İran’daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin son haftasına girmesi, İran’da tansiyonun yükselişine neden olmuştur. İran’daki seçimlerin tarihine bakıldığında son hafta hep kader haftası olmuştur. Nitekim 2005 Cumhurbaşkanlığı seçiminin son haftasında Ahmedinejad’ın yükselişi gözlenmiştir.
İran’daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini reformcu-muhafazakâr ikilemi içinde değerlendirmek mümkün değildir. Bu seçim aslında, muhafazakârların kendi iç bölünmüşlüğünün ve muhafazakârların iç çatışmasının bir sonucudur. Nitekim bu seçimde muhafazakârların bir bölümü reformcularla ittifak yapmış, bir bölümü ise Ahmedinejad’ın arkasında yer almıştır Bu durum 1980’den sonra İran devlet sistemi içinde gelenekselleşmiş sağ ve sol veya reformcu-muhafazakâr saflaşma/ayrışım modelini kırmış ve yeni bir eğilimin doğuşu ile sonuçlanmıştır. Bu yeni olgu, muhafazakârlar ve reformcuların ittifakının bir ürünüdür.
Muhafazakâr-reformcu ittifakının nereye kader süreceği belirsizdir. Çünkü bu ittifak belli bir düşünsel birliktelikten daha çok “Ahmedinejad Tehlikesi” olarak adlandırılan korkuya tepkinin bir ürünüdür. Seçim sonucu bu ittifakında kaderini belirleyebilir. Ahmedinejad’ın kazanması halinde bu ittifak daha da derinleşebilir. Sistem içi çatışma daha da alevlenebilir.

Görünen o ki, muhafazakârların tarihî ittifakı bozulmuştur. Seçimdeki yüksek tansiyon da aslında bu çatlığın bir sonucudur. Reformcuların tek başlarına bu denli bir ortamın oluşmasını sağlamaları mümkün gözükmemektedir. Bu seçim aslında Rafsancani ve Hameney arasındaki çatışmanın belki de son sayfasıdır. Özellikle Hamney etrafında kümelenmiş molla, askerî yapı (Devrim Muhafızları, Besiç) ile Rafsancani etrafında kümelenmiş muhafazakâr ve reformcu güçlerin bir çatışmasının mahsulüdür. Ahmedinejad birinci grubun ve Mir Hüseyin Musevi ise ikinci grubun temsilcisi olarak yorumlanabilir.
Sistemin kendi iç hesaplaşmasında, toplumu da seferber etmeyi başardığını söylemek mümkündür. Sokaklara yüksek tansiyon hâkimdir. Toplum çok açık biçimde bölünmüş ve parçalanmış durumdadır. Mir Hüseyin Musevi kentli, eğitimli ve orta sınıf üzeri toplumsal kesimi seferber etmeye çalışırken Ahmedinejad ise kentlerin varoşlarını, yoksul kesimi ve kırsal alanda yaşayan insanları mobilize etmek istemektedir.
Bu toplumu seferberlik yarışında son zamanlarda Mir Hüseyin Musevi başarılı iken seçime sayılı günler kala Ahmedinejad’ın gücünde ciddi artış gözlemlenmektedir. Adayların TV tartışmalarında ise Ahmedinejad’ın daha başarılı olduğu gözüküyor. Özellikle Rafsancani’nin kendini Ahmedinejad’ın asıl rakibi olarak ilan etmesinin ve propagandasını bu yörüngede devam ettirmesinin, Ahmedinejad’ın yükselişinde etkili olduğu söylenebilir. İran toplumunda Rafsancani hakkında, sevimsiz, derin devlet ve mafya gibi, çok çeşitli olumsuz yakıştırma ve algı mevcuttur. Ahmedinejad bu durumun farkındadır ve bu durumu kullanmaktadır. Aslında 2005’te Rafsancani’yi yenmiş ve bu defa da aynı yöntem ile başarılı olabileceğini düşünmektedir. Ahmedinejad’ın tırmanışının diğer önemli sebebi de, daha önce tarafsız kalması düşünülen ve beklenilen Hamney’in tarafsız kalmak istemediği yönündeki işaretlerdir. Nitekim Devrim Muhafızları’nın ve Besiç’in (Gönüllü Milisler), Ahmedinejad’ın kazanması için kararlı oldukları gözüküyor. Bu da seçimlerde şaibeli işlerinde olabileceğinin habercisidir.
Birkaç gün önceye kadar Musevi’den açık ara geride olan Ahmedinejad, tırmanışa geçmiştir. Ahmedinejad’ın hala daha Musevi’yi yakaladığı söylenemese de kolay yenilebilir olmadığı da gözüküyor. Mir Hüseyin Musevi, seçimlere katılım yüksek olduğu takdirde kazanma şansını güvence altına alabilir, yoksa Ahmednejad yeniden gelebilir veya getirilebilir.