ABD-İran ve ABD-Rusya ilişkilerindeki temel gerginlik odaklarından olan İran’ın nükleer programı ve bu konudaki İran-Rusya işbirliği sonunda Rusya-Azerbaycan ve Azerbaycan-İran ilişkilerinde küçük çaplı sıkıntıya neden oldu. Teknik bir sorun gibi gündeme gelen olay ilk kez 21 Nisanda Rus İnterfaks haber ajansının Rusya gümrük makamlarına dayanarak verdiği haberle ortaya çıktı. Ajansının haberinde Rusya’nın İran’da inşa ettiği Buşer nükleer santralı için Azerbaycan demiryolu ile gönderilen malzemenin Azerbaycan-Iran sınırında bekletildiği belirtilmekteydi.
Haberde, malzemenin gerekli kontrollerden geçmesine ve Buşer nükleer santralı yapımının BM’nin İran’a yaptırımları bakımından bir istisnai durum oluşturmasına rağmen, 29 Marttan itibaren Astara gümrük kapısında bekletildiği belirtilmekteydi. Kaynak bu bekletmenin Rusya’nın İran’la yaptığı sivil amaçlı nükleer işbirliğine ilişkin devletlerarası anlaşma ile üzerine aldığı yükümlülükleri zamanında yapmasına olumsuz etki yapacağı bildirilmektedir.
İnterfaksın yayınladığı haberden sonra Rusya, Azerbaycan ve İran yetkilileri konuyla ilgili açıklamalar yapmağa başladılar. Malzemenin sahibi Rusya’nın Atomstroyeksport şirketinin basın sekreteri İrina Yesipoya yükün BM yaptırımlarıyla yasaklanan malzemelerden olmadığını ve götürülmesi için tüm uluslararası normlara uyulduğunu, sorunun çözülmesi için yapılan görüşmelerin Bakü’deki Rusya büyükelçiliği vasıtasıyla sürdürüldüğünü belirtti. Şirketin adı açıklanmayan bir yetkilisi ise, Azerbaycan’da yükün içeriğine ilişkin hiçbir talep almadıklarını söyledi.
Resmi Bakü adına 22 Nisan”da açıklama yapan Azerbaycan Dışişleri Bakanlığının basın sözcüsü Hazar İbrahim ise malzemenin BM”nin İran”a ilişkin yaptırım kararlarına aykırı olup olmadığını belirlemek için Rusya”nın konuyla ilgili ayrıntılı bilgi vermesini beklediklerini bildirdi. Azerbaycan Devlet Gümrük Komitesi (DGK) Başkanı Aydın Aliyev de aynı gün yaptığı açıklamada Buşer nükleer santralı için gönderilen malzemenin DGK laboratuarına yapılan resmi başvuruya dayanarak bekletildiğini açıkladı. Aliyev resmi başvuruya verilen cevap sonucunda yükün Azerbaycan Bakanlar Kurulu”nun 15 Aralık 2005 tarihli “İhraç mallarının denetlenmesi” kararındaki “ülkeden geçişi Bakanlar Kurulu iznine bağlı yükler” kategorisine ait olduğunun anlaşıldığını belirtti. Aliyev sorunla ilgili malzemenin sahibine bilgi verdiklerini ve belgelere göre yükün 171 bin dolar civarında ve 10 tondan fazla sıcak yalıtım donanımı olduğunu açıkladı. Sorunun bir diğer tarafı İran ise malzemenin gecikmesi sorununun Rusya’nın problemi olduğunu açıkladı.
