Ülkemiz, Uluslar arası siyasette sürekli Ermenilerin soykırım iddialarıyla karşılaşmaktadır. Olmadığının kanıtlanması çabaları başarılı sonuçlar vermemektedir. Ancak Ermenistan’ın enerji ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayan ve ülkemiz içinde sürekli nükleer tehdit unsuru olan Metzamor Nükleer Santrali’nin kapatılması için Uluslar arası girişimler sorunu çözüme kavuşturacaktır.
Giriş:
1988 yılında Ermenistan'ın Spitak Bölgesi'nde yaşanan 25000 kişinin öldüğü depremde hasar gören ve dönemin Sovyet uzmanları tarafından riskli görülerek kapatılan, 1970'li yılların teknolojisiyle yapılmış Metzamor Nükleer Santrali, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Ermenistan'da yaşanan enerji krizi ile birlikte yeniden açılmıştır[1][1].
Kars'a 100, Iğdır'a ise en fazla 10 kilometre uzaklıkta bulunan santral Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde kurulmuş olup halen faaliyette bulunmaktadır1. Çevre örgütleri olası bir deprem ya da sızıntının sadece Kars, Ağrı, Iğdır, Erivan ve Nahçivan'ı değil, tüm Türkiye'yi, Gürcistan'ı ve bütün Ermenistan'ı etkileyeceğini belirtmektedir. Hatta atmosfer olayları daha geniş mesafelere radyasyonun yayılmasına sebep olabilir[2][2].
Füzyon santrallerinin yakıt kirliliği ve güvenlik alanındaki çalışmalarıyla tanınan İtalya’daki Ferrara Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Hayrettin Kılıç, Kars Kafkas Üniversitesi ile Kars Kent Konseyi'nin işbirliğiyle düzenlenen konferansta yaptığı konuşmada, Bulgaristan'daki üç, Ermenistan'daki iki santralın, dünyadaki 400 nükleer santral arasında kalite ve teknoloji sıralamasında en alt sırada yer aldığını vurguladı. Kılıç, 'Bu beş santral, kara listeye alınmıştı ve anında kapatılması için Avrupa Birliği baskı yaptı. Ermenistan, yapılan baskı sonucu kapattığı iki santralden birini, 1995 yılında ortaya çıkan enerji krizinden dolayı çalıştırmaya başladı' diye konuşmuştur[3][3].
BULGULAR
Sözde Ermeni Soykırım İddiaları
Ermeniler, soykırıma maruz kaldıklarını iddia etmektedirler. Bu iddialarının sebebi ise Türklerin barbar olduğunu göstermek ve eski topraklarına kademeli olarak geri dönmektir. Bu iddiaların doğru olmadığını kanıtlamak için sayısız araştırmalar yapılmış, belgeler ilan edilmiş ve tartışma önerilerinde bulunulmuştur. Ancak tüm çalışmalar ikna etme ve vazgeçirme noktasında yeterli olmamış, Ermeniler Uluslar arası kamuoyunda siyasi çalışmalarına devam etmişlerdir.
Tüm ülkeler konuya kendi çıkarları doğrultusunda bakmaktadır. Dolayısıyla Avrupa ülkeleri de Ermenistan’ın iddialarını reddetmede bir menfaat görmemektedir. Aksine Avrupa birliğine girme süreci yaşayan Türkiye, bu iddialar karşısında zor durumda bırakılıp “istekler listesi” arttırılabilir. Dolayısıyla birçok ülke ispat girişimlerimizi dikkate almamakta, Ermenilere destek vermektedir. Ermeni iddiaları Sevr antlaşması ile belirlenmiş sınırların yeniden hayata geçirilebilmesi içinde bir araçtır[4][4].
Uluslararası durum
Kars Belediyesi, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'na (UAEA) 2004 Ekim ayında resmen başvurdu. Belediyenin başvurusunun ardından UAEA, Ermenistan ve Türkiye'de incelemelerde bulunmak üzere bir heyet göndermeyi kabul etti[5][5].
