Konferansa Davet: Ermenistan’daki Metsamor Nükleer Santrali’nin Çevre ve Bölgeye Etkileri
Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi – TÜRKSAM ülkemiz için çok büyük tehlike arzeden bir konuyu Türk kamuoyunun gündemine getirmektedir. Karadeniz’in öte yakasında olmasına rağmen kaza sonucu patlayan Çernobil Nükleer Santrali sebebiyle bugün ülkemizde özellikle de Karadeniz bölgesinde kanser vakalarında ciddi bir artısın olduğu söylenmektedir. Simdi Çernobilden çok daha büyük bir tehlike yanı başımızdadır ve maalesef ki Türk kamuoyu bu tehlikeden habersizdir. Türkiye’den sadece 16 km uzaklıkta Çernobil santralinden daha eski bir santral olan Ermenistan’daki Metsamor Nükleer Santrali Avrupa Konseyi ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun bir an önce kapatılması yönündeki bütün ısrarlarına rağmen çalıştırılmaya devam edilmektedir. Dünyanın en eski ve en tehlikeli teknolojisiyle inşaa edilen Metsamor Nükleer Santrali teknik ömrünü tamamlamıştır ve bir an önce kapatılmalıdır. Ancak Ermenistan enerji açığı bahanesiyle yanı başımızdaki saatli bombayı çalıştırmaya devam etmektedir.
Metsamor Nükleer santrali’nin mevcut tehlikesi son olarak İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü tarafından TÜBİTAK desteğiyle hazırlanan 'Türkiye Çevresindeki Nükleer Enerji Santrallerinin Bir Kaza Durumunda Türkiye'ye Olası Tehditleri' konulu araştırma ile de net bir şekilde ortaya konmuştur. Nisan ayında TÜBİTAK tarafından kamuoyuna açıklanacak bu çalışmada Atmosferik koşullar ne olursa olsun Metsamor’da meydana gelecek Çernobil benzeri bir kaza halinde, 24 saat içinde radyasyonun Doğu ve Güneydoğu bölgesini tamamen etki altına alacağı, sonraki günler tüm Türkiye'ye yayılacağı gerçeğini ortaya koymuştur.
Türkiye’de en son teknolojiyle kurulmak istenen nükleer santrallere kamuoyundan bu kadar büyük bir tepki gelirken sınırımızdan sadece 16 km uzaklıkta olan ve birinci dereceli deprem bölgesinde bulunan Metsamor’da yaşanacak kaza Türkiye (Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizin tamamının), Azerbaycan, İran, Nahçivan, Gürcistan ve aynı şekilde göçlerle nüfusunun yaklaşık yarsını kaybeden Ermenistan halkı için bir felaket olabilir. Dolayısıyla bu santralin kapatılması için yapılacak çalışmalara büyük bir tehlike içinde olan Ermenistan halkının ve Sivil Toplum Kuruluşlarının da katılması son derece önemlidir. Bu konferans Ermenistan veya nükleer enerji karşıtı değildir. Söz konusu bölgedeki farkında olmadığımız büyük bir tehlikeyi önlemek için çalışmaların koordinasyonu ve kamuoyumuzu bilinçlendirmeyi amaçlamaktadır.
Bu vesileyle bütün uluslararası kuruluşları, sivil toplum kuruluşlarını, çevre örgütlerini, bölge halkı ve yerel yönetimlerini, basın ve yayın kuruluşlarını, ilgili devlet mercilerini ve tüm insanlığı göreve çağırmaktayız.
Sorunu mercek altına alan “Ermenistan’daki Metsamor Nükleer Santrali’nin Çevre ve Bölgeye Etkileri” konulu panelde TÜRKSAM olarak sizi aramızda görmekten onur duyacağız. Sinan OĞAN TÜRKSAM Başkanı
Konferans Programı:
TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?