Esasında Buşer nükleer santralının inşasındaki gecikme yeni bir konu değil. İran Buşer’de iki reaktörlü nükleer santralı yapımına ilk kez 1974 yılında daha Şah döneminde Almanların yardımı ile başlasa da, 1979”dakı İslam devrimi ve 1980–88 dönemindeki İran-Irak savaşı İran nükleer programının durmasına neden oldu. Batıyla düşman ilişkisinde olan ve Irak savaşında zayıflayan İran, askeri gücünü artırmak için 1980-lerin sonunda nükleer programa üstünlük vermeye başladı. Bu çerçevede İran ve SSCR arasında 22 Ocak 1989’da imzalanan ekonomik, ticari, teknolojik ve bilim alanında işbirliği anlaşması ilk adım sayılabilir. Bu anlaşmanı 1992 tarihli Rusya-İran nükleer işbirliği anlaşması izledi. 1995 yılında ise Buşer nükleer santralının yapılması yeniden Rusya’ya verildi. Geçen dönem zarfında Rusya-İran nükleer işbirliğinin ABD’nin baskısıyla çeşitli gecikmelere maruz kalması Buşer santralının faaliyete geçme tarihinin de birkaç defa ertelenmesine neden oldu. Sonuçta Rusya ve İran 2006 yılının Martında Buşer santralının inşasıyla ilgili değerinin 1 milyar dolar olduğu tahmin edilen anlaşma imzaladılar. Rusya 2006 Eylül’ünde yaptığı açıklamayla Buşer santralının Kasım 2007’de elektrik üretmeye hazır biçimde İran’a teslim edileceğini ilan etti. Fakat 2007 Şubat’ında iki ülke arasında nükleer santralın yapımında yaranan mali sorun yüzünden teslimat Eylül 2008’e ertelendi. Bu bağlamda Azerbaycan vasıtasıyla gönderilen yükün sınırda durdurulmasının Buşer nükleer santralının gecikmesine neden olacağı düşünülmekteydi. Ama sözkonusu problem Azerbaycan’la Rusya (ve İran) arasında ciddi bir soruna çevrilmedi ve Azerbaycan 1 Mayıs’ta yükün geçişine izin verdi.
Yapılmış resmi açıklamalarda sorunun teknik bir sorun olarak sunulmasına ve kısa vadede çözülmesine rağmen, olayın politik boyutlarının da olduğu gözardı edilmemelidir. Öncelikle, olay İran ekonomisini önemli derecede negatif yönden etkilemeye, hatta İran sivil gemilerinin kendi bayrakları altında sefer yapmamasına neden olan BM yaptırım kararlarının sıkı bir şekilde uygulanmaya başladığı döneme tesadüf etmiştir. Azerbaycan’ın da sözkonusu durumu gözönünde bulundurduğu düşünülebilir. İkincisi, dengeleri koruma prensibine dayalı Azerbaycan dış politikasında son dönemlerde ABD (ve Türkiye) lehinde belirli değişiklikler yaşanırken, sözkonusu politikanın diğer ayağını oluşturan Rusya ve İran açısından ters yönde gelişmelerin yaşandığı gözlemlenmektedir. Bu çerçevede Azerbaycan’ın son olaydaki tutumu ABD’nin bölge politikasına destek gibi de değerlendirilebilir.
Diğer taraftan ise, özellikle 2007 yılının başından beri Azerbaycan-Rusya ilişkilerinde doğalgaz sorunu ile başlayan, Azerbaycan’ın Gürcistan’a destek vermesi ve Batı’nın teşvik ettiği Rusya’ya alternatif yeni enerji projelerini aktif bir şekilde rol alma arzusu nedeniyle bir rahatsızlık yaşandığı gözlemlenmektedir. İki ülke arasındaki ilişkileri daha da olumsuz yönde gelişmesini körükleyen diğer olay ise Rusya’nın Karabağ konusunda Ermenistan’ı destekleyen tutumunu BM Genel Kurulunun Azerbaycan’ın işgal edilmiş topraklarına ilişkin 14 Mart 2008 tarihin kararını oylama sürecinde de ortaya koyması ve hatta Ermenistan lehinde diplomatik lobicilik faaliyetler yürütmesi olmuştur. Aynı şekilde Azerbaycan-İran ilişkilerinde de bir soğukluk sürecinin izleri görülmektedir. İki ülke arasında ilişkilerin olumsuz seyrinde İran-Ermenistan ve Azerbaycan-ABD ilişkilerindeki işbirliği esas problemler gibi öne çıkmaktadır.
Bu bakımdan, Azerbaycan’ın atmış olduğu yükü kısa süreli de olsa durdurma adımına sadece teknik bir konu olarak bakılmaması ve bunun Rusya ve İran’a kendi önem ve imkânlarını hatırlatmaya yönelik bir mesaj gönderilmesi gibi anlamak mümkündür.