Ermenistan yönetimi santralin daha uzun yıllar elektrik üretimine devam edeceğini ve güvenlik açısından bölgeye herhangi bir tehdit oluşturmadığını 14 yıl daha sorunsuz çalışabileceğini iddia ediyorlar. Ancak çevre örgütleri Ermenistan hükümeti ile aynı fikirde değil. Başını Dünyanın Dostları (FOE) adlı çevre örgütünün çektiği bir grup kuruluş Metzomor Nükleer Santralinin kapatılmasını istiyor[6][6].
Avrupa Birliği (AB), santralin 2004 yılında kapatılması konusunda 100 milyon Euro yardım sözü vermiş ama kapatılmayınca dondurmuştur[7][7]. Ülkede yaşanan enerji sıkıntısı, Ermenistan hükümetinin bu anlaşmaya uymasını engellemiştir. Ülkedeki toplam elektrik ihtiyacının yüzde 40'ını karşılayan santralin kapatılması ülkedeki sanayinin büyük oranda durması anlamına gelmektedir. Santralin kapalı tutulduğu 1990’lı yılların başında sanayi büyük oranda enerji sıkıntısı çekmiş ve ülkede evlere günde sadece 2 saat elektrik verilebilmiştir8.
Ermenistan’ın nükleer santralini kapatmama nedeni sadece enerji sıkıntısı değildir. Rusya’nın değişen dünya politikalarına uygun olarak ürettiği üçlü blok oluşturma niyeti de santralin bir güç unsuru olarak çalıştırılmasını gerekli kılmaktadır.
Ermenistan Devlet Başkanı Robert KOÇARYAN, 16-18 Ocak günlerini kapsayan Rusya Federasyonu ziyaret etmiştir. Ziyaret, gerek Ermenistan gerekse Rusya Federasyonu basınında büyük yankı bulmuştur. Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putinssss, Rusya'nın Ermenistan ile sıkı bağlar içerisinde bulunduğunu vurgulamış, ayrıca Gürcistan'dan çıkarılmakta olan askeri birliklerin Ermenistan'da konuşlanmış bulunan Rus askeri birliklerinde görev alması konusunda gösterdiği yakınlıktan dolayı Robert KOÇARYAN'a teşekkür etmiştir7.
Bunların dışında Ermenistan'ın Rusya Federasyonu'na olan, Metzamor Nükleer Santrali'nde kullanılan nükleer yakıttan kaynaklanan yaklaşık 40 milyon Dolarlık borcuna karşılık santralin mali idaresi bir Rus enerji şirketine devredilmiştir[8][8].
Metzamor’un faaliyette kalması için teknoloji ve ekonomik yetersizlikteki Ermenistan, Rusya'dan sürekli destek almaktadır. Son olarak geçtiğimiz 2003 Eylül ayında Erivan'a santralde işlenmek üzere nükleer yakıt gönderen Moskova hükümeti ayrıca teknik anlamda da santralin yeniden yapılanması konusunda yardım sunmaktadır[9][9].
Nükleer atıkların saklanma sorunu
2004 yılı Haziran ayı içerisinde Ermeni yetkililer tarafından, Rusya Federasyonu'ndaki nükleer santraller ile Ermenistan'daki Metzamor Nükleer Santrali’ne ait 11 varilden oluşan 200 kg'lik nükleer atığın, Y.Karabağ’a bağlı Hocalı'nın kuzey batısındaki Almalı, Seyitbeyli ve Çoladağ köyleri yakınlarındaki araziye gömüldüğü bildirilmiştir[10][10].
Ancak santralin kapanması da sorunu tam olarak çözmeye yetmiyor. Kirlenen su, toprak ve havadan radyasyonun kendiliğinden tamamen temizlenmesi 24.000 yıl alıyor[11][11].
