacak teknik heyetler yılda 4 kez bir araya gelecek,
· Konseyde alınan kararlar bir ‘eylem planı’yla hayata geçirilecektir.
Görüldüğü üzere, sadece bu “Türkiye-Irak Stratejik İşbirliği Konseyi”nin varlığı bile Sayın Davutoğlu’nun Bağdat ziyaretine bir açıklama getirebilir.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve Bakan Çağlayan’ın Bağdat Ziyaretinin Muhtemel Sebepleri
Davutoğlu ve Çağlayan’ın Bağdat ziyaretinin arka planında bulunanları şu ana başlıklar altında toplayabiliriz:
1. Türkiye-Irak Stratejik İşbirliği Konseyi etkinliği çerçevesindeki gelişmeler. Bu bağlamda özellikle Irak’ın yeniden yapılanmasıyla ilgili ayrıntılar.
2. Güvenlik sorunları.
a. PKK terör örgütüne Irak’ta (Irak Kuzey Yönetimi) destek verilmemesiyle ilgili ayrıntılar,
b. Irak Kuzey Yönetiminin son dönemlerde Kerkük’ün statüsü ile ilgili “kışkırtıcı” söylemleri,
c. Irak Merkezi Hükümeti ile Irak Kuzey Yönetimi arasında son dönemlerde artış gösterdiği kaydedilen gerilimin, ABD kuvvetleri Irak’ı terk ettikten sonra artabileceği kaygısı.
3. 13.7.2009’da “Hükümetler Arası” imzası gerçekleşen ve Irak’tan da Başbakan el-Maliki’nin katıldığı Nabucco projesiyle ilgili gelişmelerden duyulan kaygıyı giderme. Bilindiği üzere Güney Akım projesine Türkiye 6.8.2009’da Karadeniz’deki karasuları-münhasır ekonomik bölgelerinde Rusya’ya sismik araştırma iznini vermişti. Bu durum iki projenin “rekabeti” çerçevesinde düşünüldüğünde, yıllık 10 milyar metreküp doğalgazı Nabucco projesine ayırmayı düşünen Irak’ta endişeye sebebiyet verebilirdi.
4. Sonuncusu 2002’de (2003 Irak müdahalesi öncesi) gerçekleştirilen ve 7 yıldır yapılamayan Irak’ta “Türk İhraç Ürünleri Fuarı”nın, Eylül 2009’da Bağdat’ta yapılacak olması ve 40 Türk firmanın katılmasıyla ilgili diplomatik formaliteler.
5. Irak’ta sonuncusu 9.8.2009’da gerçekleşen, Bağdat ve özellikle de Musul’daki terör-bombalama faaliyetlerinden Irak Türklerinin de olumsuz etkilenmesinin önüne geçilmesiyle ilgili hususlar.
6. Irak’tan ABD kuvvetleri çekilmeden önce ve devamında Türkiye’nin Irak güvenlik güçleri ve silahlı kuvvetler mensuplarına verebileceği eğitim, teçhizat vb. hususlar.
7. Başta Arap-İsrail anlaşmazlığı olmak üzere, diğer bölgesel sorunlar üzerinde görüş alış verişi.
8. Yukarıdakilere ilaveten, son haftalarda gündeme daha sık getirilen, Fırat ve Dicle’nin sınır aşan suları konusu.
Sonuç
Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Çağlayan’ın Bağdat ziyaretlerinde çantasında bulunan muhtemel konulara yukarıda değinildi. Davutoğlu ve Iraklı mevkidaşı Zebari arasında daha sık olmak üzere, iki ülke devlet adamları gittikçe artan bir şekilde karşılıklı ziyaretlerini sürdüreceklerdir. Zira bu hem iki ülke arasında imzalanan “Türkiye-Irak Stratejik İşbirliği Konseyi”nin rutin işlevi gereği olduğu gibi, hem de gittikçe artan ölçüde “devlet” haline gelmeye başlayan Irak’la ekonomik, siyasi, kültürel, askeri ve eğitim işbirliği alanlarındaki engelleri aşmak, yeni işbirliği alanları bulmak, Irak’ın istikrarının bölge istikrarına katkı sağlayacağı düşüncesi için gerekli ve şarttır! Üstelik bu ülkede Türkler (Irak Türkmenleri) de yaşamakta olup, onların can-mal ve kültürel güvenlikleri de Türkiye’nin vesayeti altındadır.