ERMENİSTAN’DAKİ METSAMOR NÜKLEER SANTRALİNİN ÇEVRE VE BÖLGELEYE ETKİLERİ
KONFERANS
TÜRKSAM
ULUSLARARASI İLİŞKİLER VE STRATEJİK ANALİZLER MERKEZİ
Toplantı Programı
Açılış 14.00
İstiklâl Marşı, Saygı Duruşu
Açılış Konuşması: Sinan Oğan – TÜRKSAM Başkanı
Panelistler:
14.15 Oturum Başkanı : Sinan Oğan – TÜRKSAM Başkanı
14.30 Cüneyt Polat – Televizyon Dergisi Programı Yapımcısı ve Sunucusu
Konu: Metsamor Nükleer Santrali’nin Bölgeye Olan Etkisi (Sinevizyon Gösterimi)
14.50 Abdullah Buksur – Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği Başkanı
Konu: Çevre ve İnsan Hakları Açısından Metsamor
15.10 Prof. Dr. Sümer Şahin – Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
Konu: Batı ve Sovyet Reaktör Teknolojilerinin Mukayesesi ve Metsamor
15.30 Prof. Dr. M. Özcan Ültanır – EkoEnerji Dergisi Genel Yayın Yönetmeni
Konu: Metsamor Nükleer Santrali ve Alternatif Kaynaklar
15.50 Yrd. Doç. Dr. Şenol Kantarcı – K.Ü.Uluslararası İlişkiler-TÜRKSAM Baş Danışmanı
Konu: Türkiye-Ermenistan İlişkileri ve Ermeni Sorunu Kapsamında Metsamor
16.10 Dr. Turhan Çömez – Balıkesir Milletvekili
Konu: Ülkemiz ve Bölgemiz Açısından Metsamor Nükleer Santrali
16.30
Soru ve Cevaplar
Oturum Başkanı Sinan OĞAN’ın Genel Değerlendirmesi, Kamuoyuna Çağrı ve Kapanış
__________________________________________
Yer: TOBB Salonu Kızılay / Ankara
Tarih: 8 NİSAN 2007 Pazar
Saat: 14:00 -17.00
Iletisim: Tel: 0536 569 81 91 - 0312 231 1559 E Posta: turksam@turksam.org
Bu konferans ve Metsamor Nükleer Santrali hakkinda daha detayli bilgi almak icin bakiniz
http://www.turksam.org/tr/index.asp
http://www.turksam.org/metsamor/metsamor.asp
www.sinanogan.com
Bu konuda yazdığımız makaleyi aşağıda sunuyoruz.
Bu makalede Türkiye sınırından sadece 16 km uzaklıkta bulunan Ermenistan’daki Metsamor Nükleer Santrali’nin Türkiye ve bölge için taşıdığı tehlike irdelenmekte ve santralin kapatılması için nelerin yapılması gerektiği tartışılmaktadır. Bununla beraber makalede santral ile iligli önemli teknik detaylar da verilmektedir. Tartışma konusu santral dünyanın en eski reasktörlerinden birisine sahip olup, ayrıca birinci dereceli deprem bölgesinde bulunmaktadır. Dolayısıyla makalede konunun bu yönlerine de değinilmektedir ve uluslrarası kurumların ve camianın santralin kapatılması yönündeki fikirleri de tartışılmaktadır.
Bu makalenin konusunu teşkil eden Metsamor Nükleer Santrali’nin makalede geniş bir şekilde ayrıntısı verilecek olan sebeplerle kapatılması istenirken tamamıyla teknik sebeplere dayanılmaktadır. Santralin kapatılması hattı-zatında başka bir tartışmanın konusu olmakla beraber nükleer karşıtlığı veya Ermenista’a karşı bir argümanın kullanılması ile ilgili değildir. Ermenistan’ın başkenti Erivan’ın 40 km güney batısında yer alan ve kendi anavatanlarında bugün kötü yaşam koşulları sebebiyle nüfusu 2 milyona düşmüş olan Ermenistan halkı için de son derece tehlike arzeden bu santralin kapatılması tamamen çevreci bir zihniyet ve bölgenin çevre güvenliği kaygısından kaynaklanmaktadır.
1986 yılında dünyanın iki süper gücünden birisi olan Sovyetler Birliği’nde yaklaşık 40 bin kişinin ölümüne, binlerce kişinin sakat kalmasına ve milyarlarca Dolarlık ekonomik kayba sebep olan Çernobil Nükleer Santrali kazası yaşandığı zaman kimse böyle bir şeyin olabileceğine ihtimal vermemişti. Ancak, bu talihsiz kaza yaşanmış ve sadece Ukrayna değil, Türkiye de dahil tüm bölge bu kazanın etkilerine maruz kalmıştır. Bugün dahi bu etkiler varlığını sürdürmektedir. Çernobil Nükleer Santrali ile benzer teknolojiye sahip olan ve sınırımızın hemen yanı başında faaliyet gösteren Metsamor Nükleer Santrali için de bugün aynı tartışmalar yaşanmaktadır. Başta Avrupa Birliği olmak üzere bütün dünyanın tehlikeli saydığı ve bir an önce kapatılmasına çalıştığı Metsamor Santrali Ermenistan tarafından halen kullanılmaya devam edilmektedir.