Binlerce yıl tehlikeli kalacak ve gelecek kuşaklara ölümcül bir miras olarak bırakılacak olan nükleer atık konusu ise apayrı bir tehdit olarak görülüyor. Nükleer atıkların tam olarak zararsız hale getirilmesi mümkün olmamakla birlikte, bunların yeryüzünün 500 ile 1.200 m. altında özel olarak seçilmiş jeolojik oluşumlarda inşa edilecek depolara gömülmesi, tasfiye öncesi kullanılmış yakıtların önce paslanmaz çelik silindirlere konulması, sonra bu silindirlerin metal muhafazalara konarak, yer altındaki tünellerde açılmış deliklere yerleştirilmesi, deliklerin üstünün de dolgu maddesi ile kapatılması, yer seçiminde ise yeraltı suyu hareketleri, kaya yapısı, deprem, sel ve volkanik hareketler, doğal kaynaklar, nüfus yoğunluğu vb. hususların kesinlikle göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Son zamanlarda radyasyon camlaştırarak da koruma altına alınabilmektedir[12][12]. Ancak Ermenistan’ın bu yöntemi kullandığını söylemek mümkün değildir.
Yapılan çalışmalar
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkan Yardımcısı Dr. Erdener Birol ise, Ermenistan sınırındaki reaktörün, Çernobil'dekine benzer miadını doldurmuş eski tip bir reaktör olduğunu ifade ederek risk olduğunu söylemiştir. Birol, 'Çernobil'den sonra gerek Ermenistan, gerekse Trakya sınırında erken uyarı sistemleri kurduk. Tamamen yerli mühendislerimizin geliştirdikleri sistemler. Havada bir radyasyon yükselmesi olduğu zaman bunlar anında saniye mertebesinde Ankara'ya haber veriyorlar' dedi[13][13].
Benzer bir çalışmada Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) tarafından Iğdır- Kars yöresinde yapılması düşünülmektedir. Bölgede Radyasyon ölçümleriyle ilgili birde Enstitü kurulma girişimleri vardır.
Ulusal ve bölgesel basın ve yayın kuruluşlarımızın da konuya ciddiyetle yaklaştığını söylemek zordur. Yapılan yayınlar uzun süreli ve dikkat çekici olmamaktadır.
Bölgedeki yetkililerin Metzamor Nükleer Santrali hakkındaki görüşleri
Iğdır ve Kars Belediyeleri halkı bilinçlendirmek ve soruna dikkat çekmek amacıyla imza kampanyaları düzenlemişlerdir. Bu kampanyaların basın duyuruları ile yetkililer farklı açılardan sorunu ele almışlardır.
Iğdır Belediye eski Başkanı Orhan AĞIRKAYA, santralin zararlarını anlatırken, “1986 yılında konuyu gündeme getirdik, bir an önce kapatılması lazım. Tehlike arz ediyor, hastalıklar ortaya çıktı, uluslararası teşkilatlar bu konuya el koymalıdır. Bir tehlike anında Ermenistan da dahil bütün insanlar ölür.” demiştir. Taşburun Belediye Başkanı Rıza KUMTEPE de, “Ben Ermenistan’da konuyu dile getirdim. Ermeniler tehlike olmaz dediler. Burada ölçüm var ama ne kadar sağlıklı? Sızıntılar hastalıklara yol açıyor. Konu çok yönlü araştırılmalı. Kanser vakaları ve ölen vatandaş sayısı her gün artmaktadır.” ifadelerini kullanmıştır[14][14].
Iğdır Devlet Hastanesi dahiliye mütehassısı Dr. Emin AKYILDIZ ise, konuya ilişkin olarak şunları söylemiştir[15][15] “Metzamor Nükleer Santralinde depremle birlikte sızıntılar başladı. Bu radyasyon sızıntıları kanser hastalığına, sakat doğumlara, düşüklere yol açmaktadır. Bir patlama anında bölge için felaket olur. Ne olursa olsun santral kapatılmalıdır. 17 yıldır Iğdır’da doktorluk yapıyorum. 1990 yılından itibaren gün geçtikçe kanserli vakalar arttı her geçen yıl da artmaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi’nde en yüksek kanser vakası Iğdır’da yaşanıyor. İstatistikler 10 ile 15 yıl içinde kanser vakalarının arttığını gösteriyor”.
