Türkiye'ye 16 kilometre uzakta bulunan Ermenistan'daki Metsamor Nükleer Enerji Santralı'nda bir kaza olursa, 24 saat içinde radyasyon tüm Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu etkisi altına alacak.
İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü tarafından TÜBİTAK desteğiyle hazırlanan "Türkiye çevresindeki nükleer enerji santrallarının bir kaza durumunda Türkiye'ye olası tehditleri" konulu araştırma, ülkemizin ne kadar büyük bir nükleer tehdit altında olduğunu ortaya koydu. Elde edilen ilk sonuçlara göre, Ermenistan'daki Metsamor Nükleer Enerji Santralı'nın Türkiye açısından uykuları kaçıracak kadar tehlikeli olduğu belirlendi.
Hava koşullarının etkisi
Atmosferik koşullar ne olursa olsun Türkiye'ye 16 km uzaklıktaki santralda meydana gelecek Çernobil benzeri bir kaza halinde, 24 saat içinde radyasyonun Doğu ve Güneydoğu bölgesini tamamen etki altına alacağı, sonraki günler tüm Türkiye'ye yayılacağı gerçeğini ortaya koydu.
Çalışmanın kapsamlı sonuçları nisan ayında TÜBİTAK tarafından kamuoyuna açıklanacak. Dr. Tayfun Kındap başkanlığında bir araştırma grubu tarafından yapılan araştırmada şu çarpıcı sonuçlara ulaşıldı:
Belki de yakın bir gelecekte, Çernobil benzeri bir nükleer kazayla Türkiye'nin karşı karşıya kalmasının söz konusu olabileceği belirtilen araştırmada şöyle denildi:
Deprem üretecek faylar var
Yeni araştırmalara göre, santralın yakınında 5'ten büyük deprem üretecek yeni faylara da rastlandığını belirten Dr. Kındap şöyle devam etti:
24 saat sürse bile büyük tehlike var
Araştırmada, olası bir kaza durumunda Türkiye'nin nasıl ve ne kadar etkileneceğiyle ilgili olarak bir model çalışması yapıldığı, bunun için de en kötü asmosferik koşulların seçildiği belirtilerek şöyle denildi: "Santraldaki problemin 24 saat süreceği farz edilerek, yapılan bir simülasyon sonucu ne kadar büyük tehlikelerle karşı karşıya kalacağımızı haritalarda gösteriyoruz. Çernobil kazasında olduğu gibi günlerce süren bir problemle karşı karşıya kalabileceğimizi düşünürsek, Türkiye'nin radyasyondan etkilenmeyen hiçbir yerinin kalmayacağı ve sadece bunu yaşayan bizlerin değil gelecek kuşakların da kâbusu olacağını şimdiden söyleyebiliriz."