En Eski Teknoloji
Ermenice orijinal ismi Oktembryan
[1] olan ve bulunduğu ilçenin adıyla anılan Metsamor Nükleer Santrali, bugün dünyada bilinen en eski nükleer santral teknolojisiyle inşa edilmiştir. Bu santral Türkiye ve dünya basınında son dönemlerde sıkça ve/fakat çok değişik isimlerle anılmaktadır. Doğru kullanışı “Metsamor” olan santral için basında “Metzamor”, “Medzamor” ve “Medsamor” gibi isimlerle de kullanılmaktadır.
Metsamor Nükleer Santrali ilk nesil (first-generation) Rus teknolojisiyle yapılmıştır. İki ayrı blok olarak inşa edilen santral Metsamor-1 ve Metsamor-2 ünitelerinden oluşmaktadır. WWER 440/V230 tipindeki Metsamor-1 ünitesi 240 MWe gücündedir. İnşasına 1973 yılında başlanmış ve 28 Aralık 1976 yılında tamamlanarak işletime açılmıştır. WWER 440/V270 tipindeki Metsamor-2 ünitesi ise 400 MWe gücünde yapılmıştır. 1975 yılında inşasına başlanan ikinci ünite 31 Aralık 1979 yılında tamamlanarak elektrik üretimine başlamıştır.
Basınçlı su soğutmalı bir sistemle çalıştığı için “WWER”[2] olarak anılan ve bu özelliği dolayısıyla eski teknoloji olması sebebiyle bugün dünyada artık kullanımından vazgeçilen bu teknoloji Metsamor Nükleer Santrali’nde bugün halen kullanılmaya devam etmektedir. WWER tipli santraller kazalara karşı oldukça korumasız ve zayıf bir durumdadır. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumuna göre Metsamor dünyanın en tehlikeli santrali durumundadır.
[3] Buna rağmen Metsamor santralinde Batı standartlarına uygun güvenlik sistemi kurulmadığı gibi, santralin çekirdeğini kaplaması gereken en az iki metre kalınlığındaki çelik zırh bile halen yapılmamış durumdadır.
Metsamor Santrali 'WWER-440' tipli reaktörlerin ısı enerjisi üretim gücü 1375 MVt, elektrik enerjisi üretim gücü 440 MVt’dir. Ancak santralde yılda ortalama 320-340 MVt elektrik enerjisi üretilmektedir. Santralin tribün tipi ise 'K-220-44/3000'dir. 11,8 m yüksekliğinde olan reaktörün diametresi 4,27 m ve iç diametresi ise 3,56 m’dir. Yılda 14 ton uranyum tüketen bu reaktörlerin her birinin ağırlığı ise 201 tondur.
Ermenistan reaktörü tasarımında dikkate alınan pik yer ivme değeri 0.1 g olup, 1977 sonrası yapılan iyileştirmelerle dayanıklılığın 0.2 g’ye kadar çıkartıldığı iddia edilmektedir. Reaktör sahasına ait tasarımda esas olarak alınması gereken gerçek pik yer ivme değerinin bunun çok üzerinde olması gerektiği (0.4 g) ülkemizdeki uzmanların yanı sıra bir çok uluslararası uzmanca da bilindiği için Ermenistan hükümetinin 1993 yılında resmi olarak 2. üniteyi tekrar açma kararı alarak IAEA’dan yardım istemesi üzerine sismik güvenlik konusu en önemli konulardan birisi olarak tekrar gündeme gelmiştir.
IAEA uzman gruplarınca yapılan incelemelerde, santral tasarımı ve işletilmeye ilişkin yaklaşık 100 problem (IAEA yayını-TECDOC-640 Ranking of Safety Issues for WWER-440 model 230 Nuclear Power Plants) saptanmıştır. Bunların 60 tanesi derhal tedbir alınmasını gerektiren önemde güvenlik problemleridir. Bu reaktörlerin orijinal