Iğdır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kamil Aslan, “Bu santral hemen kapatılmalıdır. Belediyenin açtığı bu imza kampanyasını destekliyorum. Konuya uluslararası Atom Enerjisi Başkanlığı el koymalıdır. Başka çare yoktur. Eski bir sitem, insanlık için tehlikedir.” ifadelerini kullandı15. Iğdır Belediye Başkanı Nurettin Aras da konuyu değerlendirirken, “Bu santral bölgemiz için değil insanlık için tehlike arz etmektedir. 1988 yılındaki deprem sonucu çatlamış, tehlike arz etmektedir. Asıl tehlike deprem fay hattının üzerinde olmasıdır. Bir deprem anında facia olabilir. Ayrıca bu santralin yakıtları uçaklarla taşınmaktadır. Uçaklar düşerek faciaya yol açabilir. Biz imza kampanyası başlatarak tepkimizi dile getirmeye çalışıyoruz. ‘Uluslararası camia görev başına’ diyoruz. Hemen bu santralin faaliyetleri durdurulmalıdır.” şeklinde konuşmuştur[16][16].
Kars Belediyesi ve Kent Konseyi Başkanı Naif ALİBEYOĞLU, büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzu belirterek, 'Biz bu santralın kapatılması için elimizden geleni yapıyoruz, ama yapabileceğimiz fazla bir şey yok. Devletimizin bu konu üzerine ciddi olarak gitmesi gerekiyor. Bu santralin sızıntı yapması veya patlaması halinde, Çernobil faciasından çok daha korkutucu sonuçlar ortaya çıkar' dedi[17][17].
Prof. Dr. Hayrettin KILIÇ, 'Nükleer santrallerin tamamen ıssız yerlere yapılması, yerleşim birimlerine en az 100 kilometre mesafede olması isteniyor. Ermenilerin çalıştırmaya başladığı bu santralin her yanı yerleşim birimi, Kars'ın yanı sıra Iğdır, Ardahan buraya çok yakın. Uluslararası Atom Enerji Kurumu'nun buna izin vermemesi gerekiyor. İnsan hakları bakımından da bu sakıncalı. Çünkü santralın mücavir alan içinde olması nedeniyle, o alan içinde oturanlardan yasal izin alınması gerekiyor. Bu sınırlarla ilgili bir sorun değil. Santralin çalışma süresi 2004 yılında sona eriyor. Ama Ermeniler şimdiden 10 yıllık bir uzatma süresi için çalışmalara başladılar bile' demiştir 17.
SONUÇ VE ÖNERİLER
Ermenilere ait sözde soykırım iddialarının gerçek olmadığını belgelerle kanıtlama çabaları uluslar arası arenada başarılı sonuçlar vermektedir. Ancak geçmişte olup olmadığının tartışılması yerine gelecekte olması muhtemel bir toplu ölüm riskinin tartışılması ülkemizin lehine sonuçlar verecektir. Ermenistan’ın hatalı olduğu, Türkiye’nin ise haklı olduğu uluslar arası siyasette kabul görecektir.
Bu yayında belirmek istenen strateji “saldırı, en iyi savunmadır” mantığına dayanmakla birlikte ulusal güvenliğimizi tehdit eden santralin kapatılmasını istemek en doğal hakkımızdır.
Bölgede nükleer bir tehdidin bulunduğunu ve bunun Ruslarla işbirliği içerisinde yapıldığı dünya kamuoyunda vurgulanarak işlenirse, diğer ülkelerin menfaatine ters düşen durum ülkemiz lehine dönecektir. Dolayısıyla durumun ciddiyeti üzerinden haklı bir siyasi girişim uygulanmalıdır.
Ermenistan’ın enerji ihtiyacı içerisine girmesi, komşu ülkelerden enerji alması ve iyi ilişkiler kurması demektir. Ancak siyasi açıdan Ermenistan hem Azerbaycan hem de Türkiye ile sorunlar yaşamaktadır. Santralin kapatılması Ermenistan’ı uzlaşmacı siyasete zorlayacaktır.
Yapılması gereken; Metzamor Nükleer Santralin kapatılması için ulusal ve uluslar arası dikkatin çekilmesi ve üst düzey girişimde bulunmasıdır.
Iğdır ve yöresindeki verimli topraklar radyasyon sızıntıları yada patlamasıyla kullanılamaz hale gelecek ve ülke ekonomisine büyük zarar verecektir. Siyasi baskıların cevap vermemesi durumunda önlem almak amacıyla şehirlerin boşaltılmasının dahi düşünülmesi gerekir.
KAYNAKLAR
“Metzamor Santrali AB’nin de Kâbusu”, Sabah Gazetesi, 17.11.2004
COHEN,B.L., Çok Geç Olmadan, Tübitak Popüler Bilim Kitapları, Ankara, 1995
“Nükleer santral kâbusu geri döndü” , Akşam Gazetesi, 20.10.2004
“Sınırda radyasyon paniği”, Radikal Gazetesi, 19.05.2004
“Kars’tan Ermenistan’a nükleer dava” , Milliyet Gazetesi, 11.01.2003
“Ermenistan Türkiye’yi Metzamor Nükleer Santrali ile Tehdit Ediyor.”, Sinan OGAN, Asam, 09.03.2005
AKBULUT, Y., Ermeniler ve Bingöldeki Ermeni Tehcirleri, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1998
“ Metzamor Nükleer Santrali çevre için büyük tehdit”, Milliyet Gazetesi, 24.01.2004
“Halka rağmen teknoloji”, Milliyet Gazetesi, 01.08.1999
“Kars Sınırında Yeni Çernobil” , Zaman Gazetesi, 20.01.2003
İhlas Haber Ajansı, “Ermenistan Nükleer Atıkları Yerleşim Bölgeleri Yakınlarına Gömmeye Devam Ediyor”, IĞDIR, 24.01.2004
1“Halka rağmen teknoloji”, Milliyet Gazetesi, 01.08.1999
[2][2] COHEN,B.L., Çok Geç Olmadan, Tubitak Popüler Bilim KitaplarI, 92-125 s., Ankara, 1995
[3][3] “Nükleer santral kabusu geri döndü” , Akşam Gazetesi, 20.10.2004
[4][4] AKBULUT, Y., Ermeniler ve Bingöldeki Ermeni Tehcirleri, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 43-55 s., 1998
[5][5]“Kars’tan Ermenistan’a nükleer dava” , Milliyet Gazetesi, 11.01.2003
[6][6] “ Metzamor Nükleer Santrali çevre için büyük tehdit”, Milliyet Gazetesi, 24.01.2004
[7][7] “Ermenistan Türkiye’yi Metzamor Nükleer Santrali ile Tehdit Ediyor.”, Sinan OGAN, Asam, 09.03.2005
[8][8] “Ermenistan Nükleer Atıkları Yerleşim Bölgeleri Yakınlarına Gömmeye Devam Ediyor”, İhlas Haber Ajansı,24.01.2004
[9][9] “Sınırda radyasyon paniği”, Radikal Gazetesi, 19.05.
[10][10]“Sınırda radyasyon paniği”, Radikal Gazetesi, 19.05.2004
[11][11] COHEN,B.L., Çok Geç Olmadan, Tubitak Popüler Bilim KitaplarI, 189-160 s., Ankara, 1995
[13][13] “Metzamor Santrali AB’nin de Kabusu”, Sabah Gazetesi, 17.11.2004
[14][14] “ Metzamor Nükleer Santrali çevre için büyük tehdit”, Milliyet Gazetesi, 24.01.2004
[15][15] Cihan Haber Ajansı, “Kars sınırında yeni Çernobil”, KARS, 20.01. 2003
[16][16]“ Metzamor Nükleer Santrali çevre için büyük tehdit”, Milliyet Gazetesi, 24.01.2004
[17][17] “ Metzamor Nükleer Santrali çevre için büyük tehdit”, Milliyet Gazetesi, 24.01.2004